
Aziz Gülmüş
Dedem ile Tutti Frutti geceler
.. /Doksanlı yılların kan, göz yaşı zulüm gecelerinde apolitik gençleri uykusuz bırakan yabancı bir programdı Tutti Frutti. At gibi kızların stipriz yaparak soyunup şow yaptıkları, kapitalist dünyanın gelişmemiş ülke gençliğini bacak arası ile esir alıp uyuşturduğu, devrimci saflara kadını kullanarak sızma yaptığı sabote edilmiş geceleri yaşıyoruz.
Kendime ait odada geç saatlere kadar bu programı izliyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın; işin pornografisi ile kesinlikle ilgilenmiyordum. Kapitalist ahlaksızlığın toplumda yarattığı dejenerasyonu ve tahribatları anlamaya çalışıyordum. Yani siz, “Tez” konusu gibi bilimsel bir çalışma olarak algılayın.. Eğer kötü bir niyetim varsa, aha şuradan şuraya gitmek nasip olmasın..
Köyde yaşayan çok yaşlı bir dedem vardı. Yaşlı dediysek öyle dökülen, ahı gitmiş, vahı kalmışlardan değil elbet..tam bir fırlama, gözleri dört oynuyor. Şehire yani bizim eve geldiğinde en fazla iki üç gün kalır, “Ez dı telaqê bajara nım ! sebra min lı bajara naye!” (Şehirlerin nikahını ….yim, şehirlerde sıkılıyorum) diyerek giderdi.
Bir kış günü yine gelmişti. Yatağını benim odama sermişlerdi. O gece bilimsel çalışmalarımı askıya almak zorunda kaldım, yani o programı izlemedim.
Diğer gece içim içimi yiyor, bütün emeğim bilimsel ve toplumsal çalışmalarım resmen sekteye uğruyordu bu moruk yüzünden.. Yatağa uzandım dedem de üstündeki elbiseleri çıkarıp baş ucuna katlayarak koydu ve tuvalete gitti. Ben hemen programı açtım ve bin beygir gücündeki o müthiş kızlar sahneye çırılçıplak çıkarak az gelişmiş gençliğin devrimci cephesine afrodizyak sızmalara başlamışlardı.
Dedem tuvaletten çıkınca hemen uyuma numarası yaptım. Televizyondaki görüntüden haberi yoktu. Önce yatağını ve yastığını düzeltti. Sonra nasıl olduysa gözleri televizyona takılınca önce, “Ya sıttar ! ya sıttar !! ya sıttaaarrr..!!” diye söylenmeye başladı. Döndü bana baktı horul horul uyuma numarasına devam ediyordum. Yavaşça yastığını uyuduğum somyaya dayadı yorganı göğsüne kadar çekti ve resmen ağzından salyalar akıtarak izlemeye başladı.. arkası bana dönük olduğundan ben de yattığım yerden çaktırmadan dikizliyordum.
Dedem hem izliyor ve hem de kendi kendine konuşuyordu. “Welle ez dıbêjım vana ne raste,vana bebek ê naylonın fabriqe evana çêkıriye !” (Vallahi bence bunlar gerçek değil, bunlar naylon bebeğe benziyorlar, bunlar fabrika imalatıdır !” ama nefesini tutarak izlemeye de devam ediyordu. Bu arada Kadınlardan biri sütyenini çıkardı, bizim ihtiyar sırtını yasladığı yastıktan ayırarak televizyona biraz daha yakın mesafeye odaklandı. Kadın dans figürleri arasında ellerini külotuna götürdüğünde ihtiyar resmen kıvranmaya başladı ve o müthiş ana konsantre olarak resmen transa geçmişti. Bereket versin kadın külotu programın sonuna kadar indirmedi, yoksa bizim televizyon tecavüze uğramış ilk elektronik aygıt olarak tarihe geçerdi.
Kadından beklediği külot indirme eylemi gecikince küfür etmeye başladı, “Hey qaltaxa qaltax ! tû lı benda çîyı? De derxine !” (Hey o..pu ! neyi bekliyorsun indireceksen indir !) derken ben de gülmemek için yorganı ağzıma tıkmıştım.
Dedem tam bir ay biz de kaldı. Her gece o kanalı ayarlayıp öyle yatıyordum. O da her zamanki gibi transa geçip uçuyordu. Gecenin geç saatlerine kadar programı izlediği için bazen sabah namazlarını kaçırıyordu. Bu durumu da, “Ez dı namusa bajara nım ! xewa bajara pır gırane !” (Şehirlerin namusunu …yim, şehir uykusu çok ağırdır !” derdi.
Köye gideceği gün babama, canının çok sıkıldığını bir televizyon olursa oyalanacağını söyledi. Babam da almamak için, “Heci Televizyonu ne yapacaksın ?” diyince, heci, “Lawo xeberlerek hebe, yan ji filımek hecê hebe ew ê sebra mın pê were !” (Oğlum haberler olur veya bir hac filmi olur izler can sıkıntısını gideririm !” diye ısrar edince, ben de babama “Al !” diye yüklendim. Babam ikinci el bir televizyon aldı ve köye gönderdi.
Böylece heci, namusuna hep küfrettiği şehre uğramaz oldu artık. Ben de bilimsel çalışmalarıma kaldığım yerden devam ederek, sosyolojiye devrim niteliğindeki tesbitlerimle katkı sunmaya devam ettim.
Aziz Gülmüş yazdı | Pamuk Şekeri
24 Mart 2025 Pazartesi 17:31Aziz Gülmüş yazdı | Pışo Mehemeyi Tanisan?
17 Mart 2025 Pazartesi 20:10Aziz Gülmüş yazdı: Bir İsim Hikayesi
02 Şubat 2025 Pazar 22:53Aziz Gülmüş yazdı: Şerbettin
31 Aralık 2024 Salı 12:22Aziz Gülmüş yazdı | Bir Kitap, Bir Tiyatro Hikayesi
27 Kasım 2024 Çarşamba 18:00Aziz Gülmüş yazdı | Meğer yüreğimde tutsakmışsın
20 Kasım 2024 Çarşamba 20:49Aziz Gülmüş yazdı: İçi de Dışı da Beni Yaksın
01 Kasım 2024 Cuma 21:33Aziz Gülmüş yazdı: Hêç eyi değil
18 Eylül 2024 Çarşamba 00:20Aziz Gülmüş yazdı: Koca bir ömrü birkaç yıla sığdıran çocuklar
17 Eylül 2024 Salı 00:20Aziz Gülmüş yazdı: İğrençsiniz!..
12 Eylül 2024 Perşembe 00:10




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.