Mehmet Sebih Altun
Mehmet Sebih Altun yazdı | Diyarbakır: Taşların dili, insanın hafızası
Bazı şehirler vardır; yalnızca yaşanılan bir yer değildir. İnsan onlardan ayrıldığında bile içinden çıkamaz. Çünkü bazı şehirler insana ev sahipliği yapmaz, insanın ruhuna yerleşir. Diyarbakır da işte böyle bir şehirdir.
Bu kadim şehir, sadece surlardan, hanlardan, camilerden, kiliselerden ve taş yapılardan ibaret değildir. Diyarbakır, geçmişle geleceğin aynı sokakta yürüdüğü, binlerce yıllık hafızanın bugüne nefes verdiği bir medeniyet merkezidir.
Dicle'nin kıyısında kurulmuş bu şehir, tarih boyunca nice medeniyetlere ev sahipliği yaptı. Her gelen kendi izini bıraktı; fakat Diyarbakır, bütün bu izleri kendi kimliğinde yoğurarak benzersiz bir kültür oluşturdu. Bu nedenle Diyarbakır'ın taşları bile konuşur. Bir sura dokunduğunuzda sadece bazalt taşına değil, asırların birikimine temas etmiş olursunuz.
Ancak Diyarbakır'ı Diyarbakır yapan yalnızca tarihi değildir.
Bu şehrin asıl zenginliği insandır.
Misafirperverliğiyle tanınan, dostluğu ve vefayı hayatının merkezine koyan Diyarbakırlılar, hangi coğrafyada yaşarlarsa yaşasınlar memleket sevgisini kalplerinde taşırlar. Gurbette yaşayan bir Diyarbakırlının gözleri çoğu zaman çocukluğunun geçtiği sokakları arar. Çünkü insan bazen bir şehri değil, kendi hatıralarını özler.
Diyarbakır denildiğinde akla ilk gelen şeylerden biri de birliktelik kültürüdür. Aynı sofrada farklı düşünceler buluşabilir, farklı sesler aynı türküyü söyleyebilir. Bu şehir yüzyıllar boyunca farklılıkları çatışma sebebi değil, zenginlik vesilesi olarak görmeyi başarmıştır.
Ne yazık ki son yıllarda modern hayatın getirdiği hızlı değişim, birçok şehirde olduğu gibi Diyarbakır'da da bazı değerlerin yavaş yavaş unutulmasına neden oluyor. Komşuluk ilişkileri zayıflıyor, insanlar birbirlerine ayıracak zaman bulmakta zorlanıyor. Oysa Diyarbakır'ın gerçek gücü beton yapılarda değil, insan ilişkilerindedir.
Bir zamanlar mahalleler büyük bir aile gibiydi. Acılar birlikte paylaşılır, sevinçler birlikte büyütülürdü. Bir evde düğün olduğunda bütün mahalle sevinirdi. Bir evde hüzün olduğunda herkes aynı acıyı hissederdi. Bugün yeniden bu dayanışma ruhuna ihtiyaç duyuyoruz.
Çünkü şehirleri ayakta tutan yalnızca yollar, köprüler ve binalar değildir. Şehirleri yaşatan; merhamet, vefa, paylaşma ve kardeşlik duygusudur.
Diyarbakır, sahip olduğu genç nüfusuyla büyük bir potansiyele sahiptir. Bu gençler doğru yönlendirildiğinde, bilimde, sanatta, sporda, edebiyatta ve sivil toplum çalışmalarında önemli başarılara imza atabilirler. Bunun için gençlere güvenmek, onları dinlemek ve onlara fırsat sunmak gerekir.
Bir toplumun geleceği, gençlerine verdiği değerle şekillenir.
Aynı zamanda Diyarbakır'ın ekonomik, sosyal ve kültürel gelişiminin de ortak akılla mümkün olacağı unutulmamalıdır. Sivil toplum kuruluşları, basın kuruluşları, akademisyenler, iş insanları ve vatandaşlar ortak hedeflerde buluştuğunda şehirler daha güçlü hale gelir.
Bu noktada yerel basının önemi büyüktür.
Gazeteler yalnızca haber veren kurumlar değildir. Aynı zamanda şehirlerin hafızasını oluşturan, toplumsal sorunlara dikkat çeken ve ortak vicdanı diri tutan önemli yapılardır. Yerel basın, halk ile şehir arasında kurulan güçlü bir köprüdür.
Yıllardır Diyarbakır'ın sesi olmaya çalışan basın kuruluşları, şehrin sorunlarını gündeme taşırken aynı zamanda başarı hikâyelerine de yer vererek toplumsal motivasyonu artırmaktadır. Çünkü bir şehrin gelişebilmesi için eleştiri kadar umut veren örneklere de ihtiyaç vardır.
Diyarbakır bugün geçmişinden aldığı güçle geleceğe yürümektedir.
Bu şehir, sadece dünün mirasını taşıyan bir yer değildir; aynı zamanda yarının hayallerini kuran insanların şehridir.
Belki de Diyarbakır'ı özel kılan en önemli özellik budur.
Burada tarih vardır.
Burada kültür vardır.
Burada acılar kadar umutlar da vardır.
Burada insan vardır.
Ve insanın olduğu yerde her zaman yeniden başlama imkânı vardır.
Bizlere düşen görev ise bu kadim şehrin değerlerine sahip çıkmak, birlik duygusunu güçlendirmek ve gelecek nesillere daha güçlü bir Diyarbakır bırakmaktır.
Çünkü şehirler sadece bize ait değildir.
Bizler bir süreliğine şehirlerin emanetçileriyiz.
Ve Diyarbakır, emanet edilmeye değer en güzel şehirlerden biridir.
Mehmet Sebih Altun yazdı; Ruhun sessiz yorgunluğu
20 Haziran 2026 Cumartesi 10:23Mehmet Sebih Altun yazdı | İnsanlığın son sığınağı; Vicdan
31 Mayıs 2026 Pazar 00:33Mehmet Sebih Altun yazdı; Hepimiz aynı yerden kırıldık
07 Ocak 2026 Çarşamba 00:30Mehmet Sebih Altun yazdı: Sıfatların Tutsaklığı
03 Ekim 2025 Cuma 09:22Mehmet Sebih Altun Nivîsand; Stranên Dil û Welat
11 Eylül 2025 Perşembe 00:01Mehmet Sebih Altun yazdı: Babama Mektup
10 Eylül 2025 Çarşamba 13:56M. Sebih Altın Yazdı; Zamanın Nabzında İnsan
21 Ağustos 2025 Perşembe 07:05Mehmet Sebih Altun yazdı: Bismil, Kortiktepe ve Turizm
31 Temmuz 2025 Perşembe 07:12Mehmet Sebih Altun yazdı| Bismil: toprağın hafızası, insanlığın kalbi
28 Temmuz 2025 Pazartesi 18:48Mehmet Sebih Altun yazdı; Yalnızlığın Çığlıkları
14 Ocak 2025 Salı 07:56
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.