Mesut Fidançiçek

Mesut Fidançiçek

Mesut Fidançiçek yazdı | Kaçak suyun peşinde; DİSKİ’den ihbar çağrısı

Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (DİSKİ) açıkladığı son verilere göre, 18 ayda 44 bini aşkın denetim yapılmış, 4 binden fazla kaçak su kullanımı tespit edilmiş. Kurum, su fiyatlarındaki artışın nedenlerinden biri olarak kaçak kullanımı gösteriyor. DİSKİ Abone İşleri Daire Başkanı Uğur Özer de su maliyetlerinin düşmesi için kaçak kullanımın azaltılması gerektiğini söylüyor.

Buraya kadar her şey teknik ve anlaşılabilir.

Ancak açıklamanın son bölümünde vatandaşların Alo 153 üzerinden kaçak su kullanımını ihbar etmeye çağrılması tam bir handikap.

Diyarbakır'ın siyasi ve toplumsal hafızasını bilenler açısından ister istemez bir kara mizah örneği.

Bu şehirde yıllardır iktidarın güvenlik politikalarını, muhbirlik sistemlerini, komşunun komşuyu ihbar ettiği mekanizmaları eleştiren siyasi geleneğin sistemle benzeştiği noktaya gelmesi çok kötü. Tam anlamıyla ve ciddi bir çelişki.

DİSKİ’nin toplumsal barışı zedeleyen bu kolaycı yönteme başvurmadan önce şu hayati sorulara yanıt araması gerekir:

Şebekelerdeki fiziki kayıp-kaçak oranı nedir? Borulardaki eskilik ve arızalar nedeniyle toprağa sızıp giden milyonlarca metreküp suyun faturası neden halka kesiliyor?

Enerji giderlerini azaltacak adımlar atılıyor mu? Pompaj istasyonlarının yüksek elektrik maliyetini düşürecek Güneş Enerjisi Santralleri (GES) gibi alternatif enerji yatırımları neden yeterince devreye alınmıyor?

Kurumsal tahsilat ve yönetim verimliliği ne durumda?

Asıl tasarruf altyapıda başlar, ihbarda değilSu fiyatlarının düşmesi için önce bu soruların cevaplarını vermek gerekiyor.

Modern belediyecilik anlayışı, vatandaşları birbirini ihbar etmeye yönlendirmekten çok, kaynağın verimli kullanılmasını sağlayacak sistem ve bilinç aşılanmasını gerektirir.

İhbar kültürü ve toplumsal hafıza

Diyarbakır sıradan bir şehir değil; Kentin hafızasında ihbar kelimesi çok şey çağrıştırır.

Yıllarca siyasi tartışmaların, toplumsal travmaların ve güvenlik politikalarının merkezinde yer almış bir kavramdır. Bu nedenle "kaçak su kullanan komşunuzu bildirin" çağrısı toplumsal hafızada farklı anlamlar ve bakış açısı üretir.

Özellikle DEM Parti çizgisindeki siyasetin yıllardır dayanışmayı, mahalle kültürünü ve toplumsal güven ilişkilerini öne çıkaran (Komünal Yaşam) söylemleri düşünüldüğünde, bugün aynı siyasi geleneğin yönettiği bir kurumun çözümü ihbar mekanizmasında araması ister istemez ironik bir tablo ortaya çıkarıyor.

Bir zamanlar muhbirlik kültürünü eleştirenlerin bugün vatandaşları ihbarcı olmaya davet etmesi, Diyarbakır siyasetinin son yıllardaki en ilginç çelişkilerinden biri olarak kayıtlara geçebilir.

Asıl tasarruf nerede başlar?

Suyun her damlası gerçekten kıymetli; buna kimsenin itirazı yok.

Ancak suyu korumanın yolu yalnızca vatandaşın kapı komşusunu takip etmesi değildir.

Asıl tasarruf, kurumların kendi kayıplarını azaltmasıyla, tüketim bilinci oluşturulması, altyapı yatırımlarını güçlendirmesiyle, enerji maliyetlerini düşürmesiyle ve kaynak yönetimini daha verimli hale getirmesiyle başlar.

Vatandaşın görevi suyu tasarruflu kullanmak ve bedelini ödemektir.

Belediyenin görevi ise vatandaşları birbirine karşı konumlandırmadan, güven duygusunu zedelemeden hizmet üretmektir.

DİSKİ'nin açıklamasını okurken aklıma takılan soru tam da bu oldu; Su fiyatlarını düşürmenin gerçekten başka yolu yok mu?

Yoksa en kolay yöntem, maliyetin bir kısmını vatandaşın omzuna yükleyip komşusunı ihbar etmeye çağırmak mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mesut Fidançiçek Arşivi