Mesut Çokur
Mesut Çokur Yazdı; Bitkin Demokrat
Kirliden az buçuk fazla sakalı, kendi halinde bir o kadar fiyakalı. Sakal üstünde durduğuma bakmayın, çok şükür değil hakim yakalı.
Şükür dedim de ne geldi aklıma, kulak vereyim boylu poslu kuklama, yaprakla kapatırdı her yanını, muktedir artık iktidar bir şey saklama. Çalıştığı kurumun başı torpilli, yalakanın sesi yok çok uzun dilli.
Ölümden görev devşirir abla ve kardeş, dijital yağcının gücü kalem pili. Severler karat önünde biat etmeyi, karışmış anlamı kıraat ile. Unutmuşlar koltuklarını terk etmeyi, yağmur derler yüzlerine tükürsen bile. Yaptığı az değil Hipokrat'la meslektaş, kıymet bilmeyenle yaşarsın koltukta baş. Herkes gibi umduğun mutlu sofra aş, aybaşında ödenen nemli bir maaş. Nemlidir çünkü gözyaşı akıtır, nöbetlerde geceyi edemez sabah. Bedenini ruhuna doğru sarkıtır, her günün bitiminde bitmeyen bir ah. Yüzünde biten kıllarla ceza verirler, bu toprak üzerinde onlarca yıldır. Baş eğeni görünce zevkten erirler, ya Rab bu aklın cenazesini kıldır.
Bre cahil sağlık sektörünü ve sorunlarını eleştirmek sana mı kaldı köşe yazarı müsveddesi demeyin lütfen. Tam olarak da bana kaldı. İşi dışında her şeye salça olan kuşaklar bütünüyüm ben. İyi siyaset yapanların esnaflık yaptığı cennet ülkemde genellikle savunuları zayıf olanları da hukuktan sorumlu (hukuken sorunlu) kişi ilan ederler.
Görevden acz edilen yine başa gelecek, hakkımız elden gidince her vakit sus lan. İşleri yoluna koyan ense eşeleyecek, eğri yolu dikeltmek için mutlak butlan. Bu tohumu döken her mesleğe eker, başı da tıp dünyası çeker. Yalnızca bir farkla. Unutma sakın Ademoğlu! Her ilde var hastane kadrolar hep kestane. Kirli sakallı genç sağlıkçıdan nerelere geldi mevzu. Neyse yine kendi olayımıza dönelim. Kulağıma eğilip "yerin kulağı var abi fakat sosyalizm şart" demişti.
Sisteme karşı minnacık dik duruşları temsil ediyordu sözlü haykırışı. Bu cümlelerine karşı tebessüm etmiştim bende.
Tepkisini ve ideolojisini "en azından" sakalıyla gösterme lüksünü yaşıyordu. Çünkü, bu davaya inanan üst kuşakları da "en azından" sakal bırakıyordu.
Başında da belirttiğim gibi sakallar fiillerin önüne geçiyor. Yetmişlerden beri değişmeyen bu gelenek geçerliliğini sürdüreceğe benziyor. Bir de hastane açılışı yapan hayırsever tayfası var. Ömür tüketenlerin aksine davranan bu zengin tayfa pek samimi ve şakacı. Mesela geçmişini unutup asli unsurlar hakkında uydurma hikayeler anlatıp adına fıkra diyor. Kızmamak gerektiğine inanmış gibi yapıp içi içini yiyenlerdenim. Yönetimde hata varsa suçlusu halktır, bunca şeyi reva gördüğüne inananlara yaşadıkları haktır. Kol teması uzaklığındaki müteahhit cinsiyetçi küfürler ederken kulağı duymayana sağır, anamız ağlıyor deyip dert yanan şahısa seyahat acenteliği taslayana dilsiz, yazılı basına bekaret testi soruları yöneltene kör olan güruh, siyahilerin hakkını savunmak için beyaz bir avukat yollamayı ihmal etmiyor. Üstelik sabah otobüs bileti satıp akşam klinikte kadınları ağırlayan aynı kişi. Gayret ederek iki üniversite okuyup bu günlere gelen o koca yüreğin ilerde memleketin başına geçmesini diliyoruz fakat o başka mevzu. Diplomayı bir kağıt parçası olarak nitelendiren nice aydının yolundan giderek alaylı olmayı seçen koca yürekli adam; Allah seni bu memleketin başından eksik etmesin. İyiye lanet kötüye rahmet okuyan bu vatan için sen biçilmiş kaftansın. Padişahım çok yaşa.
İyilik timsali hayırsever şahıs için kaleme aldığım şiirimle sizlere veda etmek istiyorum. Kendinize iyi bakmaya özen gösterin. Çünkü, kimse sizi sizin kadar önemsemiyor.
Haldun bey alırken karını senden
Ağzına almazdın lakırdıyı sen
Deyyus tanımının karşılığıydın
Duymaya duymaya unutmuş birden
İlle de yaparsın şovenizmini
Nereden koparsam iyidir dersin
İlaveten bozarsın her dem çizgini
Büyük söz edip büyük lokma da yersin
İbrahim değilsin sen kurbanlık koçsun
Lavmanınla uğraşanlar peşinden koşsun
Rahatın yerinde iken laf atma ele
Arkandan rahmet edenin de olsun
Haysiyet doğuştan gelen nimettir
Mal mülk gibi sonradan kazanılmıyor
İnsaf dileyip söz çeviren namerttir asrı deviren ömürlere yakışmıyor.
Mesut Çokur yazdı: Ankara’da deniz yok mu?
14 Eylül 2025 Pazar 00:05Mesut Çokur yazdı: Kızıl Tepenin Gardiyanı
01 Eylül 2025 Pazartesi 12:25Mesut Çokur Yazdı: Milli Samsalar Neye Dönüşür?
25 Ağustos 2025 Pazartesi 19:20Mesut Çokur Yazdı: Bir Gülle Bülbül Olmak 3
23 Ağustos 2025 Cumartesi 18:00Mesut Çokur Yazdı: Bir Gülle Bülbül Olmak 2
16 Ağustos 2025 Cumartesi 12:09Mesut Çokur Yazdı; Bir Gülle Bülbül Olmak
12 Ağustos 2025 Salı 12:53Mesut Çokur Yazdı: Süreyyalar birer harf bağışlasın
07 Ağustos 2025 Perşembe 16:07Mesut Çokur Yazdı: Apo Kürsüye Çıksın
26 Ekim 2024 Cumartesi 00:23Mesut Çokur yazdı; Bandanalı Tanrıça
19 Ekim 2024 Cumartesi 16:39Mesut Çokur yazdı: Ürperme Mevsimi
17 Ekim 2024 Perşembe 10:52
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.