Mesut Çokur
Mesut Çokur yazdı | Susama Susamak
Eski benliğimin dışarı teşrif saati geldi de geçiyor. Sabah, gözünü açmaya muktedir bir bebek gibi aydınlanıyor. Balkona bakan duvarlar, karşı binadan yansıyan güneşin sarısına boyandı. Umutlar, pencere korkuluklarına dayandı. Her an mevcudiyeti terk edebilirler.
Yine ne zırvalıyorum ben? Tamam, tamam, hatırladım. Güneş doğmadan simitler dizilmiş camekânın gerdanına. Davete ne hacet, mirim! "Gel," diyor; kokusu dile gelmiş, davet ediyor.
Uzun sabahlar, sen hasat ederdin bu fırının mamullerini. Sen susama, ben sana doyardım.
Eski hâlimi, evlat özlemi çeken bir baba gibi arıyorum. Sabah saatlerine ulaşmak için geceyle çok çatıştım. "Olmazlar olsun," diye yıprandım ve gelecek denen günleri yıprattım. Öznesi sen olduğun için öncesi çok önem teşkil etmedi.
Hangi rahim, öleceğini düşünerek bir can meydana getirebilir? Hangi gece, milyon yıldır güneşe gebe olmadı?
Seni gidecek diye saymamak bana; gitmen de kalan bütün anılara utanç vesilesi oldu. Yaşlı teyzelerin erkek çocuklarını korkuttuğu bir emsal olarak devam edeceğim hayatıma.
Kör kütük ve hesapsız giderseniz bir kadının ardından, mezuraya ihtiyaç duyma ihtimalinizin artacağını söyleyecekler. Onlara inanın. Giderken peri kızı usulca hayatınızdan önce boyunuzun ölçüsünü, sonra da kefen ölçünüzü aldıracak size. Son vazifesini yaptırınca kahkahalar içinde kalmasını görmemeniz daha iyi olacak.
Birileri hayırdan, birileri şerden konuşacak terk edişinin ertesinde. Travmalar kimin umrunda! "Bizim zamanımızda..." diye söylenecek, kendini bildiğini sanan ama kendini bilmediğinden bihaber cenaze sahipleri. Eline çayını alan, ipini koparmış tüm mahluklar, diplomalı bir psikanalist edasıyla kapını çalmak için müsaade isteyecek. Kapıda gösterdikleri hassasiyeti, hayatına girerken göstermeyecekler.
Mahallenin fırınına simit tepsisi süren usta, diğerlerinden daha nazik davranacak; iyi biliyorum. Bir daha seher vakti sana simit alma girişiminde bulunamayacak olmam, ne hissettiriyordur onlara kim bilir?
O kadar çok yâd ettim ki canım çekti. Belki son kez uğrayıp yolluk alırım. Onlara yine sana aldığımı söylersem kızma, ne olur.
"Karşıyaka'dan Foça'ya hareket eden vapurda martılara atarım," desem gülerler. Onlara diyemem; anlamazlar. Sadece ben anlarım, ben bilirim kanat takanların benim aldığım simidi ne kadar çok sevdiğini.
Şahsıma hediye ettiğin bütün fahri hemşehrilik unvanlarından, bu geceden itibaren acz ediyorum kendimi.
Biraz İzmir herkese iyi gelir.
Elveda, ölmeyi göze aldığım şehir.
Mesut Çokur Yazdı | Kul Ahmet'in emaneti
30 Temmuz 2026 Perşembe 00:07Mesut Çokur yazdı; Yeni Parti kurmak yeni bir fikir mi?
23 Temmuz 2026 Perşembe 00:09Mesut Çokur yazdı; Atanmış Düzenbazın Günlüğü 4
17 Temmuz 2026 Cuma 00:09Mesut Çokur yazdı | Atanmış Düzenbazın Günlüğü 3
16 Temmuz 2026 Perşembe 00:29Mesut Çokur yazdı | Atanmış düzenbazın günlüğü 2
13 Temmuz 2026 Pazartesi 00:15Mesut Çokur Yazdı; Atanmış Düzenbazın Günlüğü
11 Temmuz 2026 Cumartesi 00:01Mesut Çokur Yazdı; Bitkin Demokrat
14 Haziran 2026 Pazar 00:21Mesut Çokur yazdı: Ankara’da deniz yok mu?
14 Eylül 2025 Pazar 00:05Mesut Çokur yazdı: Kızıl Tepenin Gardiyanı
01 Eylül 2025 Pazartesi 12:25Mesut Çokur Yazdı: Milli Samsalar Neye Dönüşür?
25 Ağustos 2025 Pazartesi 19:20
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.