
Yûsif Bedirxan
YusifBedîrxan yazdı: Kader mi, tevekkül mü?
Hem devlet, hem toplum olarak deprem önceliğimiz değil. Yaşanan son felaket bize bunu bir kez daha gösterdi.
Devlet refleksinin önceliği kendi itibarı, diğerleri ise prosedürün yerine getirilmesi.
Bu eğrilikte ne kadar doğru olur bilemem; ben söyleyeyim siz sorgulayın.
Deprem hem toplum hem de devlet olarak önceliğimiz değil. Hiç olmadı ve muhtemelen bundan sonra da olmayacak.
Yaralar sarılıncaya kadar ara ara konuşup unutacağız.
Kaçan müteahhitlerin bir kısmı yakalandı, geri kalan da yakalanacak, belki de bununla ilgili kamu görevlileri de yakalanacak. Yargılama süreçleri uzadıkça uzayacak ve tutuklu kaldıkları göz çnüne alınarak bırakılacaklar bir süre sonunda.
Toplum olarak bu gibi afetlere temel yaklaşımımız, “kader”, “sınav” çemberinde dönüyor.
Deprem sonrası bir üniversitenin Fen Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi olan profesör şöyle diyebiliyor mesela “Deprem veya binalar öldürmez, Allah öldürür. O da eceli geleni… Depremde ölenler aynı anda Mars’ta bile olsalar yine öleceklerdi. Ölüm mekana değil zamana bağlıdır.”
Söylenenin kendi çapındaki doğrunun meali apaçık.
Birinin ne zaman öleceğini bilmiyoruz ama öldüğünde ‘demek ki şimdi ölmesi gerekiyormuş’ önermesini bir fizik profesörü söyleyebiliyor.
Bunun Yaratıcı tarafından önceden belirlendiğine de inanmakla ilgili akıl. Böylece dünyevi unsurlar tümüyle anlamsız hale geliyor. Deprem örneğinde bütün tedbirler alınmış, evler yıkılmamış olsa bile kaybettiğimiz binlerce insan yine aynı gün hep birlikte öleceklerdi.
Orada o ölüme sebep tüm olguların o insanın ölümünde teferruat olduğu algısı var.
Müteahhit malzemeden çalmazsa, yapı kontrolcü göz yummazsa, kiracı kolonları kesmezse o insanlar aynı gün aynı saatte yine ölecekti.
Ya da hala sağ olanların üzerine (hadi kazara diyelim ) düşen beton bloğun boyunlarını kırması da yarım kalan buyruğun tamamlanması olarak görmemiz lazım.
Böylesi bir anlayış bir fizik profesöründen gelirken bir İlahiyatçı kendinden beklenmeyen bir çıkış yaptı. Nihat Hatipoğlu, “Bilim adamlarının sözü, bizim için dini bir emir gibidir. Geçmişte dinlemediğimiz için bunlar başımıza geldiyse buna kader demeyeceğiz.”
Aslında dinde de olan aklın yolu bir, “Önce tedbir vardır, sonra tevekkül” var ve fizik profesörü hangi akılla yaptığı bilinen açıklamasını, bir ilahiyatçı ters yüz ediyor da toplum hala aynı plağı kendi aleyhine çalmaktan vazgeçmiyor.
Yusif BedÎrxan yazdı: Siirt’ten öteye bir manevi haz
30 Ekim 2024 Çarşamba 00:25Yusuf Bedîrxan yazdı: Basının zorlu sınavı; Narin
11 Eylül 2024 Çarşamba 00:10Yusuf Bedîrxan yazdı: Instagram neden kapandı?
07 Ağustos 2024 Çarşamba 00:10Yûsif Bedirxan yazdı: Diyarbakır’da neler oluyor?
15 Temmuz 2024 Pazartesi 00:10Yusuf Bedîrxan yazdı: Üslup meselesi mi, yoksa…
27 Haziran 2024 Perşembe 00:20Yusuf Bedîrxan yazdı: Ne kadar güvenebiliyorsak…
20 Mart 2024 Çarşamba 00:10Yûsif Bedirxan yazdı: Ekonomik Buhranın Panzehiri Üretimdir 2
08 Şubat 2024 Perşembe 00:10Yusif Bedirxan yazdı: Ekonomik Buhranın Panzehiri Üretimdir 1
07 Şubat 2024 Çarşamba 00:20Yusif Bedirxan yazdı: Kim ne dedi?
03 Şubat 2024 Cumartesi 00:10Acısını suya akıtan belgesel; Herkes Toprağa Gömülür Ben Suya
28 Kasım 2023 Salı 00:01




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.