Dolar 18,6312
Euro 19,5051
Altın 1.053,58
BİST 4.949,64
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 12°C
Çok Bulutlu
Diyarbakır
12°C
Çok Bulutlu
Sal 11°C
Çar 14°C
Per 15°C
Cum 15°C

Tarık Othan yazdı: Cebimizdeki yangın

5 Ekim 2022 01:29 | Son Güncellenme: 5 Ekim 2022 10:27

Eylül ayı yıllık enflasyon yüzde 83 olarak açıklandı. Enflasyon Araştırma Grubu’nun hesaplamasına göre ise eylül ayı itibariyle yıllık enflasyon yüzde 186.27’ye yükseldi, 9 aylık enflasyon ise yüzde 101.63.

Asgari ücret ve emekli maaşlarında yıl içinde yüzde 100’lere varan artışlar gerçekleşti.

Buna rağmen vatandaşın hissettiği enflasyon artarak katlanıyor. Enflasyon Araştırma Grubu’nun hesaplaması daha gerçekçi duruyor.

Bir bakalım.

Geçen yıl kilosu 5 lira olan yoğurt 15 lira, 25-30 lira seviyesinde olan 32’lik yumurta kolisi 50 lira üzerinde seyrediyor. Ekmek hakeza 2 liradan 6 liraya, sıvı yağ, paket süt, peynir vs ortalama yüzde 200 ve üzerindeki artışlarla satılıyor.

Diyarbakır TOKİ’de oturulabilir normal bir evin kirası 3 bin lira ve üzerinde seyrediyor.

Üstelik tüm bu hesaplamaların içinde eğitim, sağlık ve hesaplanamayan giderler yok.

Yıl içinde iki kez yapılan zamlarla en düşük emekli maaşı 3 bin 500, asgari ücret ise 5 bin 500 liraya yükseldi.

Toplumun kahır ekseriyetini de bu maaş grubundakiler oluşturuyor.

Böyle bir durumda yaşam kalitesi neredeyse en dibi görmüş durumda ve düştükçe düşüyor.

Bu duruma sebep kaba tabirler, dövizdeki önlenemeyen yükselişle beraber artan maliyetler kadar piyasayı istedikleri gibi yöneten bir kısım açgözlüler.

Kürtlerin tabiriyle yağmurun üzerine düştüğü deniz.

Yaşamımın olmazsa olmaz kalemlerindeki artışlar, oluşan kira borsası ve dışa bağımlılığın yansıması elektrik, doğalgazdaki önlenemeyen artışlar önü alınmaz ve sürdürülebilirliği imkansız hale getiren bir ekonomik yaşamı dayatıyor.

Orta sınıfın yoksullaştığı, yoksulun açlık sınırına dayandığı bir toplumsal yapı var artık.

Peki, neler yapılabilir?

Ekonomist değilim ancak bir iki önerim olacak.

Birincisi vekillerden başlayarak, bürokratları da içine alan kesimin maaşlarının düşürülmesi, ikinci maaşların tamamen kesilmesi.

Devlet kademelerindeki lüks araçların satışı.

Elektrikteki dışa bağımlılığı azaltacak, özellikle yenilenebilir enerjiye yatırımın yine devlet eliyle hayata geçirilmesi.

Özel araçların trafiğe çıkışlarını azaltacak önlemler almak; bununla paralel toplu taşımayı daha kullanışlı hale getirmek.

Sebze-meyve komisyoncularını ve pazarları sıkı denetimler ve fiyat denetlemeleri ile kontrol altında tutmak.

Tarımda teşviki ve çiftçinin doğrudan satışını gereksiz aracıları bertaraf ederek kontrolde tutmak.

Temel tüketim maddelerinin satıldığı zincir marketlerin fiyat denetimlerinin ve vatandaşı yanıltan, kandıran uygulamalarına karşı yüksek cezalar uygulamak.

Devlet ihalelerinin tam olarak kontrol altına alınması, yüksek kârlarla yapılan ihale satışlarını bir an önce devlet eliyle yapılmasının sağlanması.

İlk adımda bunlar yapılmalı.

Bunlar hem vatandaşın cebindeki hem de devlet hazinesindeki yangını soğutmaya yeter.