Dolar 9,3183
Euro 10,8303
Altın 528,91
BİST 1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 26°C
Çok Bulutlu
Diyarbakır
26°C
Çok Bulutlu
Sal 24°C
Çar 23°C
Per 24°C
Cum 25°C

Polis, güç ve vicdan

17.04.2019
A+
A-

Geçtiğimiz Pazar günü (14 Nisan) Sümerpark civarında sabaha karşı 04.00 sularında bir gencin, polis tarafından açılan ateş sonucu başından vurularak yaşamını yitirmesi, güvenlik/güç kullanımı konusunda tartışma başlattı.

Önce olayın basında da yer alan bilgilerine bakalım.

Hantaş, polis tarafından açılan ateş sonucu başından vurularak yaşamını yitirdi.

Olay yerinde yaşamını yitiren Hantaş’ın cenazesi Dicle Üniversitesi’ne kaldırıldı ve öğle saatlerinde polis gözetiminde Yeniköy Mezarlığı’na defnedildi, aile bireyleri dışında hiç kimsenin defin törenine katılmasına izin verilmediği iddia edildi.

Bir başka iddia da Hantaş vurulduğunda yanında bulunan bir kişinin polis tarafından gözaltına alındığı ve nereye götürüldüğünün bilinmediğine dair iddiaydı.

Olayın basında yer alması üzerine Diyarbakır Valiliği açıklama yapma gereği duydu.

Açıklamada, Recep Hantaş ve beraberindeki R. Y. isimli kişinin yüzlerinin maskeli olduğu ve polislerin üzerine doğru kaçarken yapılan dur ihtarına uymayan Hantaş’ın vurulduğu ifade edildi.

Ayrıca 2 güvenlik görevlisinin Diyarbakır Başsavcılığı tarafından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiği ve idari tahkikat başlatıldığı bilgisi verilirken; öldürülen Recep Hantaş’ın sabıka kaydı da paylaşıldı.

Burada öne çıkan olgu, “yargısız infaz” şüphesi.

Kimseyi haklı ya da haksız çıkarmayla ilgili bir çabamız olmadığını başta belirtelim.

Zira olayla ilgili bir hukuki süreç başladı ve iki polisten birinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı, diğerinin ise tutuklandığı bilgisi teyide muhtaç olmakla beraber yazıldı.

Burada öldürülmesi kadar öne çıkan unsur, Hantaş’ın adli sicil kaydının da Valilik açıklamasında yer alması.

Buna gerek var mıydı, ya da hangi amaçla açıklamaya eklendi sorusu akıllara geliyor.

Şüphesiz güvenlik olmazsa olmazımız.

Birbirinin benzeri birçok adli olay yaşanıyor ve güvenlik olmadan kontrol altına alınması zor.

Bu olayda öne çıkan, suça/suçluya karşı uygulanan gücün orantısızlığı.

Yaşanan olayda “Hantaş, öldürülmeden ele geçirilemez miydi?” sorusu ister istemez akıllara takılıyor.

Burada tartışılması gereken de bence tam bu nokta.

Sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde polisin güç kullanımının yasal bir dayanağı var; ancak bunun bir şiddet aracına hem de cezasızlık mekanizmasıyla gelmesi sürekli olarak tartışılıyor.
Yasal bir dayanağı olmakla birlikte, güç kullanımında aşırıya gidilmesi ve zaman zamanda sınırların zorlanması güvenlik güçlerinin haklı pozisyonunu/meşrutiyetini tartışmalı hale getiriyor.

Bunun mutlaka farklı birçok sebepleri var.

Ancak tıpkı Kemal Kurkut da olduğu gibi yaşanan bu gibi müdahaleler kamu vicdanında onanmaz yaralar açıyor.

Bu tür müdahalelerin mutlaka ve tamamen önüne geçilmesi gerekiyor. Bunun için de hem kurum içi eğitimler hem de ceza mekanizmasının hak lehinde işletilmesi elzem…

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.