Dolar 16,8853
Euro 17,8334
Altın 992,10
BİST 2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 31°C
Açık
Diyarbakır
31°C
Açık
Paz 31°C
Pts 35°C
Sal 36°C
Çar 36°C

Yusif Bedîrxan yazdı: CHP, siyasetin neresinde?

08.06.2022
A+
A-

CHP’nin bölgeye artan ilgisinin genel anlamda seçmende bulduğu söylenen karşılık anket şirketlerinin araştırmalarına pek yansımıyor.

Geçen günkü yazımda bunu üstün körü dile getirmiş ve sebebini de Kürt sorunundaki belirsiz tavrı ve lider protibi olarak açıklamıştım. Buraya “Parti içerisindeki milliyetçi damarın tavrını da” ekleyip devam edelim

Kürdistan Bölgesi ziyareti, Doğu Masası ve Diyarbakır ziyareti, ardından 225 belediye başkanının katılımıyla Van’da “Belediye Başkanları Çalıştayı”na rağmen oyların yerinde sayıyor olmasındaki araştırma şirketlerin açıklamalarındaki ortak göstergeler, Ak Parti’nin geriye gittiğini gösterirken, CHP’nin neredeyse yerinde saydığını, İYİ Parti’nin MHP misyonunu egale ederek aradan sıyrılacağı yönünde.

Burada akıllara takılan CHP’nin durumu. CHP neden yerinde sayıyor?

Kanımca bunun en büyük sebep CHP’nin Kürt meselesindeki yaklaşımı.

Örneğin Kılıçdaroğlu ve CHP Kürt sorunu var, çözeceğiz derken, devamında gelecek cümlelere vatandaş heyecanla kulağını veriyor da devamını bekliyor. Ardından gelenler sanki baskın bir soruya karşı mırıldanmanın ötesine geçmiyor.

CHP, her seferinde kayyıma karşı olduğunu söylerken, 2016’da HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ile başlayan ve ağır siyasal sonuçlara yol açan süreci başlatmadaki rolü hala hafızalarda.

Hatırlarsınız kimse Ak Parti ve MHP’yi değil, CHP’nin bu anlaşılmaz tavrını tartıştı o dönem.

CHP’nin tıkanıp kaldığı yer tıpkı Türkiye siyasetinde olduğu gibi milliyetçi damar da Kılıçdaroğlu’na rağmen kelimeleri boğaza tıkıyor ve kimi zaman parti karnından konuşmak zorunda kalıyor.

Bunu Türkiye siyaseti çok kez yaşadı

Süleyman Demirel 1991’de Diyarbakır’a gelerek, ‘Kürt realitesini tanıyorum’ dedikten sonra, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümü ile ilişkilendirilen süreç akıllarda.  Çiller’in Bask modelinden bahsetmesi, Mesut Yılmaz ‘Avrupa Birliği’nin yolu Diyarbakır’dan geçer’ çıkışı ve hatta Mehmet Ağar’ın ‘dağdakiler gelip düz ovada siyaset yapsın’ deyişi arsonrası siyasetteki “U” dönüşlerinin sebebi o milliyetçi damar.

Son olarak Erdoğan’ın 2015’te Diyarbakır’da ‘Bu sorun benim sorunum ve hukuk ile çözeceğim’ deyip ardından gelinenler yakın geçmiş tecrübelerin tekerrürü ve bu tecrübelerden hareketle  insanlar artık ince eleyip sık dokuyor ve, “Kuru söylem yetmiyor, kardeşlik, ümmetçilikle bu iş olmadı, olmuyor. Mecliste mi olacak, anayasayla mı çözülecek, her neyle çözülecekse çözün, biz hazırız” diyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.