Pazar Okumaları/ Vera Koyi Yazdı: Semerkant'a Yolculuk

Yol arkadaşım Amin Maalouf'tu.

Öyle merak ve ilgiyle bu yolculuğa hazırlandım ki anlatamam.

Yol arkadaşım Doğu dünyasını biliyor, az konuşup kullandığı her sözcüğe derin anlamlar yüklüyordu.

İlk durağımız Semerkant'tı. Bilgelerin, alimlerin uğrak yeri. Kütüphaneleriyle namı diyar. Seyyahların, gizem avcılarının merakını kamçılayan ve ve yıldızların isyanında doğan Semerkant'a vardık nihayet.

Aklım, gözlerim masal dünyalarını anlamak istercesine çevreye aç aç bakıyor ilgi ve merakımı doyurmaya çalışıyordu.

Bir zaman dünyaya ısı, ışık yayan bu coğrafyalar ne kadar da çorak ve kurak geldi bana.

Zayıf gördüğünü linç eden, güç karşısında ise süklüm büklüm olan bir sosyal siyasal yapı beni olumsuz etkiledi, sadece kötülük değil iyilik de yüksek düzeyde bir gizlilikle yaşam buluyor, öz olabildiğince katbekat demirden maskeyle kafeslenmişti adeta.

Ve sözle ikna olmayan, güç yada eşsiz korku tufanları karşısında ancak boyun eğen bir insan ilişkisi benim gibi masal dünyasını arayanları epey hayal kırıklığına uğratıyordu.

Ömer Hayyam’ı tanıdım, kavganın bütün bilincini ret etmiş, yaşamın güzellikleriyle ilgilenen, ama bilen düşünen ve üreten ve söz ustası Hayyam’ı tanıdım, şiddeti reddeden, bilgiyi, bilimi esas alan, sevdalı Hayyam’ı gördüm.

Ve sonra Hasan Sabbah’ı, Nizamilmülk’ü tanıdım. İki kadim çelişki, zor, şiddet ve korkunun padişahlığı ile Alamut’a gittim.

Gizliliğin nasıl bir şey olduğunu, bunun ölüm korkusuyla nasıl beslendiğini, adeta birer ölüm meleği gibi can alan korkunun dehşetini yayan ve diri diri yanmaktan yakılmaktan geri durmayan fedaileri tanıdım.

Katı bir inanç ve keskin bir tutumun sebep  olduğu acılara tanık oldum.

Güç olma sevdasıyla ölümün kol gezdiği, yer ve yurtların viraneye döndüğü memleketler gördüm

Tebriz, Kum, Nişabur ve Tahran'a uğradım.

Batı misyonerlerinin nasılda güç savaşlarını körüklediği, darbe üstüne darbe tasarladığı ve Doğu dünyasının iç ve dış dinamikleriyle bir olup  güneşi balçıkla sıvadıklarını hissettim.

Ne garip aşklara tanık oldum.

Ve Doğunun gizemli dünyasına yaptığım yolculukta pek çok yeni ve farklı şeyler öğrendim,

Hem üzüldüm hem sevindim.

Ve Zayıflar için haklı olmanın büyük bir suç kabul edildiği, muktedir olmanın ilahlık gücüyle kan döküldüğü Doğu coğrafyaları beni ürkütse de güzelliklerin de ne derece kıymetli olduğunu ve  bir insanda aslında , bir anda tüm insanlığın hallerini görmek, bir insanda tüm insanlığın çelişik hallerine tanık olmak ayrı özel ve bir o kadar güzeldi benim için.

Yol arkadaşım Amin Maaloof, duygulu bir o kadar düşünceli bir hali vardı, her cadde ve sokağın anısını biliyor, okuyor ve durmadan araştırıyorsa da bazen doğu ve batı ekseninde sıkıştığı ve bu anlamda bir yol aradığını anlamak mümkündü.

Doğu ve batı dünyasını uzlaştırıyor, bunu aşkla somutlaştırıyor hiç olmamış bir şeyi olur kılmanın uğraşını veriyordu.

Oysa Doğu ve Batı ezeli çelişkilerin en temel iki ayrı dünyasıydı.

Kitap bittiğinde yolculuğum da bitti .

Gizemli bir zaman yolculuğunun hem heyecanı hem de sevincini yaşadım.

Semerkant tekrar tekrar okunmalı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Vera Koyi Arşivi