Barış Ünal
Barış Ünal yazdı | Bir Diyarbakır Parantezi: Bêlomebe
Eğer yolunuz Diyarbakır’ın dar küçelerinden geçmişse ya da bir kıraathanede demli bir çay içmişseniz, bu kelimeyi duymamanız imkânsızdır. Sözlük karşılığına baksanız "Ayıplanmasın ama...", "Kınanmasın ama..." gibi bir yere çıkar. Ama Diyarbakır’da hiçbir kelime sadece sözlükteki anlamıyla yaşamaz.
"Bêlomebe", aslında bir nezaket perdesinin ardına gizlenmiş, dünyanın en dürüst ve bazen en "sert" gerçeklik ilanıdır.
Kusura bakma ama gerçek bu!
Diyarbakırlı, söyleyeceği lafın ağırlığını bilir. Karşısındakini kırmadan önce bir "şerh" düşer hayata. "Bêlomebe" dediği an anlayın ki, az sonra bir hakikat, tüm çıplaklığıyla masaya vurulacaktır. Bu söz, bir nevi toplumsal bir ateşkestir. "Seni kırmak istemem, seni ayıplamak derdinde değilim; ama bu eğriyi de düzeltmemiz lazım" demenin en kadim yoludur.
Eleştirinin zarif kalkanı
Bizim buralarda birinin hatasını doğrudan yüzüne çarpmak kaba sayılır. İşte o an "Bêlomebe" imdada yetişir. Bir dostunuzun giydiği yakışmayan gömleğe, yapılan bir hataya ya da yanlış bir karara müdahale ederken; "Bêlomebe, bu sana hiç gitmemiş" dediğinizde, aslında o kişiyi değil, o durumu eleştirmiş olursunuz. Yani eleştirinin ucuna bir parça pamuk sarmaktır bu laf.
Modern zamanın "linç" kültürüne kadim bir ilaç
Bugün sosyal medyada herkes birbirini en ağır şekilde kınarken, "lome" (ayıplama/kınama) kültürü zirve yapmışken; bizim bu eski "Bêlomebe" sözümüz ne kadar da asil duruyor. Kimseyi kınamadan, hor görmeden ama doğruyu söylemekten de geri durmadan konuşabilmenin anahtarıdır o.
"Bêlomebe", Biz biraz değiştik mi?
Şimdi bakıyorum da, artık bu zarif geçiş cümlelerini az kullanır olduk. Ya çok susuyoruz ya da kırmadan dökmeden konuşmayı unuttuk. Oysa "Bêlomebe" demek, karşındakine "Sana saygı duyuyorum, aramızdaki hukuka güveniyorum ve şimdi dürüst olacağım" demektir.
Hasılı kelam; Diyarbakır’ın bu kadim sözü, aslında bize şunu fısıldar: İnsan kınadığı şeyin esiri olur. O yüzden birini eleştirirken bile "kınanmasın" duasıyla başlamak, bu şehrin vicdanıdır.
Bêlomebe, biz bu kelimelerin içini boşalttıkça, aslında samimiyetimizi de kaybediyoruz. Gelin, birbirimizin "lome"sini yapmadan, "bêlomebe" diyerek kucaklaşalım. Çünkü bu şehrin taşları kadar sert gerçekleri, ancak bu kadar yumuşak kelimelerle taşınabilir.
Barış Ünal Yazdı; Diyarbakır’ın sessiz kâbusu: Tefecilik
08 Eylül 2026 Salı 00:01Barış Ünal Yazdı | Bir Yangın, Bin Soru: Sorumlu Kim?
06 Eylül 2026 Pazar 01:22Barış Ünal Yazdı; İki yanlış bir doğru etmez
02 Eylül 2026 Çarşamba 00:08Barış Ünal Yazdı | Diyarbakır’da ulaşım zammı: Faturayı kim ödeyecek?
28 Ağustos 2026 Cuma 00:31Nurettin Gökduman ve Diyarbakır’da huzur mücadelesi; 18 bin 860’tan 17 bin 759’a…
12 Ağustos 2026 Çarşamba 13:57Barış Ünal yazdı; 40 yılın bedelinden sonra: Şimdi geleceği kazanma zamanı!
11 Ağustos 2026 Salı 13:35Barış Ünal yazdı; Silahlar susarsa gelecek konuşur
08 Ağustos 2026 Cumartesi 00:01Barış Ünal Yazdı | Çetelerin değil, hukukun sözü geçmeli!
29 Temmuz 2026 Çarşamba 00:01Barış Ünal Yazdı | 15 Temmuz: Tanklar geçti, millet dik durdu!
16 Temmuz 2026 Perşembe 22:58Barış Ünal Yazdı | Terazinin iki ucu: Hangisi daha ağır?
12 Temmuz 2026 Pazar 00:01
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.