
Yûsif Bedirxan
Yusif Bedîrxan yazdı: Üzül ama eleştirme!
Deprem mahşeri acılarla, tecrübelerle manevi dünyamızda derin yaralar açtı.
En azından Türkiye için neredeyse eşi görülmemiş geniş bir alanda; hem de muasır medeniyetiyle övündüğümüz ekonomimizin öncü inşaat sektörünün enkaz görüntüleriyle hafızalarımıza kazındı, kazınmaya da devam edecek.
Yıllarca çalışıp didinip edindiği mülklerinde ölenler; mülk kaybetmekle kalmadı; geride gözü yaşlı anneler, babalar, çocuklar, amcalar, sevgililer de bıraktı.
Binlerce insana mezar olan enkazlardan geriye kalan moloz yığınlarıyla dolu kent görüntüleri ve geride bırakmamızın mümkün olmadığı o manzaralar ve bilcümle nutuk tutulması.
İnsanların içlerine akıttığı gözyaşları, acılara rağmen tüm bedenine sinen topyekûn bir acıyı tarif etmek elbette zor.
Varını yokunu kaybeden, dişiyle tırnağıyla tutunduğu ama yoksul ama yoksun bilcümle hayatını enkaz yığınlarının önünde bekleyen çaresizlik nasıl anlatılır, nasıl hissedilir? Bilemiyorum!
…
“Ateş düştüğü yeri yakar” veczi anlamsızlaşıyor ya da “ölüm hepimizin kapısında” özeti yetmiyor yaşadıklarımıza.
Fıtrata, kadere, talihe sığmayan topyekûn bir suçu öteleme kaçışı, külliyen yalan savrulmalar da yetmiyor acıyı anlamlandırmaya.
Bir de üstüne üstlük, hepsinin içinde olduğu suç mahallinde enkazda delil arayan aklın aymazlığı.
Eleştirinin dahi kontrol altında tutulmaya çalışıldığı böylesi bir ahvalde, akıl tutulmasında acının tarifi kadar katlanmayı da zorlaştıran tahakküm.
Merkezi kontrolün yarattığı oto kontrol birçok kişinin kurumun üzerinde: Üzül ama eleştirme.
Hesap içinde hesapların yapıldığı atmosfer acıyı gölgeliyor, çirkinleştiriyor.
Bağırışları, feryatları, eleştirileri fıtratla sınırlamanın derdindeki aklın üste çıkma telaşı, üstten bakışla yönetiyor insanları.
Buraya kadar katlanılabilir bir eleştiri yazısı.
…
Tamam, “asrın felaketi”ni hem de kışın ayazında yaşadık.
Belki de halkın onun üzerine çıkan dayanışma çabası yaramıza merhem olur.
Bu beni, bizi, kendine insan diyen hepimizi mutlu ediyor.
Kimse bir diğerine yardım da siyasi görüşüne bakmıyor, yargılamıyor.
Aksine acı birleştiriyor, kucaklaştırıyor insanları.
Ölen bir çocuğa ağlıyoruz, yeni evli çifte, ölen öldü kalanlara yanayım diyene de…
Bir arada yaşama kültürü, halk ya da ülke olmak bu aslında.
Acıyı bile yaşamada kontrol altına alınmaya çalışılan insan ruhu eziliyorken umut hesapsız insani dayanışmada.
Yusif BedÎrxan yazdı: Siirt’ten öteye bir manevi haz
30 Ekim 2024 Çarşamba 00:25Yusuf Bedîrxan yazdı: Basının zorlu sınavı; Narin
11 Eylül 2024 Çarşamba 00:10Yusuf Bedîrxan yazdı: Instagram neden kapandı?
07 Ağustos 2024 Çarşamba 00:10Yûsif Bedirxan yazdı: Diyarbakır’da neler oluyor?
15 Temmuz 2024 Pazartesi 00:10Yusuf Bedîrxan yazdı: Üslup meselesi mi, yoksa…
27 Haziran 2024 Perşembe 00:20Yusuf Bedîrxan yazdı: Ne kadar güvenebiliyorsak…
20 Mart 2024 Çarşamba 00:10Yûsif Bedirxan yazdı: Ekonomik Buhranın Panzehiri Üretimdir 2
08 Şubat 2024 Perşembe 00:10Yusif Bedirxan yazdı: Ekonomik Buhranın Panzehiri Üretimdir 1
07 Şubat 2024 Çarşamba 00:20Yusif Bedirxan yazdı: Kim ne dedi?
03 Şubat 2024 Cumartesi 00:10Acısını suya akıtan belgesel; Herkes Toprağa Gömülür Ben Suya
28 Kasım 2023 Salı 00:01




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.