Mesut Çokur yazdı | Atanmış Düzenbazın Günlüğü 3

Sevdaya dair sonunu bildiğin yollar ne kadar uzun olursa o kadar artıyor hasretlik. Hangi vasıtayla gittiğinin ne önemi var; uçak ya da tren. Ucuz yollu olanı, gençlik göz önüne alındığında daha makbul oluyor.

Gençlik beklemenin bir diğer adıdır; bazen hüznü, bazen neşeyi. Yol masrafından edilen tasarruf memlekete dönüşü geciktiriyordu. Bir gün daha kiralanıyordu möbleli daire. Biraz daha bekletilmeliydi ev ahalisi. Annenin gönlü alınırdı; anneydi, affederdi. İnsan oğluna ne kadar kızabilirdi ki! Anneler anlardı. Evladı mutluysa mutlu olur, mutsuzsa karaları bağlardı.

Zincir marketlere doğru yol alınırdı. Ezberden evin erkeği rolü üstlenilir ve alışveriş yapılırdı. Okumuş kız yemek yapmayı mı bilirdi sanki? Takılırdı mutfak önlüğü baştan aşağı ve başlardı yemek faslı. Derinliği olduğuna bin şahit isteyen eski bir tava, bir çay bardağı sıvı yağ ve patlayan zerzevatlara eşlik eden bir dolu kahkaha...

Günaha yakın olunan yerde günahtan uzak kalmayı beceren saf yüreklerdik. Sevmekten büyük günah yok demeyi de iyi bilirdik. Bir gün bile elma istemedi benden. İstese ne olurdu sanki? Hangi evlat babasından daha yiğit olabilir ki? Günah deyip nerelere girdim yine. Haksız da sayılmam; cennetten kovulmak bütün günahların zirvesi. Olsun, ben de Ademoğluyum, hatalarla doluyum.

Yalnız kaldığımız zamanlarda sebzelerden pek bir farkımız olmazdı; onlar da kızarırdı tıpkı bizim gibi. Onları kızartan benim ellerimdi, beni kızartan onun elleri. Yaptığım kayıntılarla karnımızı doyurduktan sonra, birkaç katlı apartman kümesinin doldurduğu manzaramıza nazır hayaller kurardık. Daha ayrılmadan, bir dahaki gelişimi seyre dalardık. Bu defa yapamadığımız her şeyi bir sonraki gelişimde yapmak için söz verirdik aşkımızın üstüne.

Bir şarkıyı baştan sona hiç dinleyemedik. Hep Sezen'e eşlik ederdik. Ya bana bakardı çimen yeşili gözleriyle ya da dalıp giderdi hayatında olmadığım günlerine. Değer kattığımı düşünmeyin benliğime, onun yalancısıyım.

"Neden söz ederse çiğ süt emmiş bu mahluk, aksine akdi vardır," derdi rahmetli babam. Tercümesi de şu: Söylediğinin aksine aşıktır insan; taparcasına ve delicesine. "Babam demişti" demem gerekiyormuş bugünlerde. Yad edeyim onu da. Yirmi küsur yılımın gülümseten anılarının müsebbibi, varlığıma sebep olan iki kişiden biri. Söyledikleri hafızamda hâlâ çok diri; eksilmedi bir an olsun kalbimdeki yeri.

Hakkını helal et babacığım, sözümüzü tutamadık. Kabrinin başında eşim olmaya söz veren kadın başkasına gelin oldu. Benim yerim de diri diri senin yanın oldu. Biz yokuz, yoktuk, yokmuşuz. Ben kaldım başı eğik, ben kaldım biçare, ben kaldım tamamlanamamış.

Beni affet...

[email protected]

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mesut Çokur Arşivi