Mesut Fidançiçek
Mesut Fidançiçek yazdı | Bir aidiyet meselesi; Trabzonspor mu, Amedspor mu?
Özellikle farklı sınıfları temsil eden toplumlardaki futbol sosyolojisinde kulüpler, sadece sportif başarıyı değil, toplumun ortak hafızasını, ortak gururunu ve itirazlarını temsil eder.
Farklı anlamlar yüklenmiş olsa da Amedspor ve Trabzonspor, bu tanıma Türkiye’de en çok uyan iki kulüptür diyebiliriz.
Her ikisi de kendi karekteristik yapılarında "merkeze" mesafeli, yerel aidiyeti kutsayan ve "öteki" olmayı onur sayan camialardır.
Ancak Vahap Coşkun özelinde yaşanan son kriz, (Özellikle Kürt kimlik arayışı üzerinden değerlendirildiğinde) bu iki "asi" hikayenin en azından şimdilik kardeşleşemeyeceğini, aksine sosyolojik çatışma noktalarında duygusal bir bariyerle karşılaştığını gösteriyor.
Kişi/lerin çocukluğundan gelen, rasyonel olmayan ve tamamen duygusal temelli bir takım tutma özgürlüğü tartışılmazdır. Vahap Coşkun’un Trabzonsporluluğu, onun akademik ya da hukuki kimliğinden bağımsız bir "kişisel tarih/tercih" meselesidir.
Ancak bireysel kimlik ile kurumsal temsil örtüşmediğinde, toplumsal güven sarsılır.
Amedspor camiası için YİK üyeliği, sadece bir danışma görevi değil, kulübün değerlerini koruma ve temsil etme makamıdır. Taraftarların tepkisi Coşkun’un "neye inandığına" değil, "nerede durduğuna" yöneliktir.
Süper Lig gibi rekabetin en üst düzeyde olduğu bir mecrada, Amedspor gibi farklı toplumsal simgeleri temsil eden bir takımda; rakip camiaya duyulan açık bağlılık, kulüp tabanında bir "aidiyet tartışmasına" yol açtı.
Sembollerin savaşı
Trabzonspor’un kupa başarısı ve Coşkun’un bu süreçteki tutumu, bardağı taşıran son damla olarak nitelendiriliyor.
Burada devreye giren şey; "duygusal karşılık" kavramıdır. Amedspor taraftarı, yıllardır maruz kaldığı deplasman yasakları, saha olayları ve politik baskılar nedeniyle kulübünü sadece bir takım değil, bir "savunma hattı" ve “temsiliyet alanı” olarak görüp sahipleniyor.
Böylesi bir aidiyet alanında, en üst kuruldaki bir ismin "başka bir takıma olan sempati/bağlılığını" dikte etmesi, taraftar nezdinde en basit tabiriyle "temsiliyet zafiyeti" olarak algılandı.
Peki, bu tepki doğru mu?
Vahap Coşkun, daha önce iki kulübü de merkeze itiraz eden benzer hikayelerle tanımlamış. Sosyolojik olarak bu analiz doğru bir temele otursa da, pratikte futbol; bu tür entelektüel ya da duygusal köprüleri kaldırabilecek yapıda değil.
Amedspor üzerinde yaşananların doğasında "biz" ve "onlar" ayrımı üstüne kurulu bir anlayış var.
Coşkun’un entelektüel olarak kurmaya çalıştığı "Trabzonspor-Amedspor benzerliği", her iki camianın fanatik ve katı taraftar gruplarında (ülkedeki siyasi atmoferdeki Kürt sorunu üzerinden de yaratılan algınında etkisiyle) karşılık bulmakta zorlanır.
Vahap Coşkun’un "Sahadaki Kimlik" kitabıyla Amedspor’un sosyolojisini bu kadar iyi analiz eden bir isim olması bu krizi daha ironik bir hale getiriyor.
Belki de Coşkun, kitabında anlattığı o "sert kimlik siyasetinin" bizzat öznesi haline gelerek, futbolun teorisinin pratiğinden ne kadar farklı olduğunu en çarpıcı şekilde tecrübe etmiş oldu.
Yaşananlar ne Coşkun’un Trabzonspor sevgisini suçlu kılar, ne de taraftarın tepkisini kısmen de olsa haksız.
Bu, ülkedeki futbol ikliminde "birden fazla kimliğe aynı anda sahip olma" imkansızlığının ve temsil makamlarının gerektirdiği duygusal sadakatin kaçınılmaz bir sonucudur.
Mesut Fidançiçek yazdı | Mem Ararat ve Kom Müzik gerilimi; Kim haklı?
21 Mayıs 2026 Perşembe 19:00Mesut Fidançiçek yazdı: Amedspor ve toplumun normalleşmesi
05 Mayıs 2026 Salı 17:01Muharrem Fiğançiçek yazdı: Sahipsiz kent; Sınav günü trafik kaosu!
10 Haziran 2024 Pazartesi 00:30Hatırlamaya ve yüzleşmeye çağrı: Önce Kuşlar Öldü
22 Kasım 2022 Salı 00:25Mesut Fidançiçek Yazdı: Yakın geçmişin dinmeyen acısı; Sur
04 Kasım 2022 Cuma 07:50Mesut Fidançiçek yazdı: Şehrin heyulası ve geçkin acılar
26 Ekim 2022 Çarşamba 01:00Mesut Fidançiçek yazdı: Amedspor ve kent algısı
04 Ekim 2022 Salı 05:15
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.