DOLAR 8,4047
EURO 10,1808
ALTIN 507,39
BIST 1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 33°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
33°C
Az Bulutlu
Paz 34°C
Pts 34°C
Sal 34°C
Çar 35°C

Şakir Diclehan yazdı: Nazım Hikmet-Peyami Safa kavgası – VII

09.06.2021
A+
A-

Peyami, eleştiri tefrikasının ikincisini şu satırlarla bitirir: “Nâzım, su katılmamış bir burjuvadır ve en sahte tarafı komünist tarafıdır.” Bu sataşma üzerine Nâzım Hikmet, Peyami Safa’yı asıl çileden çıkartacak olan “Bir Provokatör Üzerine Hiciv Denemeleri” isimli şiiri yeni yazmış ve tüm kamuoyuna duyurmuştu:

“Gel bakayım, lüle lüle, kıvrım kıvrım, samur saçlı,

Pamuk tenli, al yanaklı sarı papam,

Gel bakayım anam babam,

Gel bakayım yetimlikle maytap eden Paşazadem,

Güzel âdem!

*

Gel bakayım,

Gel ki büyük babaların:

Enver Paşa, Nazım Paşa konağında alıştığın gibi,

Alışıp yılıştığın gibi…

Seni her gün dizlerimde hoplatayım,

Şerefine bütün yetim çocukların

Anasını satayım.

*

Gel bakayım fidan boylum, asilzadem, güzel paşam.

Moda Burnu’yla Süreyya Paşa locası arasında her akşam

Maviş gözlerini süze süze mekik dokuyan

Kadıköy’ün kübik salonlarında şiir okuyan

Moda şair, kübik şair, kübiklerin kübiği,

Cevizli’nin, Kuşdili’nin, Mühürdar’ın Bolşeviği!

*

Ben ki-kıtır atma cicim!-

NuvelLiterer’den alma değil,

Bolşevik şair Mayakovski’den de çalma değil,

Senin tulum göbekli, kadayıf enseli burjuvalarından

Halkı soyan birkaçının yuvalarından,

Para aşırdım.

Neden mi, niçin

Yolumu şaşırdım?

Babası sürgünde öldürülen

Bir çocuğu beslemek için!

Fakat sen ki Paşa konaklarında

Kuş dilinde, kuş tüyünde, kuş sütüyle beslendin;

Kuş beyninle Bolşevizme heveslendin.

Baban üç yıl önce ölünceye kadar

Zavallıdan para kopardın,

Nefesi kokan Türk işçisinin vekâletini apardın.

Götürüp onu sonra el altından,

Enternasyonale zula ettin;

Kim bilir kaç aç biilaç.

Türk işçisinin ciğerini pirzola ettin!

*

Gel bakayım, seninle bir konuşayım

Sencileyin bir coşayım.

Bre… Toprak altında yatan

Namık Kemal’e, Safa’ya çatan

Bre tümen tümen kıtır bom

Bre tümen tümen palavra

Bre işçiye yalan

Ölüye iftira atan

Sağı sola katan

Bre kaltaban

Bre… Türk düşmanı, bre vatan

Haini şarlatan!

Peyami Safa, “toprak altında yatan büyük Türk ölülerine çatan” derken, Nazım’ın kendisine yazdığı hicivde, Namık Kemal’i “takma aslan yeleli Namık kemal üstadın” diye eleştirmesine yanıt vermektedir. Nazım’ın, Namık Kemal’i bu şekilde nitelendirmesi o dönemde sadece sağcı aydınların değil, solcuların da tepkisini çekecek ve daha büyük yeni bir kavganın başlamasına neden olacaktır.

Peyami Safa, bu uzun ve Nazım Hikmet tarzındaki şiirini şu şekilde sürdürür:

Bre propaganda broşürü âlimi

Bre sırtını ipek divanlara yaslayan

“Sermaye”nin yüzde bire küçültülmüş posasını

Yalayarak allamelik taslayan

Orak-çekiç markalı

Sözüm ona Kominterntaktikalı

Üfürükle şişirme, kursak balon komünisti

Dandini bey, züppe salon komünisti!

Sen misin “o kavganın kolu bağlı adsız neferi?”

Yavaş gel, saçmalamaya başlıyorsun,

Kolun bağlıysa nasıl taşlıyorsun,

Piçler gibi ölülerin mezarını?

Yanlış attın zarını:

Görüyorsun şeşi beş

Yemek için birkaç leş

Sallayarak hemen uzun elini

Oluyorsun mezarlara tebelleş.

Sen misin adsız nefer?

“Eyne’l-mefer?”

iki metro boyu afişlerde,

Gazetelerin tüccar ilanı sayfalarında

Kitaplarının üstünde, manzumelerinin altında

Bangır bangır bağıran nazım hikmet imzası

Ad değil mi?

Ne yalan söylersin?

Sendeki surat, surat değil mi?

*

Sen adsızsan,

Zonguldak’ta maden kuyusunun dibinde

Promete gibi, fakat gökten değil

Yerin dibinden ateş alan

Bize kalori yollayan

İşçinin adı nedir?

*

Adlısın, meşhur şairim, adlısın.

Amma neyleyim

Yırtık suratlısın.

Sen ki iki papele her gün akşam

Ulusal dil yazarsın,

Önce yazdıklarını bozarsın.

Sana her gün üç lira verebilsem ah!

Vallah Billah!

Ey o kavganın adsız neferi

Hemencecik soldan geri

Çevrilerek

Ulusalizma-Faşizma gömleğini

Sırtına geçirerek,

Bolşevizmin mezarını kazarsın!

*

Nitekim

Söyleyecek sözün bitince,

Marks’ın Sermaye’sini kediye yükletince

Her renkli, her şey adlı reklam gazetesinde

Başmuharrirlik yapıyorsun.

Şimdi de İpekçilerin sermayesine tapıyorsun!

*

Bre toprak altında yatan

Büyük Türk ölülerine çatan

Bre tümen tümen palavra

Bre tümen tümen kıtır bom

Bre işçiye yalan

Ölüye iftira atan

Sağı sola katan

Bre kaltaban

Bre Türk düşmanı, bre vatan

Haini şarlatan!

Sen artık buralarda

Kolay dikiş tutturamazsın

Sahte Kominterntaktikalı

Dolmalarını yutturamazsın.

Çekil!

Bugün yaptığın gibi

Metr-Goldvin-Mayerşirketinin

İstanbul kolunun başına dikil

Yüzünden maskeni, başından kasketi at

Sermayenin altına yat!

Yerini şimdi buldun işte:

Hak berekât versin, asilzâdem,

Berekâaat!

Şiirin altına da, “Cingöz Recai

Müstensihi Server Bedii” imzasını koyar.

Türk edebiyatının iki önemli isminin kanlı bıçaklı kavgası tarihte yerini bu şekilde alır… Nokta…

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.