DOLAR 8,7231
EURO 10,3985
ALTIN 497,98
BIST 1.414
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 38°C
Sıcak
Diyarbakır
38°C
Sıcak
Cts 40°C
Paz 40°C
Pts 41°C
Sal 41°C

Şakir Diclehan Yazdı: Ahmed Arif-Necip Fazıl-Sezai Karakoç ve 33 kurşun

04.06.2021
A+
A-

Ahmed Arif’e Göre 33 Kurşun Olayı:

Usta Şair Ahmed Arif’le yapılan bir röportajda; “Bir de sen anlatsan 33 kurşun hikâyesini” sorusu üzerine kendisi: “ Şimdi konu şu. Bu adamları, 45-50 kişi toplamışlar. Baki Vandemir var, yanılmıyorsam o zaman Korgenral…. O diyor ki, bunları mahkemeye verelim, biz niye elimizi ateşe sokuyoruz.  Mahkeme var, ne yaparsa yapsın.

Veriyorlar mahkemeye, savcılık ayıklıyor bunları. İçlerinde ufak tefek suçları olanlar var. Hani o zamanlar yol vergisi var ya, adam altı lirayı verememiş. Altı lirayı vermezsen, ya yolda çalıştırıyorlar, ya da hapis yatıyorsun. Ufak tefek hırsızlık olayları var. Böylece adi suçlular ayıklanıyor, 33 kişi kalıyor. Ama bu 33 kişinin hiçbir ilişiği yok mahkemeyle, karakolla, jandarmayla. Sanık bile değil, hiçbiri. Bunları bırakıyorlar keşke bırakmayaydılar. Onlar da tutuklu kalaydı. Hiç olmazsa ölmezdiler, öldürülmezdiler. Ötekiler yattılar, çıktılar, cezalarını çektiler.

Bunları salıverince bir de içlerinde bir kız çocuğu var. Mehmed-i Mısto dedikleri bir adamın kızı. Mehmed-i Mısto, Türk, İran ve Sovyet Pasaportunu taşıyor. Ve Türk istihbaratının adamı… Yani görevli bir adam… Aynı zamanda bir aşiret reisi… Olay da onun bir mektubuyla çıkıyor ortaya.

Adam Türkiye’de değil. Bir mektup yazıyor. “Benim malım mülküm var Türkiye’de, bu yağma ediliyor, kaymakam sahip çıkmıyor. Adamın bu tür şikâyetleri var. Fakat kimse bunları dikkate almıyor. Tersine adama hakaret ediyorlar, çok ağır mektuplar yazıyorlar. “Kızına böyle yaparız, senin karına şöyle yaparız.” Diyorlar.

Ahmed Arif, bunları zabıtlardan okudum. Tahkikat komisyonu tutanaklarından yani… Olay böyle gelişiyor işte. Ve bir talan gelip geçiyor Özalp’tan. Yağma gibi bir şey oluyor. İyi ama bunların hiç biri yakalanmıyor. Sağdan soldan biçare edamlar yakalanıyor. Kişisel düşmanlıklar başka bir şey olamaz ki… Orada bir arzuhalci var, kör bir adam… Bu çok önemli… Asıl şebekenin, iftiranın başı bu adam. Biri daha var, şubede çalışıyor. İşte bunların kara çalmasıyla olay böylece gelişiyor.” (Bakınız. Refik Durbaş, Ahmed Arif Anlatıyor, kalbim Dinamit Kutusu, İstanbul, 1990)

Büyük Doğu’ya Taşınan 33 Kurşun: Olayın bundan sonraki safahatını, Necip Fazıl’ın gerçekçi ve cesur kaleminden okumaya çalışalım: “Meşhur Menemen Divan-i Harbi’nin (Sıkıyönetim Mahkemesi’nin ) kahramanı ve bir zamanlar verdiği idam hükümlerine karşılık, şimdi en büyük Askeri mahkemenin huzurunda (1950) idamı istenen Mustafa Muğlalı, o zaman bütün o havaliyi havzası altında bulunduran ordunun başındadır. Doğrudan doğruya hükümetin, kanuni mercilerin ve sivil idarenin konusu olan bu iş, kendi kendine, askeri bir asayiş davası telakki ediyor ve Türkiye’deki mahkemenin resmen berat ettirdiği bu adamların, toplatılıp hususi tertibatla kurşuna dizilmeleri için emir veriyor.

Vaziyeti haber alan umumi müfettiş Avni Doğan, telaş ve üzüntüyle Mustafa Muğlalı’yı görmeğe geliyor. Gece tertiplenen ziyafet sofrasında, Umumi Müfettiş, Muğlalı cenaplarını bu fermanından vazgeçirtmek için bütün tesir ve kuvvetiyle çalışıyor. Fakat muvaffak olamıyor. Muğlalı’dan şiddet ve huşunetle (sertlik) aldığı cevap şudur: “Sizi alakadar (!) etmez!!! Ben işimi bilirim!!! Bu herifleri temizleyeceğim. Vakaya Van valisi Hamit ve sofrada bulunan sair (diğer) zatlar aynen şahittir.

“Otuz üç vatandaş” tabiriyle klişelendirilen 33 kurban, köylerinden alınıyorlar, yola çıkarılıyorlar. Şafak sökmesine yakın, hâkim tepelerine müfrezeler yerleştirilmiş bir vadinin içine sürülüyorlar. Bu vadide saman hedefler gibi delik deşik ediliyorlar. Mısto’nun genç kızı, zavallı gelinin kocası da öldürenler arasındadır. Mezbaha işini idare eden kıta ve teğmenler ise hiçbir işin farkında değillerdir. Sebebini bilmemekte, sadece emir alınmış bulunmakta ve askerlik icabı disiplini, gayet doğru olarak, aldıkları emrin mütalaa ve münakaşası hakkında malik bulunmamaktadırlar. Ve her vebal, o muhteşem emir ve salahiyet makamını bu derece keyfi ve haksız bir buyruğa alet edendedir. (Devam Edecek)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.