DOLAR 8,6919
EURO 10,3865
ALTIN 498,21
BIST 1.404
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 38°C
Sıcak
Diyarbakır
38°C
Sıcak
Cts 38°C
Paz 39°C
Pts 41°C
Sal 40°C

Şakir Diclehan yazdı: Nazım Hikmet-Peyami Safa kavgası – IV

21.05.2021
A+
A-

Yazının içinde ise Nazım Hikmet’e ithafen “Şöhretinin büyük kısmını polisin takibine borçlu olan Bolşevik fantoması”, “lirik, cıvık hassas bir şair” ve “su katılmamış burjuva” tarzında ifadeler kullanır. Nazım Hikmet ise, Peyami Safa’nın ikinci yazısının yayımlanmasının ardından Yedigün Dergisi’ne röportaj verir.

Nazım Hikmet, Peyami Safa için “küçük burjuva münevveri” deyimini kullanır ve onun için şu ifadelere yer verir: “Herhangi bir fikre taassupla bağlanmanın, insanı bir sürü adamı haline soktuğunu söyleyen bu tip, mesela masonluk fikrine ve idealine kör bir taassup ve müthiş bir imanla bağlanmıştı ve bu bağlanışta o kadar ileri varmıştı ki bir mason locasına girebilmek için üç defa eşik aşındırıp üç defa reddedilmeyi bile göze almıştı.” Nazım:

“Anlat bana nasıl oldu da şu,

Anlat bana nasıl oldu da sen,

Yanarak boynu müsellesli bir mason imanıyla

Boyamak istedin Süleyman’ın çift sütununu

O biçare “hürriyet-i efkâr”ın kanıyla?

Hem ne derin bir inanışmış ki, bu,

Ne müthiş bir ateşle yanışmış ki, bu,

Göze aldırmış sana

Fenafi’l-Maşrık-ı Âzam olmayı,

Mason localarına üç defa başvurup

Mason localarından üç defa kovulmayı…

Bir düşün oğlum,

Bir düşün ve inkâr etme ki;

Gizli gece yolculuklarından kalmadır senin alın terin.

Peyami Safa, “Biraz Aydınlık” başlıklı yazılarının üçüncüsünde bu söyleşiye ağır bir dille cevap verir. “Kaldırım politikacısı ağzı kullanmak”la eleştirdiği Nazım’ın iddialarını “herze yumurtlamak” olarak nitelendiren Peyami Safa, bir dönem masonluğa ilgi duyduğunu gizlemez ancak “üç defa eşik aşındırıp üç defa reddedildiğim yalandır” diye yazar.

Nazım Hikmet’in cevabı yine Yedigün Dergisi’nde yayımlanır.

“Ey ihtisas mahkemeleri kaçağı

Ve Despinis Koko’nun aftosu,

Ey marka malı kör

Provokatör,

Ve ey zavallı yetim…

Yoktur şimşiri kahrını inkâra niyetim…

Kokla, çek ve iç,

Üzülme hiç…

Billahi cihan bilir ki, sen

Kahraman, ulusal muhaliflerimizdensin!

Kokla, çek ve iç

Üzülme hiç.

Yalnız, ara sıra

Bakıp aynalara

Bir deve derisinden beli değnekli Hacivat düşün.

Bir düşün oğlum:

Müdahin Çelebi Hazret-i Hacivat’ın

Giyerek harp ilahı göbekli Mars’ın üniformasını

Kahramanâne bir dalkavuklukla hesap sormasını.

Bir düşün oğlum,

Bir düşün ey sayın provokatör…

Her dövüşen sersemdir senin için

Her anlayıp inanan kör…

Ve sen ki, bir fikre bağlanışın

Azılı düşmanısın.

Bu sefer Peyami Safa’yı provokatörlükle suçlar ve ekler:  “Bu mütereddi fitnenin maskesini alaşağı etmek, onun korkunç iç yüzünü, bulaşık hastalıklar müzesindeki bir ibret levhası gibi ortaya çıkarmak zamanı gelmiştir.” diyerek Peyami Safa’nın kendisine “Ben senin için Marksist olurum” dediğini söyler ve Peyami Safa’nın menfaatçi olduğunu düşündüğünü ekler bu cevabi yazısına…

“Sen çıkmadın

Çıkardılar karşıma seni!

Kıllı, kara elleriyle tutup enseni

Gövdeni yerden bir karış kaldırdılar,

Sonra birdenbire

Bırakıp yere

Seni pantolonumun paçasına saldırdılar.

Bir düşün oğlum,

Bir düşün ey yetim-i Safa

Bir düşün ki, son defa

Anlayabilesin:

Sen bu kavgada

Bir nokta bile değil,

Bir küçük, eğri virgül,

Bir zavallı vesilesin!

Ben, kızabilir miyim sana?

Sen de bilirsin ki, benim âdetim değildir

Bir posta tatarına

Bir emir kuluna sövmek,

Efendisine kızıp

Uşağını dövmek!

Sen de bilirsin ki, jurnal esnafı, senin gibiler

Tutulup kulaklarından birer birer

Teşhir edilirler.

Ben, sadece söküp

Bir fitnenin otuz iki dişini,

Ve Babıâli kaldırımlarına döküp

Geleceğini, geçmişini

Aldım omuzuma işte bu teşhir işini…

Bir düşün oğlum,

Bir düşün ve inkâr etme ki;

Keteon matbaasında ut çalıp

Ayak şarkıcılarına beste talim eylemek,

Ve o biçare Larus’un ırzına geçip

Zatını âlim eylemek,

Sana pek

Zor geldi ki, demek;

Aranızda dolaşır görünce

Benim “Orhan Selim” adlı dilsiz

Ve kolu bağlı gölgemi,

Hemen azıya alıp gemi

Faşisto-Demokrato-Liberal

Bir jurnal yazıp

Delikanlıyı yere çalmak

Ve bir miktarı münasip elden almak

istedin!

Elden alıp almamana

Karışmam ama

Biz,

Gölgemizi bile çiğnetmeyiz adama!(Sürecek)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.