Dolar 16,1920
Euro 17,4658
Altın 965,28
BİST 2.438,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 33°C
Açık
Diyarbakır
33°C
Açık
Paz 34°C
Pts 35°C
Sal 33°C
Çar 36°C

Yusif Bedîrxan yazdı: Toplumu bir arada tutan nedenler – II

14.05.2022
A+
A-

Tabii pek çok kişi tam da bu yıllarda, 1990’lı yıllarda, 2000’li yıllarda, toplumun çoktan çözülmüş olduğunu, şiddete rağmen devam ediyor olduğunu değil de, birçok anlamda çoktan çözülmüş olduğunu söyleyebilir.

Hamit Bozarslan, hani Lübnan, Cezayir, Irak gibi örneklere kıyasla, Türkiye’nin neden öyle bir yola girmediğine ilişkin şöyle diyor: Türkiye’nin hem yoğun bir düzeyde şiddet üreten, hem de ürettiği şiddeti sınırlayabilen bir ülke olduğunu, belli ölçüde kontrol edebilen bir ülke olduğunu saptıyordu. Ve fakat bunun bıçak sırtında bir denge olduğunu da ilave ediyor.

Bozarslan’a göre bunun nedeni şuydu: 1975-80 yılları hariç, siyasi şiddetin kontrol altında olmasını sağlayan dinamik, aynı zamanda Türkiye’de şiddet üreten dinamikle aynı şeydir ki bunu da “pakt oluşumu” kavramıyla açıklamaya girişip; şiddetin temelinde Türkiye’de iktidar ilişkilerinin bir toplumsal mukavelenin sonucu olarak belirlenmemesi yatar. Bir toplumsal sözleşme üzerinden belirlenmemesi. Bunun tersi, pakt oluşumudur. Çünkü pakt şu anlama gelir: İhtilaflı çıkarları ve müzakereyi dışlayan bir şeydir. Bir düşmana karşı birlikteliği ve kurulan emir-kumanda zincirine itaati, mukaddes addeden bir şeydir. Ve kan bağına ve sadakat yeminine dayandığı için, ancak kanla çözülen bir ittifaktır. Sosyal bir mukaveleyi, siyasi bir anlamla donatan şey toplum içindeki ihtilafları meşrulaştırmasıdır. Pakt ise, ya siyaset altı, ya da meta siyaset bir boyuta sahip bulunmaktadır. Bu yaklaşımın Türkiye tarihinde neye işaret ettiğini, ne tür siyasi sorunlara işaret ettiğini tahmin edebiliriz. Çok detaylı analizler bunlar fakat daha da önemli bir şeye bağlıyor konuyu: Susurluk olayında görüldüğü gibi bu tür örgütlenmelerin, yani çetemsi oluşumların, hem toplumla bir şekilde ilişki kurmuş ama aynı zamanda devlet ve mafyatik bir örgütlenme şeklinde öne çıkan şiddet örgütlerinin, toplumda tedirginlik yaratmaması mümkün değildir. Ve bu tür örgütlenmeler de toplumsal bir desteğe ihtiyaç duyar, Bu da psikososyal bir morotoryum ile sağlanır. Böyle bir kavramı öne çıkarmıştı, “psiko-sosyal morotoryum”.

Bu morotoryumun devam edebilmesi ise, şiddetin aktörlerinin, şiddeti dost-düşman ayrımı ile açıklama kabiliyetini koruyabilmelerine bağlıdır, yani  şiddeti kontrol altına alabilmeleri ve bu şiddetin toplumsal bedelini en asgari düzeyde tutmaları kaydıyla mümkün olabilmektedir. Hem MHP şiddeti için, hem PKK şiddeti için tam da bunlar çok siyasi şiddet biçimleri olduğu için, kontrol altında tutulabildiklerine ilişkin, buna ihtiyaç gösterdiğine ilişkin özel bir analiz yapıyordu. Bu durumda gözlenen, toplumun bir arada tutulmasının koşulu olan etik değerlerin yok edilmesinden ziyade, şiddeti meşrulaştıracak şekilde yeniden tanımlanmasıdır diyor. (Devam Edecek)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.