Mesut Fidançiçek

Mesut Fidançiçek

Mesut Fidançiçek yazdı | Ruhunu Kaybeden Belediyecilik: Güçlüye tolerans, yoksula zulüm!

Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde kamusal düzen ile hayatta kalma mücadelesi arasında sıkışan seyyar satıcı krizi, yerel yönetimlerin ve kent elitlerinin çelişkili tutumunu bir kez daha gözler önüne serdi. Güçlü işletmecilerin devasa işgalleri görmezden gelinirken, fatura yine yoksula ve zayıfa kesildi.

Sur’da, sokakların bereketi ile günlük geçim derdi her gün yeniden kesişiyor. Bir tarafta kentin siluetini koruma, tarihi dokuyu ve kamusal düzeni sağlama iddiasındaki yerel yönetimler; diğer tarafta ise sabahın erken saatlerinde tezgâhını açıp evine ekmek götürmekten başka gayesi olmayan seyyar satıcılar.

Kamuoyunda bu yıl özellikle Ramazan ve Kurban bayramı önceleri ve sonrasına sarkan, gittikçe içinden çıkılmaz bir hâl alarak caddelere taşan kaldırım işgalleri uzun süredir eleştiri konusu. Büyükşehir ve Sur Belediyesi’nin ortak çalışmalarıyla esnaf kaynaklı kaldırım işgallerinde (bire bir diyalog ve ikna yöntemleriyle) gözle görülür düzenlemeler yapıldığı bilinse de, son günlerde ilçede seyyar satıcılara yönelik artan denetimler iki ayrı kaygıyı yeniden karşı karşıya getirdi.

Güçlüye Tolerans, Yoksula Zabıta Barikatı

Belediyelerin üstünkörü uygulamaları ve meseleye tepeden bakan yaklaşımları büyük bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Bu noktada dikkat çeken bir diğer husus, Mehmet Kaya’nın başkanlığını yaptığı Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası ile Diyarbakır Kent Konseyi’nin diğer merkez ilçe belediyelerinin verdiği desteklerin de tıpkı belediyeler gibi yüzeysel kalması oldu.

...

TMMOB Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı Şerefhan Aydın’ın sosyal medya hesabından yaptığı “Küçücük Sur’da Devasa Bir Arayış” başlıklı paylaşımı, belediye ve sivil toplumun bu çarpık yaklaşımını en net şekilde özetliyor:

"Adalet, eşitsizler arasındaki eşitliği sağlama arayışıydı. Adalet, her mazlumda kendini görmeydi. Adalet, sen olanı 'ezileni' savunmaktı güçlüye karşı. Adalet, güçlüyü görmeyip zayıfla uğraşmak değildi! Adalet, koca bir kentte Sur'daki küçücük tezgâhıyla koca bir ailenin geçimini sağlayan esnafı görüp, büyük işgaller yapan güçlü işletmecileri görmezden gelmek değildi. Sadece zayıfa, yoksula karışarak adalet sağlanmaz. Adalet, güçsüzün karşısında güç gösterisi yapmak değil, gücün karşısında da hakikati savunabilmektir. Adalet, eşitlik içindi!"

Uzun süredir eleştirilen yerel yönetim anlayışı, güçlünün yanında yer alan tipik iktidar refleksinin tezahürünü ortaya koyarken; yoksulun yok sayıldığı kent elitlerinin tutumu bir kez daha gözler önüne serildi.

Zabıta gücüyle çözülemeyen sosyal sorunlar

Kentin estetiği, hijyen koşulları ve kamusal alanların herkesçe eşit kullanılabilmesi şüphesiz yerel yönetimlerin asli sorumluluğudur. Ancak madalyonun diğer yüzünde binlerce insanın feryadı var. Ekonomik darlığın, işsizliğin ve yüksek hayat pahalılığının pençesinde kıvranan insanlar için seyyar tezgâh bir lüks değil, hayatta kalma mücadelesinin ta kendisidir.

Tarih boyunca ticaretin ve emeğin merkezi olmuş Diyarbakır’da, cezalarla veya tezgâh devirmekle ne işsizlik bitiyor ne de sokaklar düzenli hale geliyor. Zabıta ile seyyar satıcı arasındaki gerilimle ne kamusal düzen sağlanabiliyor ne de esnafın mağduriyeti gideriliyor.

Çünkü göz ardı edilen bir "yasaklama" meselesi değil, bir planlama ve kent vizyonu meselesidir ve yerel yönetimler maalesef bu sınavda bir kez daha sınıfta kalmıştır.

(Devam Edecek: Akılcı ve kalıcı bir yol haritası mümkün mü?)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mesut Fidançiçek Arşivi