Dolar 17,9377
Euro 18,5102
Altın 1.034,33
BİST 2.819,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 39°C
Açık
Diyarbakır
39°C
Açık
Per 39°C
Cum 40°C
Cts 40°C
Paz 39°C

TÜİK Enflasyonu Nasıl Hesaplıyor? – II

A+
A-
10 Aralık 2021 00:30

TÜİK Enflasyonu Nasıl Hesaplıyor? – II

Mehmet Aslan

Dün ifade ettiğim 2 yaklaşım, siyasetin talebi doğrultusunda ehlileştirilmiş enflasyon rakamlarını üretmenin esas yöntemidir. Önce ciro esaslı yaklaşıma bakıp fiyatları ne ölçüde etkilediğini tartışalım.

TÜİK 08.01.2019 tarih ve 03 sayılı duyurusundan, 2019 yılına kadar fiyat alınacak işyerlerinin TÜİK Bölge Müdürlükleri tarafından tespit edildiği, 2019 yılından itibaren ise perakende sektöründe yer alan marketler ve giyim mağazalarından fiyat alındığı ifade etmiştir. Yine aynı açıklamada market ve mağazaların Gelir İdaresi Başkanlığından alınan ciro paylarına göre en çok satış yapan işyerlerinden fiyat derlemesi yapıldığı söylenmişti. Ciro meselesine daha yakından bakarsak eğer;

Yukarıdaki görsel Gelir İdaresi Başkanlığı 2019 yılı rakamlarına göre perakende sektörünün (gıda ve giyim) en büyük 5 firmasını göstermektedir.TÜİK yaptığı açıklamada, tüketicilerin yoğunlukla tercih ettiği işyerlerleri ciro tabakalaması esas alınarak belirlenmiştir diyor. Bu yaklaşıma göre BİM, A-101, Migros, LC Waikiki, Şok vs. gibi perakende devlerinden alınan fiyatlar belirleyici bir etkiye sahip olur.

TÜİK’in yaptığı açıklama, enflasyon hesaplaması konusundaki en temel kuralın ihlal edildiğini gösteriyor.

Nedir bu temel kural?

Bu temel kural; enflasyon hesaplanırken fiyatlar genel seviyesinin ölçüldüğüdür. Bu ölçüm sonunda fiyatlar genel seviyesinde sürekli bir artış olduğu tespit edilmişse bu durum enflasyon olarak kabul edilir.

TCMB’nin sayfasında da enflasyon şöyle tanımlanmaktadır:

“Enflasyon, mal ve hizmet fiyatlarının genel seviyesinde yaşanan sürekli artış olarak tanımlanmaktadır. Enflasyon, sadece bir veya birkaç mal ve hizmetin değil, ortalama bir tüketicinin yıl içinde kullandığı tüm mal ve hizmetlerde meydana gelen fiyat değişikliğini kapsamaktadır.”

TCMB’nin tanımı çok açık olarak “birkaç mal ve hizmetin değil… tüm mal ve hizmetlerden meydana gelen fiyat değişikliği” diyerek bu kavramın özelleştirilemeyeceği, kapsamının daraltırılamayacağı ve indirgenemeyeceğini açıkça ifade ediyor.

TÜİK, enflasyon tanımı dışına çıkan bu istisnai davranışıyla fiyatlar genel seviyesini değil, daha fazla talep edilen, dolayısıyla da piyasa koşullarına göre daha uygun olan fiyatları tespit etmiş oluyor.

TÜİK’in fiyatları baskılamak için tercih ettiği diğer bir yöntem de fiyat derleme sıklığının artırılmasıdır. Bu artışın miktarını 2018 yılı ile hesaplama yönteminin değiştirildiği 2019 yılını kıyaslayarak somutlayabiliriz.

2018 yılında enflasyon sepetindeki 407 madde için 28.015 işyeri ve 4.274 konuttan 415.000 fiyat;

2019 yılında enflasyon sepetinde 418 madde yer alırken 28.711 işyeri ve 4.274 konuttan 544.256 fiyat derlenmiştir.

2018 ve 2019 kıyaslandığında enflasyon sepetindeki madde sayısında %3, anket uygulanan işyeri sayısında %2,5 gibi cüzzi artışlar olmuşken derlenen fiyat sayısı 415 binden 544 bine çıkarak yaklaşık %30’luk bir artış göstermiştir.

Piyasadan derlenen fiyatların sıklığı, dolayısıyla sayısı artırıldığında nasıl bir değişiklik elde edildiğini bir, iki matematik örnek üzerinden inceleyelim:

Diyelim ki piyasadan domates fiyatı alıyoruz. Elimizde 4, 5 ve 6 liralık üç ayrı fiyat var. TÜİK, domatesteki artışı ölçmek için fiyatların ortalamasını alarak onu önceki dönemlerle kıyaslar. Ortalama alınırken de aritmetik değil, geometrik ortalama kullanılır. Bu örneğimizde kıyas yapabilmek için aritmetik ortalamaya da bakılacak. Bu üç fiyatın toplamı 15, aritmetik ortalaması da (15/3=5) 5 yapar. Geometrik ortalama için bu üç fiyat çarpılarak (4*5*6=120) 120 rakamı elde edilir ve üçüncü dereceden kökü alınır ( . Bu işlem sonunda 4,93 sayısı elde edilir. TÜİK’in kullandığı geometrik ortalama hesabına göre domatesin hesap yapılan dönemdeki fiyatı 4,93 bulunmuş olur.

Geometrik ortalama yöntemi Avrupa İstatistik Kuruluşu (EUROSAT) dahil çoğu uluslararası istatistik kuruluşu tarafından tercih edilen bir yöntemdir. Sorun bu yöntemin tercih edilmesinde değil, sıklığı arttırarak fiyatların aşağıya çekilmesindedir. Şimdi de fiyatın aşağıya nasıl çekildiğini yine önceki örneğimizi genişleterek inceleyelim. Domates için piyasadan üç fiyat almıştık. Şimdi fazladan iki fiyat daha aldığımızı varsayalım. Yeni fiyat serimiz; 3, 4, 5, 6 ve 7 olsun. 3 ve 7’yi özellikle seçerek aritmetik ortalamanın değişmemesini sağladık. Bu beş fiyatın toplamı (3+4+5+6+7=25) 25, beşe böldüğümüzde de aritmetik ortalaması (25/5=5) yine 5 olur. Aynı serinin geometrik ortalamasını almak için bütün seriyi çarparsak (3*4*5*6*7) 2.520 sayısını, bunun da 5’inci dereceden kökünü aldığımızda ( ) 4,78 sayısını elde ederiz. (Devam Edecek)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.