Mehmet Sebih Altun

Mehmet Sebih Altun

Mehmet Sebih Altun yazdı | İnsanlığın son sığınağı; Vicdan

Dünya hızla değişiyor; Teknoloji gelişiyor, şehirler büyüyor, ulaşım kolaylaşıyor, bilgiye erişim birkaç saniyeye sığıyor. İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde bu kadar hızlı bir değişim yaşanmamıştı. Fakat bütün bu değişimin ortasında sessizce büyüyen başka bir gerçek var:

İnsan, insandan uzaklaşıyor.

Eskiden insanlar aynı sofrada buluşurdu. Şimdi aynı evin içinde bile farklı ekranlarda yaşıyoruz. Eskiden komşular birbirlerinin kapısını çalmadan gün bitirmezdi. Şimdi aynı apartmanda yıllardır yaşayan insanlar birbirlerinin isimlerini bilmiyor.

Gelişiyoruz ama yakınlaşıyor muyuz?

İşte cevap verilmesi gereken asıl soru budur.

Çünkü medeniyet yalnızca yüksek binalar yapmak değildir. Medeniyet, o binaların içinde yaşayan insanların birbirlerine ne kadar değer verdiğiyle ölçülür.

Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar yalnızlıktan şikâyet ediyor. Oysa nüfus hiç olmadığı kadar fazla. Kalabalıkların içinde yalnızlaşmak, çağımızın en büyük çelişkilerinden biridir.

Bir zamanlar insanlar ekmeğini paylaşırdı. Şimdi insanlar fikirlerini bile paylaşmaktan korkuyor. Çünkü farklı düşüncelerin düşmanlık sebebi haline getirildiği bir çağın içinden geçiyoruz.

Oysa düşünceler farklı olabilir.

İnançlar farklı olabilir.

Kültürler farklı olabilir.

Ama insanlık ortak olmalıdır.

Bir çocuğun gözyaşı dünyanın neresinde akarsa aksın aynı acıdır. Bir annenin yüreği hangi dili konuşursa konuşsun aynı endişeyi taşır. Bir babanın evladına duyduğu sevgi dünyanın bütün sınırlarından daha büyüktür.

İnsan olmanın ortak dili budur.

Ne yazık ki günümüzde insanlar birbirlerini tanımadan yargılıyor. Dinlemeden hüküm veriyor. Anlamadan suçluyor.

Oysa ön yargı, hakikatin en büyük düşmanıdır.

Çünkü insan tanıdıkça sever.

Anladıkça yakınlaşır.

Dinledikçe öfkesi azalır.

Bugün ihtiyacımız olan şey daha fazla tartışmak değil, daha fazla anlamaya çalışmaktır.

Çünkü haklı olmak her zaman çözüm üretmez.

Bazen çözüm, karşıdakini anlamaya çalışmakla başlar.

Hayatın bize öğrettiği en önemli gerçeklerden biri de şudur:

Hiçbir makam sonsuza kadar sürmez

Hiçbir servet ebedi değildir.

Hiçbir güç mutlak değildir.

Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.

Bir zamanlar dünyanın en güçlü insanları olarak görülen isimlerin çoğu bugün yalnızca kitap sayfalarında birkaç satırdan ibarettir.

Fakat aynı tarih, iyilik yapan insanların isimlerini nesiller boyunca yaşatmıştır.

Çünkü insanı ölümsüz yapan şey sahip oldukları değil, geride bıraktıklarıdır.

Bir okul yaptıran bir hayırsever...

Bir öğrencinin elinden tutan bir öğretmen...

Bir hastanın duasını alan bir doktor...

Bir yetimin başını okşayan bir gönüllü...

İşte gerçek miras budur.

Bugün toplum olarak en büyük hatalarımızdan biri değeri yanlış yerde aramamızdır.

İnsanların ne kadar iyi olduklarına değil, ne kadar güçlü olduklarına bakıyoruz.

Ne kadar dürüst olduklarına değil, ne kadar zengin olduklarına bakıyoruz.

Ne kadar faydalı olduklarına değil, ne kadar görünür olduklarına bakıyoruz.

Oysa görünmek ile değerli olmak aynı şey değildir.

Bir ağacın en önemli kısmı toprağın altında kalan kökleridir.

Kimse onları görmez.

Ama ağacı ayakta tutan onlardır.

Toplumlar da böyledir.

Gösterişten uzak yaşayan, sessizce çalışan, dürüstlüğünden taviz vermeyen insanlar bir toplumun görünmeyen kökleridir.

Onlar varsa umut vardır.

Onlar varsa gelecek vardır.

Onlar varsa adalet yeniden filizlenebilir.

Bugün çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras para değildir.

Ev değildir.

Arsa değildir.

Makam değildir.

Onlara bırakacağımız en büyük miras karakterdir.

Çünkü karakterin olmadığı yerde bilgi tehlikeli olabilir.

Gücün olmadığı yerde değil, vicdanın olmadığı yerde felaket başlar

İnsanlık tarihi bunun örnekleriyle doludur.

Bu nedenle çocuklarımıza yalnızca başarılı olmayı değil, iyi insan olmayı da öğretmeliyiz.

Çünkü başarı alkış getirir.

Ama iyilik dua getirir.

Ve dua, bazen dünyanın bütün alkışlarından daha değerlidir.

Gelecek yıllarda dünya yine değişecek.

Bugün kullandığımız teknolojiler eskiyecek.

Bugün önemli görünen birçok mesele unutulacak.

Fakat bazı şeyler değişmeyecek.

Adaletin değeri değişmeyecek.

Merhametin değeri değişmeyecek.

Dürüstlüğün değeri değişmeyecek.

İnsanlığın ihtiyacı olan şey yine sevgi olacak

Yine vicdan olacak.

Yine dayanışma olacak.

Çünkü çağlar değişir ama insanın kalbi değişmez.

İşte bu yüzden geleceğe bırakılacak en önemli mesaj şudur:

İyi bir insan olmak modası geçmeyecek tek erdemdir.

Yıllar sonra bu satırları okuyacak insanlar belki bizi tanımayacak.

Belki yaşadığımız dönemin ayrıntılarını hatırlamayacak.

Ama eğer insanlık hâlâ ayaktaysa, bunun sebebi birbirine iyilik yapmaktan vazgeçmeyen insanlar olacaktır.

Ve o gün geldiğinde herkes aynı gerçeği yeniden fark edecektir:

Dünyayı kurtaranlar en güçlüler değil, insan kalabilenlerdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Sebih Altun Arşivi