Mesut Fidançiçek

Mesut Fidançiçek

Mesut Fidançiçek yazdı | Caddeler, kaldırımlar kimin? Diyarbakır’da "yaya" olabilme mücadelesi

Diyarbakır’da uzun zamandan beri tanıklık ettiğimiz ancak bir türlü değişmeyen/ değiştirilmeyen bir “kaldırım ve cadde işgalleri” sorunu var. Bu kronikleşmiş sorun, haberleştirilmesinin ardından göz boyarcasına yapılan denetimlerle birkaç günlüğüne çözülüyor gibi görünse de hemen sonrasında "eski tas eski hamam" dedirten o manzara sürekli tekrarlanıyor. Aynı görüntüler, kentin modern yüzü denilen yerlerde; kafelerin pergola, gölgelik ve tenteler kullanarak yaptığı işgallerle de sürüyor.

Gelin, eğri oturup doğru konuşalım; kentin kaldırımlarında, caddelerinde yürümek adeta bir engel parkurunu tamamlamaya benziyor. Bugün Diyarbakır’ın en işlek caddelerinde bile durum içler acısı.

İş yerlerinin adeta doğal uzantısı haline gelen alanlar... Dükkânın içi yetmiyormuş gibi kaldırımlara taşan ticari mallar, askılar, cansız mankenler... Kıraathane ve kafelerin özellikle yaz aylarında başlayıp neredeyse tüm yıla yayılan, kaldırımı tamamen kapatan masa ve sandalyeleriyle oluşturulan açık hava salonları... Gelişigüzel park edilen araçlar ve seyyar satıcıların, yayaya ayrılan iki metrelik şeridi kendi otoparkı veya tezgahı gibi kullanması...

Düşünün; çocuk arabasıyla dışarı çıkan bir anne, bastonuyla yürümeye çalışan bir yaşlı, en önemlisi de bir engelli vatandaş böylesi bir ortamda nasıl güvenle ilerleyecek? Defalarca şahit oluyoruz; kaldırımda yürüyecek yer bulamadığı için mecburen caddeye, akan trafiğin içine dalan yayalara araçlar teğet geçiyor.

Burada amacımız esnafı baltalamak değil; bu ortak yaşamın gereği, herkesin sınırını bildiği bir kültür meselesi, bir yaşam tarzıdır. Ve her şeyden önce yayanın hakkının gaspıdır.

Daha önce alınan kararlarla; kent estetiğinin korunması, yaya güvenliğinin sağlanması, görüntü ve gürültü kirliliğinin önlenmesi, özellikle de turizm sezonlarında tarihi dokunun rahatça gezilebilmesi adına seyyar satıcıların ve esnafın kaldırımları işgal etmesine izin verilmemesi kararlaştırılmıştı.

Peki, nerede uygulama?

Bugün kaldırımların ve caddelerin ticari alan haline getirilmesi, "ortak yaşam alanlarına saygı" kültürünü yok edip yerine güçle beslenen bir bireyselciliği ortaya çıkarıyor. Maalesef bu durum, artık kanıksanan bir realite haline geldi. Sokaklar, caddeler, kaldırımlar herkesin güvenle ait olduğu bir yer olmaktan çıkıp, birilerinin mülkiyet alanına dönüşüyor.

Bu tür işgaller, kent kültürünü derinden zedeleyen bir boyuta ulaşmış durumda. Ve tam da bu noktada, asıl görev ve sorumluluk belediyelere düşüyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mesut Fidançiçek Arşivi