
Veysi Ülgen
Veysi Ülgen yazdı: Her zaman bir yol vardı
Yıllar sonra bir yolculuğa daha başlıyordu. Yine ve yeni bir kırgınlık olsa da, yine ve yeni hayalperestlikle yola çıkıyordu. Çünkü yollar her zaman geleceği muştuluyordu.
Henüz onbeş yaşlarındayken, tüm akranları gibi, gelecek güzel günler için, gözleri hep batıya giden yollardaydı. Bir kaç kilometre güneyde, büyük bir köy olan ilçeden, sadece batıya giden tek bir yol vardı. Ancak o yoldan geleceğe uzanabilirdi.
Yol neden sadece batıya uzanıyordu?
Belki coğrafyadandı. Doğuya doğru yol açmak tehlikeliydi. Oraya yalnız tehlikeli dar ve dik patikalardan gidilirdi. Yine o taraf onlar için yalçın dağlar, derin uçurumlar, sert kayalar ve gizemli insanların yaşadığı yerlerdi.
Belki de batıya gitmek önlerine konan bir tercihti. O vakitler ilçede kaçak girdiği sinemada, siyah beyaz filmlerde hep batıya doğru hayalperest yolcuların mutlu sonla biten hikayeleri izletilirdi. Bunun gibi onca özentiyle karşılaşıyordu.
Dersleri boş geçen liseyi bitirmiş, ancak üniversiteyi kazanamamıştı. Çünkü sınava hiç çalışmamıştı. Aslında onu çalışmaya sevk eden çokça neden vardı. Öncelikle yaşadığı coğrafyada her gün derinleşen bir yoksulluk vardı. Bir diploması olmasa büyükleri gibi köyde kalacak ve onlar gibi yaşlanacaktı.
Hatta onlardan daha zor şartlarda yaşlanacaktı. Artık ne hayvancılık ne de bağ bahçe yaşamak için yetmiyordu. Teknolojiyle dövülen toprağın verimi her yıl biraz daha düşüyordu. Ve her yıl toprak daha az yağış alıyordu. Ve de hayvanlar her yıl daha fazla aç kalıyordu.
Coğrafyayı kasıp kavuran tarihi yangın elbette onları da etkiliyordu. Çünkü yakılma ve boşaltma ihtimali artan köylerde yaşamak çok daha zordu.
Ve bir gün evlerinin kuzeyinde ki meşeliklerin yanışıyla uyandı. Yangından kaçamayan hayvanları izlerken sanki kendisi yanıyordu. Bütün köylü el ele verseler de yangına engel olamamışlardı. Yangın ancak dere kenarında noktalanmıştı.
Bir gün odun keserken dağda devriye gezen birlikler tarafından kimlik sorgusuna maruz kalınca batıya gitmeye karar verdi. Zaten köyde yaşam onun için gittikçe zorlaşıyordu.
Ancak cebinde ki parası ve enerjisi onu ancak Çukurova’ya ulaştırabilmişti. Orada kimliksizlikten takılı kalmıştı. Çünkü Çukurova’nın büyük kentinde cüzdanıyla beraber kimliğini de çaldırmıştı. Büyük kentlerin bezirganları mutlaka insandan bir şey çalıyordu. Bunu far kedince geri dönmüştü.
Böylece batıya kaçış macerası başarısızlıkla sonlanmıştı. Geri dönüp, baskılara rağmen sıkı bir şekilde sınava hazırlandı. Önce kimya bölümünü kazandı. Sonra en doğuda yeni açılan bir üniversiteye ön kayıtla başka yerleşti
Yıllarca hep batıya gitmenin hayalini kurarken artık bu doğu yıllarını aşındırıyordur. Bozuk, dar virajlı yollar, kaloriferi çalışmayan otobüsler ve onları yollarda mahsur bırakan karlı, tipili gecelerde yol alıyordu.
Her şey iyi gidiyorken bir gün yemekhanede arkadaşı oruç tutmuyor diye bıçaklanmasıyla her şey kötüye gitmeye başladı.
Günler geçiyor ve gittikçe yalnızlaşıyordu. Ve gerçeklikten rüyalara geçiş yapıyordu. Onun için zır nir dönem başlıyordu.
Belki rüyalarından çıkamıyordu.
Belki de rüyalarında coğrafyanın kaderini değiştirmeye çalışıyordu.
Artık bir tutukluydu, çünkü yasalara göre yasak rüyalar görmüştü. O rüyalar da coğrafyanın kaderiyle oynamanın bir bedeli vardı. Bu bedel onu bir tutsak olarak, yıllar önce vazgeçtiği batıya sürüklemişti.
Ve yıllar sonra batıda ki bir mapushaneden tahliye olup, ilçeye döndüğünde, artık ilçenin doğusuna da bir yolun açıldığını fark etti. Oraya doğru heyecanla yol aldı. Sarp dağlar ve yalçın kayalıklar ortasında madencilerin çadırlarıyla karşılaştı. İrkildi ve çok üzüldü.
Oysa rüyalarında, burada özgürlüğe yol almış düş gezginleri konaklamıştı.
Keşke burası eskisi gibi sarp ve ulaşılmaz kalsaydı. Ve yolu hiç olmasaydı diye düşündü. Ama yollara engel olunamıyordu.
Belki yine bir kabustaydı.
Belki de yine kavga etmesi gerekiyordu.
Her zaman bir yol vardı.
Belki batıya, belki doğuya belki kuzeye, belki de güneye gidecekti.
Belki bir umuda, belki bir hayale, belki de bir geleceğe gidecekti.
Yine eskisi gibi rüyalar da yine kaçak olarak yaşamak özgürlüğüne geri dönmeliydi.
Ama rüyalara girme dönemi geride kalmıştı.
Ve gerçek kavgalı bir dünyaya merhaba diyecekti.
Veysi Ülgen yazdı | Barışabilme ihtimali de güzeldi
17 Mart 2025 Pazartesi 20:07Veysi Ülgen yazdı | Bir ‘kaybetme tesellisine’ alışmaya çalışıyordu
24 Şubat 2025 Pazartesi 00:23Veysi Ülgen yazdı | Yanlışını silecek bir silgisi hiç olmamıştı
17 Şubat 2025 Pazartesi 01:03Veysi Ülgen yazdı | Hikayesi kamyonla kaçmakla başlıyordu
02 Şubat 2025 Pazar 22:56Veysi Ülgen yazdı | Belki ceketini alıp gidecekti
13 Ocak 2025 Pazartesi 00:33Veysi Ülgen yazdı | Baki olan züğürtlüktü
07 Ocak 2025 Salı 23:27Veysi Ülgen yazdı: Sadece hakkını geri vermek istemişti
30 Aralık 2024 Pazartesi 00:05Veysi Ülgen yazdı: Ve o gözlerde artık değerli birini görebilirdi
23 Aralık 2024 Pazartesi 01:09Veysi Ülgen yazdı; ‘İçinizde hüznüm kadar umudum da var’ diyordu
15 Aralık 2024 Pazar 22:41Veysi Ülgen yazdı: ‘Ve geçmişle barışık bir barış’ diyorlardı
04 Kasım 2024 Pazartesi 00:09




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.