Mesut Çokur
Mesut Çokur yazdı; Atanmış Düzenbazın Günlüğü 4
Kafiye için bir acı bir de tatlı benzetmesi yapmış tam olarak hayat gibi demiştim. Gönül meselelerinin kaderidir. Dört basamak üzerinde hayat bulur kendine. İlk evrede mükemmel başlar, ikinci evrede bozulmalar olur, üçüncü evrede düzeltilmeye çalışılır ve dördüncü evrede "yazıklar olsun" diyerek bitirilir. Kafiyeli başlayıp bozuk cümlelerle biten notlar aldığınızı fark edersiniz. Acı ile tatlının yanına mayhoş ile kekreyi dahil edersiniz. Sonra bir bakarsınız ki mideniz pardon kalbinizdeki aşk mekanizması isyan bayrağı dalgalandırıyor.
Göz görmeyince gönül katlanır sözünü haklı çıkarmakla uğraşan bir grubun üyesi gibi davranmaya başlarsınız ya da başlarlar. Siz ya da o ne önemi var? Ne bitirenin aforoz edildiği görüldü bu güne kadar ne de karşı tarafa nişan bahşedildiği. İki tarafın alkışlayanıda saha kenarında oyuna girmek için ısınan topçular gibi. Formayı giymenin hasretiyle yanıp tutuşuyorlar. Genelde terk eden 86 model Maradona'ya dönüşüyor. Topa temas etmemesi gereken uzvuyla gol atıp "ülkemin intikamını aldım" diye nutuk atıyor ve kahraman gibi karşılanıyor.
Terk edilen tarafta durumlar çok farklı. Yine bir futbol figürü; 94 model Escobar. Kendi kalesine istemeden gol atmanın cezasını hayatıyla ödüyor. Anlayacağınız üzere olayın yanlızca kasıtla ilgisi var. Masumiyeti inşa etmek çok zordur. O hissi diğer tarafa geçirmek meşakkatli bir yoldur. Olmadı mı? Tabi ki oldu. Ne kadar sürdü? Takriben üç sene. Sonrası düğümlerin çözülemez hale gelişi ve yıkılan inanç duvarları. Gece ile gündüz kadar farkı oldu bu zamanların. Utangaç hallerimizi yellerin aldığı anların demiydi. Kahkahaların sahneyi gözyaşına terk ettiği zamanlar artmıştı. Sevmek gibi sevmemenin de hakkını vermişti iki kişilik bu oyununda. Kopan kısımları birbirine düğümlemekten bende yorulmuştum. Onu her şeye rağmen seven ben olsam bile artık tükenmiştim. Onarmanın bozmaktan daha fazla uğraştırdığını yaşayarak öğrenmiştim.
Yumruğa karşı fiske atmak da yakışmazdı sevene ama haklı dayanaklarım vardı. Beni bırakma diyen beden ellerimi bırakacak mıydı? Pek tabi. Haklı olmanın bir şeyleri değiştirmeyeceğini anladığım son evredeyim. Düzenbazlık yapan da benim ortada bırakan da. Rolleri değiştirin istediğiniz kadar. Onun ağzından yazdığımı farz edip yeniden okuyun ve değerlendirin. Neye yarar? Bu meselenin Adem'i Mecnun'u, Ferhat'ı ve Kerem'i olarak konuşuyorum son defa. Ömrümün üçte birine şahitlik eden insana sadece mutluluklar dilerim. İyi günlerim kötü olanlardan fazlaydı. Mahlukun fıtratından kaçamayacağını da göz önünde bulundurarak sadece isimlerin ve bedenlerin değişeceğinin de altını çizmek isterim. Neye inanırsanız inanın. Semavi, felsefi ve maddi. İster karma deyin ister kader. Tanıdığı beş insanın ortalamasıdır insan. Pek değerli sağlıkçı, atanmış düzenbaz. Ortalamanın çok düşük olduğunu hatırlıyorum, tıpkı benim ki gibi. Son
Mesut Çokur yazdı | Atanmış Düzenbazın Günlüğü 3
16 Temmuz 2026 Perşembe 00:29Mesut Çokur yazdı | Atanmış düzenbazın günlüğü 2
13 Temmuz 2026 Pazartesi 00:15Mesut Çokur Yazdı; Atanmış Düzenbazın Günlüğü
11 Temmuz 2026 Cumartesi 00:01Mesut Çokur Yazdı; Bitkin Demokrat
14 Haziran 2026 Pazar 00:21Mesut Çokur yazdı: Ankara’da deniz yok mu?
14 Eylül 2025 Pazar 00:05Mesut Çokur yazdı: Kızıl Tepenin Gardiyanı
01 Eylül 2025 Pazartesi 12:25Mesut Çokur Yazdı: Milli Samsalar Neye Dönüşür?
25 Ağustos 2025 Pazartesi 19:20Mesut Çokur Yazdı: Bir Gülle Bülbül Olmak 3
23 Ağustos 2025 Cumartesi 18:00Mesut Çokur Yazdı: Bir Gülle Bülbül Olmak 2
16 Ağustos 2025 Cumartesi 12:09Mesut Çokur Yazdı; Bir Gülle Bülbül Olmak
12 Ağustos 2025 Salı 12:53

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.