Diyarbakır, dünya tarihine ışık tutmaya devam ediyor; Çayönü’nde 9 bin yıllık izler
16
Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki ovada, Dicle havzası içinde yer alan Çayönü Tepesi'nde M.Ö. 12 binlerden başlayan yerleşim evreleri bulunuyor. Yerleşme, 1963 yılında yapılan yüzey araştırmaları sırasında tespit edildi, alandaki ilk kazılar Prof. Dr. Halet Çambel ve Prof. Dr. Robert J. Braidwood tarafından 1964'te başlatıldı. O tarihten itibaren dünya uygarlık tarihine ışık tutan Çayönü Tepesindeki kazılar, göçebelikten yerleşik yaşama, avcılık ve toplayıcılıktan üreticiliğe geçiş ile tarımın başlangıcına ilişkin önemli veriler sunuyor. Sadece bulunduğu bölge için değil, dünya uygarlık tarihi açısından da büyük önem taşıyan Çayönü'nde 1991'de güvenlik nedeniyle ara verilen kazılar, 2015 yılında yeniden başlatıldı. O tarihten bu yana sürdürülen kazıları ve araştırmalarla yerleşmenin farklı yaşam evreleri ayrıntılı biçimde ortaya çıkarılıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütülen 2026 sezonu kazıları mayıs ayında başladı. Ekip, bu yıl özellikle madencilik tarihine ilişkin mevcut verileri güncelleyecek nitelikte bulgulara ulaştı. Çalışmaların sürdüğü alanda, ustanın çalışma koşullarının da gözetildiğini düşündüren bir düzenlemeyle birlikte, Çayönü ahalisinin madencilikle nitelikli biçimde uğraştığını gösteren yaklaşık 42 adet malakit ve bakır nesne tespit edildi.
26
"ÇAYÖNÜ, HER ZAMAN BİZLERİ ŞAŞIRTAN BİR ALAN"
Kazı Başkanı Doç. Dr. Sarıaltun, 2026 sezonunda kazıların mayıs ayının ilk haftasından itibaren yoğun biçimde sürdüğünü, geçen yıl doğu kesiminde yürütülen çalışmaların ardından bu yıl, yaklaşık 50 yıl sonra yeniden batı alana yöneldiklerini söyledi. Sarıaltun, batı kesimdeki çalışmaların temel gerekçesinin, merkezdeki kamusal alanın doğu ve batısında yer alan konut alanlarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmek olduğunu belirtti. "Geçen sene batı alanındaki Neolitik yerleşmeyi bulmamız ve oradaki konutları açığa çıkartmamızla beraber, batı alanındaki konutlarla karşılaştırmamız için buradaki kazı çalışmaları yürütmemiz gerekiyordu" diyen Sarıaltun, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu sene mayıs ayından beridir bu alanda çalışmamızın temel perspektifi ve amacı konutları ve çevresindeki dolguları açığa çıkartmak. Çayönü her zaman bizleri şaşırtan bir alan. Bununla beraber batıda bulunmayan bir dönemi de açığa çıkarttık. Çanak Çömlek Neolitik dönemin en erken aşamalarından biri olan Proto-Hassuna dönemine ait verilere sahip olduk. Bu da bu seneki kazılara düşünmediğimiz bir ek planlama yapmamıza neden oldu. Çok iyi nitelikte Proto-Hassuna dönemi çanak çömleği tespit ettik. Bu dönem, M.Ö. 6800-6600'ler civarındaki bir dönemi teşkil ediyor. Karbon 14 ve analiz yöntemlerimizle beraber tam tarihini önümüzdeki yıl daha net bir şekilde söylemiş olacağız."
36
SEZONUN EN ÖNEMLİ BULUNTULARI
Sarıaltun, kazıda yalnızca yapıların değil, yapıların çevresindeki yaşam alanlarının da açığa çıkarılmasının önceliklerimiz arasında yer aldığına dikkat çekerek, "Bu sene de bu anlamda çok önemli verilerimiz var. İnsanların yaşadığı alanları ve mimarisini, onların günlük kullandıkları buluntularla birlikte açığa çıkartıyoruz. Bunları nasıl yaptıklarını, nasıl ürettiklerini arkamda gördüğünüz detaylı kazılarla beraber daha net ortaya koyuyoruz" dedi.
Sarıaltun, sezonun en önemli buluntularından birinin, çevresinde en az altı dikme deliği bulunan ve ortasında yuvarlak ya da yuvarlağa yakın biçimde sınırlandırılmış taş döşemeli bir alan olduğunu belirtti. İşlik içinde ham iri malakit parçaları, işlenmiş malakit ve bakır boncuklar ile yarı işlenmiş malakit örneklerinin bir arada bulunmasının önemli olduğunu vurgulayan Sarıaltun, "Bu alanda sayısal olarak söylemek gerekirse, işliğin tam merkezinde, şu anda çalışma yapılan alanda bulduğumuz malakit sayısı 18; çevresindekilerle beraber 24-25 tane. İçinde onlarca malakit bulunan gruplar da var. Bunların bazıları işlenmiş, bazıları yarı işlenmiş, bazıları ise ham malzeme. Bu da Çayönü Tepesinde daha önce bilinen uzmanlaşmanın ve nitelikli iş gücünün madencilik alanında da sürdüğünü gösteriyor. Taş aleti teknolojisini yapan ustalar, kemik aleti yapan ustalarla beraber bakırcılığın da başladığı yer" diye konuştu.
46
"M.Ö. 6900-6800'LERE AİT BİR İŞLİK ALANI"
Çayönü'nde MÖ 9100'lerde başlayan ve günümüzden yaklaşık 11 bin yıl önceye uzanan madencilik faaliyetlerinin daha önce de bilindiğini vurgulayan Sarıaltun, yeni işliğin önemini şu sözlerle anlattı:
"Bunu daha önce biliyorduk. Bununla beraber birçok işlik bulunmuştu ama burada bulduğumuz işlik, bu anlamıyla tamamı açığa çıkartılmış ve bütün yönleriyle ortaya koyduğumuz bir işlik alanıdır. Bu işlik alanının bir artı noktası daha var. Çanak Çömlekli Neolitik dönemin işlik alanı olmasından dolayı bizim için biraz daha ayrıcalıklı ve önemli. Yani M.Ö. 6900-6800'lere ait bir işlik alanı. Dolayısıyla biz, aslında Çayönü'nün madencilik tarihini bir tık daha günümüze doğru getirmeye yaklaştık. Bu da şunu ifade ediyor: M.Ö. 9100'lerde başlayan madencilik, M.Ö. 6800'lerde net bir şekilde Çayönü'nde işleniyor. Bu da yaklaşık 3 bin yıla tekabül ediyor."
Sarıaltun, Çayönü'nde mimari yerleşimin binlerce yıllık sürekliliğine işaret ederek, "En azından bunun 3 bin yılında Çayönü ahalisi madencilikle ilgili nitelikli bir şekilde faaliyetler yürütmüş. Bunu da en az mimarisi kadar özen göstererek, işliklerinin gölgesine kadar düşünerek dikme delikleriyle bir gölgelik yaptıklarını söyleyebiliriz. Çayönü'nde çalışan ustanın konforu bile değerliymiş" şeklinde konuştu.
56
"İŞLİK, 5 METREKARELİK BİR ALANDA, BÜTÜN SINIRINI BİLİYORUZ"
İşliğin sınırlarının bütünüyle izlenebildiğini kaydeden Sarıaltun, kullanım sonrasındaki doğal ve insan kaynaklı tahribatın bazı malzemeleri özellikle güneye doğru dağıttığını belirterek şunları söyledi:
"İşlik, 5 metrekarelik bir alanda, bütün sınırını biliyoruz. Bunun dağıldığı kısımlar var. Zaman içerisinde kullanım dönemi sonrasındaki doğal tahribat, yaklaşık 7 bin yıllık bir sürecin devam etmesi, yüzey tahribatları, sel, taşkın, insan faaliyetleri ve benzeri etkenlerden dolayı işlikteki bazı malzemeler özellikle güneye doğru saçılmış. Merkezi alanda 18 adet, dış alanında ise 24-25 taneye yakın olmasının nedenlerinden biri bu. Bununla beraber yerleşmenin birçok noktasında madenciliğe dair buluntular buluyoruz. Sadece malakit değil; bakır boncuklar ve nesneler de buluyoruz. Bakırın biraz ısıtılarak şekillendirildiğini gösteren yarı işlenmiş örneklerini tespit ediyoruz. Bununla beraber kemik, taş alet, çakmaktaşı ve obsidyen işlik alanlarını da bu sene bulduk. Onlar da genelde yapıların hemen yanında. Malakit işlik alanının ayrıcalık noktası, tüm yönleriyle açığa çıkarılmış kendi başına bir mimari unsur olmasıdır."
66
"BİLİMSEL, KÜLTÜREL VE ÇEVRESEL FARKINDALIĞA GÜÇLÜ KATKI SUNUYOR"
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Çanakkale Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Büyükateş de Çayönü Tepesi çalışmalarının üniversitenin öne çıkan bilimsel faaliyetlerinden biri olduğunu belirterek, "Hem meşakkatli hem yoğun bir çalışma; ekip çok güzel buluntulara imza atıyor. Bu dönemde yeni keşiflerle bizleri gururlandırdı. Bu bulguları teknolojinin gerekleriyle de örtüştürerek dijitalleştirme yönünde çeşitli kurumlardan hocalarımızla birlikte çalışıyor. Bilimsel, kültürel ve çevresel farkındalık ile bilgilendirme anlamında katkıları çok yoğun. Savaş Hocamızı ve ekibini tekrar tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.