Barış Ünal Yazdı | Bir Yangın, Bin Soru: Sorumlu Kim?

Diyarbakır’da 23 Ağustos gecesi bir plazada çıkan yangın, yalnızca bir binanın yanması olarak görülmemeli.

TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu Afet Komisyonu’nun hazırladığı teknik rapor, yangın güvenliği konusunda hepimizin sorması gereken önemli soruları önümüze koyuyor.

Mesele yalnızca yangının nerede ve nasıl başladığı değil. Asıl mesele, yangın başladığında binadaki insanların güvenliğini sağlayacak sistemlerin çalışıp çalışmadığı kadar, bu işle ilgili tüm kurum ve kuruluşların işleyişinin de sorgulanması gereken onlarca soruyu gündeme getirmesi.

Rapora göre, dış cephe ve yalıtım malzemelerinin yangının yatay ve dikey yönde yayılımını hızlandırmış olabileceği değerlendiriliyor. Daha da önemlisi, yangın söndürme sisteminin enerji kesintisinin ardından devre dışı kaldığı, dizel pompanın yakıt hortumunun bağlı olmadığı ve akü bağlantılarının boşta bulunduğu tespit ediliyor.

Burada artık tek bir sorumlu aramak yerine daha büyük bir soruyu sormak gerekiyor:

Bir binanın yangın güvenliği kâğıt üzerinde mi kalıyor, yoksa gerçekten denetleniyor mu?

Sorumluluk sadece bina sahibinin mi?

Elbette bina sahiplerinin ve işletmecilerin sorumluluğu tartışılmaz. Yangın sistemlerinin kurulması, bakımının yapılması ve çalışır durumda tutulması öncelikle onların görevidir.

Ancak toplumsal güvenlik açısından sorumluluk burada bitmez.

Projeyi hazırlayan mühendislerden uygulamayı yapan firmalara, yapı ruhsatı ve iskân süreçlerinden denetim mekanizmalarına, itfaiye kontrollerinden ilgili kamu kurumlarına kadar uzanan bir sorumluluk zinciri söz konusu.

Bu zincirin herhangi bir halkası görevini gerektiği gibi yerine getirmediğinde, bedelini yalnızca bir bina değil, içinde yaşayan insanlar da canlarıyla ve mallarıyla ödeyebiliyor.

Bu nedenle sorulması gereken, “Kim suçlu?” sorusundan önce “Bu eksiklikler nasıl fark edilmedi veya neden giderilmedi?” sorusudur.

Yangın sonrasında değil, öncesinde hesap sorulmalı

Türkiye’de çoğu zaman felaketlerin ardından raporlar hazırlanır, eksiklikler sıralanır ve gerekli önlemlerin alınması istenir. Oysa gerçek denetim, yangından sonra değil, yangın çıkmadan önce yapılmalıdır.

Bir yangın pompasının çalışıp çalışmadığını, sprinkler sisteminin gerçekten devrede olup olmadığını, dış cephe malzemesinin yangına dayanıklılığını kontrol etmek için bir felaket yaşanmasını beklememeliyiz.

Diyarbakır’daki plaza yangını bu açıdan bir uyarıdır

TMMOB’un raporunda istenen proje, ruhsat, bakım, test, yangın sınıflandırması ve denetim belgeleri yalnızca bu olayın aydınlatılması açısından değil, kentteki diğer binaların güvenliği açısından da önem taşıyor.

Şimdi yapılması gereken, birini suçlu ilan etmek değil; bütün süreci şeffaf biçimde incelemek, eksikliklerin hangi aşamada ortaya çıktığını belirlemek ve aynı risklerin başka binalarda yaşanmasını önlemektir.

Çünkü yangın güvenliği, evraklara geçen bilgilerden ibaret bir mesele değil; benzer binalarda ve sitelerde yaşayan her insanın canı ve malıyla doğrudan ilgilidir.

Ve bu nedenle sorumluluk, yangın çıktığında değil; o binanın projesi çizildiği, inşa edildiği, denetlendiği ve kullanılmaya başlandığı ilk günden itibaren başlar.

Burada yapılması gereken, yalnızca birini hedef gösterip taşlamak değil; tüm sorumluların görevlerini aynı ciddiyetle yerine getirmesini sağlayacak sistemin ne kadar düzenli çalıştığını sorgulayacak aklı harekete geçirmektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Barış Ünal Arşivi