
Mehmet Sebih Altun
Adaletle vicdan ikilemi
Zamlar almış başınızı yürümüş zam neden geldi demek yasak.
Maaşlar da vergi üstüne vergi kesintisi, ama neden demek yasak.
Yaşamak için gerekli olan iki şey su ve ekmeğe yüzde 50 den fazla zam, çok değil mi demek yasak.
Mecliste bedava yaşayan vatanseverlere her şey serbest, sokakta yaşamaya çalışanlara itiraz etmek yasak.
Asgari ücretle bir akşam yemeği yiyenlere helal olsun, asgari ücretle bir ay geçinenlere zorlanıyoruz demek yasak.
Kendi maaşlarına yüzde bilmem kaç zamları gece yarısı kimseye çaktırmadan yapanlar, işçiye memura bir elin bir kaç parmağı kadar zam fazla.
Devletin bütün imkanlarından sonuna kadar faydalananlar saygılı, devlet malına dokunmayan garib gureba yobaz.
Kriz olunca perişan olan halkı gören yok. Ama zevki sefasını süren devlet büyükleri çok.
Avrupa da sokağa çıktılar diye zamları geri aldılar, biz kimse çıkmasın devletle halk karşı karşıya gelmesin diyoruz zamları geri çekmek bir yana bindirdikçe bildiriyorlar.
Kimse bana hikaye anlatmasın. Asgari ücretle kira verip çocuk bakıp okutup yaşayanlar kadar sihirbaz ve başarılı kimse yoktur. Buna ben dâhil.
Hele hele işsiz kalıp devletin 'işsizler çay kek parası vermesin' diye açtığı millet kıraathanelerinde bedava çaya alıştırılan halkın ertelenen yarınlarına çözüm bulunmaz.
Haksızlık diz boyu. Anlatmak yasak. Konuşmak yasak. Hemen eski Türkiye ile tehditler. İmansızlık damgası. Müslümansan başka düşünemezsin dayatması.
Biraz vicdan be…
Kimse kimseyi düşünmüyor. Seçimlerde yine herkes halkın adamı oldu. Halkın elini tuttu. Garibanın evine gidip bir tas çorba içerek halkçı oldu. Haberlere, gazetelere ve TV’lere pozlar verildi. İşte biz halkın yanındayız izlenimi verdiler.
Ama bilmiyor ki bizi bu hale getiren zaten batasıca seçimler. Her defasında katrilyonlarca para harcanıyor. Dönüşü de yok. Ne olacak tabii ki ekonomi batacak. Gökten para yağacak hali yok ya. Seçim diye diye hayattan soğuttular bizi.
İşler yolunda değil. Benim çektiğim sıkıntıları birçok kişi çekiyor. Ama eline mikrofon alan sokağa çıkıyor tozpembe sözlerle kendilerini kandırıyorlar. Hiç bir şey sizin anlattığınız gibi değil.
Sizler de bizimle asla aynı gemide değilsiniz. Ben battıkça batarken sen gökyüzünde süzülüyorsun. Nasıl oluyor bu iş.
Kandırmayın. Kandırılmayın. Kanmayın.
Sadece biraz vicdanlı düşünün, vicdanlı tartın, vicdanlı davranın. Yoksa adaletin sağlanması mümkün olmayacaktır. Adaletsiz devlet dinsiz millete benzer. Hz. Ali der ki ' Devletin dini adalettir.'
Adaletin terazisi de vicdandır.
Sevgi ile kalın adaletle kalın.
Mehmet Sebih Altun yazdı; Yalnızlığın Çığlıkları
14 Ocak 2025 Salı 07:56Mehmet Sebih Altun yazdı | Normalize Edilen Yaşam Normları
11 Aralık 2024 Çarşamba 18:25Mehmet Sebih Altun yazdı: Güneşten Damlalar
22 Ekim 2023 Pazar 13:19Kırgın Düşler Ülkesi
06 Ağustos 2023 Pazar 10:27Hokkabaza Serzeniş
12 Temmuz 2023 Çarşamba 00:10Mehmet Sebih Altun yazdı: Yaşanamamış Hayatlar
28 Şubat 2023 Salı 00:05Mehmet Sebih Altun Yazdı: Kalb-î Süveyda
19 Kasım 2022 Cumartesi 19:22Mehmet Sebih Altun yazdı: Mevsim-i Pâyiz
12 Ekim 2022 Çarşamba 00:50Mehmet Sebih Altun yazdı: Neler Biliriz Neler
18 Temmuz 2022 Pazartesi 00:30Mehmet Sebih Altun yazdı: Maviliklere Sığınan Düğümler
13 Haziran 2022 Pazartesi 00:55




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.