Mesut Fidançiçek
Mesut Fidançiçek yazdı | Bu ne yaman çelişki anne? Beştepe’de ‘Kum Gibi’, Bursa’da tehdit!
Ülke olarak tezatlarımızı sıralasak , şüphesiz kapağına yerleştireceğimiz muazzam iki olayı geride bıraktığımız bir hafta yaşadık.
Dünya siyasetinin kalbi, Ankara’daki NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Külliyede dünyaya hükmeden müttefik ülke liderlerini almış; bir kültürel diplomasi hamlesi olarak onlara Ahmet Kaya’nın "Kum Gibi" şarkısını dinletiyor.
Muhtemelen Trump şarkının ritmiyle uzaklara dalıyor, o sırada Macron iç geçiriyor, Mark Rutte "küresel güvenlik stratejileri" üzerine düşünürken fonda "Acımasız olma şimdi bu kadar" dizeleri yankılanıyordu.
Devlet aklı, başkentin göbeğinde, pragmatik kaygılarla bu toprakların en sancılı, en hüzünlü ve bir dönem dışlanmış sesini küresel bir vizyon belgesi olarak masaya koyuyor.
Buraya kadar her şey tamam…
Gelgelelim, Beştepe’deki bu Ahmet Kaya ezgileri, Ankara'dan çıkıp Bursa’nın ara sokaklarındaki bir çiğköfteci dükkanına ulaşırken havada ani bir mutasyona uğruyor.
Bursa’da sözde vatan sevdalısı, dükkanında Ahmet Kaya dinleyen bir çiğköftecinin başına dikilmiş. Altındaki şortu, elindeki tesbihi ve muhtemelen hayattaki tek başarısı bir dükkan basabilmek olan muazzam özgüveniyle bağırıyor: "Senin kafanı o camdan içeri sokarım!"
Buyurun cenaze namazına…
Külliye'deki masada stratejik hamle olarak kullanılan enstrüman, Bursa’daki çiğköfte tezgahında ülke kurtarma fantezisiyle "kafa yarma" gerekçesine dönüşüyor. Cumhurbaşkanı’nın koskoca ittifak liderlerine dinletirken beis görmediği melodiyi, Bursa’daki yerli ve milli "kültür başmüfettişi" memleket sevdalısı terör eylemi sayıyor.
Sormak lazım; Senin bu üstün hassasiyet ayarlarından devletin en tepesinin haberi yok mu? Sen orada iki dürüm arasında memleketi kurtarırken, senin o "kamusal alanda çaldırmam" dediğin şarkıyı, devletin başı uluslararası protokole dinletiyor. Şimdi sen, Cumhurbaşkanı'na da gidip "Senin kafanı o Külliye'nin camından içeri sokarım" mı diyecek misin? Yoksa bu heybetin, bu raconun sadece ekmeğinin peşindeki çiğköfteciye mi söküyor?
Bu tezat, aslında bu ülkenin ruh halinin en net röntgenidir. Yukarıda her şeyi çözen, kucaklayan, pragmatik davranan ve "büyük resmi" gören bir devlet aklı var; aşağıda ise o aklın yıllarca pompaladığı ezberlerle beslenmiş, kraldan çok kralcı bir linç kültürü.
Mesut Fidançiçek yazdı | Yine eksildik; Kadir Abi Gitti…
27 Haziran 2026 Cumartesi 23:39Mesut Fidançiçek yazdı | Suyun akışını değiştiren rant: Diyarbakır nereye gidiyor?
22 Haziran 2026 Pazartesi 00:09Mesut Fidançiçek yazdı; Sur'daki soruna neşter; İdare-i maslahattan kesin çözüme
13 Haziran 2026 Cumartesi 01:42Mesut Fidançiçek yazdı: Diyarbakır’ın tefecilik belası ve Resul Koluman vakası
10 Haziran 2026 Çarşamba 17:20Mesut Fidançiçek yazdı | Rahmi Koç; Bir fıkranın ardındaki karanlık
07 Haziran 2026 Pazar 00:25Mesut Fidançiçek yazdı; Diyarbakır’da çürümüşlüğün ayak izleri
03 Haziran 2026 Çarşamba 01:09Mesut Fidançiçek yazdı | Caddeler, kaldırımlar kimin? Diyarbakır’da "yaya" olabilme mücadelesi
01 Haziran 2026 Pazartesi 05:06Mesut Fidançiçek yazdı | Bir aidiyet meselesi; Trabzonspor mu, Amedspor mu?
25 Mayıs 2026 Pazartesi 17:42Mesut Fidançiçek yazdı | Mem Ararat ve Kom Müzik gerilimi; Kim haklı?
21 Mayıs 2026 Perşembe 19:00Mesut Fidançiçek yazdı: Amedspor ve toplumun normalleşmesi
05 Mayıs 2026 Salı 17:01
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.