Mesut Fidançiçek

Mesut Fidançiçek

Mesut Fidançiçek yazdı; Diyarbakır’da çürümüşlüğün ayak izleri

Diyarbakır’da nisan ayında yaşanan okul servis saldırısının arkasından kamuoyuna yansıyan iddialar yenilir yutulur cinsten değil. İlk bakışta sıradan bir asayiş olayı gibi görünen bu saldırının ardından ortaya atılan ithamlar, meseleyi basit bir adli vaka olmaktan çıkarıyor.

Saldırıya uğrayan firmanın ve mağdur tarafların adli makamlara sunduğu uyuşturucu testi raporları ile şantaj iddiaları, kentte bazı hayati işleyişlerin ne denli ciddi bir denetimsizlikle karşı karşıya olduğunu gözler önüne seriyor.

Dile getirilen iddialar arasında özellikle, “Uyuşturucu testinde başkasının idrarını veriyorlar!” ithamı, üzerinde titizlikle durulması gereken vahim bir vaka olarak karşımızda duruyor.

Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz yılın sonlarında benzer bir iddia Siirt’te de gündeme gelmişti. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi merkezli olarak yürütülen bir soruşturmada; aralarında sağlık çalışanlarının da bulunduğu iddia edilen bazı şüphelilerin, maddi menfaat karşılığında uyuşturucu test/idrar tahlili sonuçlarında usulsüzlük yaptıkları öne sürülmüş ve konuya ilişkin operasyonlar düzenlenmişti.

Binlerce ailenin çocuklarını teslim ettiği bir sektörde; uyuşturucu testleri üzerinde tahrifat yapılabildiği, sahte raporlarla insanların ekmeğiyle oynandığı ve hatta bu kirli iddiaların odağına uyuşturucu ticaretinin sızdığı öne sürülüyorsa, orada sadece bir firmanın değil, tüm kentin güvenliği tehlike altında demektir.

Denetim mekanizmaları nerede?

Bir tarafta canını dişine takarak helal lokma kazanan dürüst servis esnafı, diğer tarafta ise arka plandaki ilişkileri kullanarak sektörü tekeline almaya çalıştığı iddia edilen yapılar mı var?

Böylesi ağır ve sarsıcı iddiaların ardından normal şartlarda kentte yer yerinden oynamalı, idari soruşturmalar peş peşe açılmalıydı. Ancak iddiaların birinci dereceden muhatabı olan İl Sağlık Müdürlüğü’nden, bu yazıyı kaleme aldığım ana kadar kamuoyunu aydınlatıcı herhangi bir açıklama yapıldığını görmedim.

UKOME’den belediyeye, emniyet birimlerinden ilgili esnaf odalarına kadar bu işin sorumluluğunu ve idari yükümlülüğünü taşıyanlar, sürecin bu raddeye gelmesini nedense uzaktan izliyor? Böylesi hayati bir sektörün, bu denli ciddi iddialarla anılması en basit tabirle dehşet verici.

Sözün bittiği yerdeyiz

Benzer iddiaların dönüp dolaşıp her şiddet olayından sonra yeniden önümüze gelmesi, bu sorunların artık halı altına süpürülemeyeceğini net bir şekilde gösteriyor. Bu saatten sonra yapılması gereken; olayı sadece "iki grup arasındaki basit bir kavga" olarak görüp geçiştirmek değildir. Bu yaklaşım, bu kente yapılabilecek en büyük kötülüktür.

Başta sektörün ilgili meslek odaları ve idari birimleri olmak üzere; Cumhuriyet savcıları, İl Sağlık Müdürlüğü, emniyet ve tüm idari yetkililer bu iddiaların üzerine en kararlı şekilde gitmelidir. Kimlerin uyuşturucu testleriyle oynadığı, kimlerin bu kumpaslardan menfaat sağladığı ve bu şantaj çarkının uçlarının nerelere dokunduğu tek tek deşifre edilmelidir.

Diyarbakır halkı, çocuklarını okula gönderirken arkalarından endişeyle bakmak istemiyor. Kirli hesapların, rant kavgalarının ve uyuşturucu gölgesindeki şantaj iddialarının bedelini bu kentin geleceği ödememeli. Şimdi, bu yasa dışı zihniyete karşı hukukun en sert ve en net cevabı verme vaktidir. Aksi takdirde yarın çok geç olacak!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mesut Fidançiçek Arşivi