
Yûsif Bedirxan
Yûsif Bedîrxan yazdı: Meşru zemindeki yaman çelişki; Kürtçe
Türkiye, kendi içinde farklı güçlerin etkisi altında olan bir ülke.
Özellikle Kürt meselesi söz konusu olduğunda bu zıtlık hali belirgin bir şekilde ön plana çıkıyor. Bu yüzden ülkenin batısındaki uygulamalar ile doğusundakiler zaman zaman bir birine karşıtlık gösterebiliyor.
Bir yanda Diyarbakır’da bizzat devlet eliyle Ahmedê Xani, Feqiyê Teyran ve Molla Ahmed-i Cezerî gibi Kürt mütefekkirlerinin hayatlerını öne çıkaran Doğu’nun Kanatları etkinliği yapılıyorken, Aynur Doğan, Metin Kemal Kahraman, Mem Ararat Konserleri ve Amed Şehir Tiyatrosu’nun oyununa izin verilmemesi ile ilgili haberler düşüyor.
Son olarak Bursa Valiliği, 29 Mayıs’ta yapılması planlanan Mem Ararat’ın Bursa konserini ‘kamu güvenliği’ gerekçesiyle iptal ediyor. Ararat’ın 2 Haziran’da Diyarbakır konseri var.
Türkiye’nin batısında bir konsere Valilik izin vermezken, Diyarbakır’da aynı sanatçının konser verebiliyor olması yaman bir çelişki.
İzin veren de yasaklayan da devletin meşru zemini.
…
Kürt müziğinin kabul görmüş değerlerinin konserlerine, Kürtçe tiyatro oyunları gibi sanatsal etkinliklere ülkenin batısında izin verilmezken; bölgede ciddi bütçeler ve organizasyonlarla devlet eliyle meşru zeminde gerçekleştirilen ve bazı kurumların da bir ucundan tuttuğu etkinlikler yapılıyor olmasını nasıl değerlendirmeliyiz?
Kürt nüfusu her ne kadar Doğu ve Güneydoğu Bölgelerini işaret etse de, bir o kadar nüfus da ülkenin diğer illerinde mevcut.
Devlet mekanizmalarının iki farklı kararı, dar bir çerçevede devletin içinde farklı güçlerin etkisi olarak yorumlanabilir.
Düşünün devletin en üst noktasındaki insanlar rahatlıkla “Anadil, ana sütü gibi helaldir” diyebiliyorken; bir yandan “ana dilde eğitim” taleplerine karşı bazen yuvarlak cümleler, bazen de sert tepkilerle temel insan haklaın siyasi malzeme haline dönüştürüldüğü algısına neden oluyor.
Bu ve benzer hamleler insanların hayatında kalıcı izler bırakabiliyor.
Kürtçe diline yönelik yasakların belediye ve valilik kararları ile meşru bir zeminde yürütülüyor olması, siyasetteki travmatik durumu da gözler seriyor.
Ortaya mealen şöyle bir durum çıkıyor: Tamam ana dilininiz ananızın sütü kadar helaldir, kendi aranızda konuşun ama başka da bir talepte bulunmayın.
Bir arada yaşamak devlet söyleminden başlayarak medyada, eğitim kurumlarında hayatın her alanında Kürtçe'ye yer açarak mümkün olacak.
Aksi uygulamalar ve yaklaşımlar sadece ayrıştırıcı, ötekileştirici bir durumu hem de travmatik izler bırakarak ortaya koymaya devam edecektir.
Yusif BedÎrxan yazdı: Siirt’ten öteye bir manevi haz
30 Ekim 2024 Çarşamba 00:25Yusuf Bedîrxan yazdı: Basının zorlu sınavı; Narin
11 Eylül 2024 Çarşamba 00:10Yusuf Bedîrxan yazdı: Instagram neden kapandı?
07 Ağustos 2024 Çarşamba 00:10Yûsif Bedirxan yazdı: Diyarbakır’da neler oluyor?
15 Temmuz 2024 Pazartesi 00:10Yusuf Bedîrxan yazdı: Üslup meselesi mi, yoksa…
27 Haziran 2024 Perşembe 00:20Yusuf Bedîrxan yazdı: Ne kadar güvenebiliyorsak…
20 Mart 2024 Çarşamba 00:10Yûsif Bedirxan yazdı: Ekonomik Buhranın Panzehiri Üretimdir 2
08 Şubat 2024 Perşembe 00:10Yusif Bedirxan yazdı: Ekonomik Buhranın Panzehiri Üretimdir 1
07 Şubat 2024 Çarşamba 00:20Yusif Bedirxan yazdı: Kim ne dedi?
03 Şubat 2024 Cumartesi 00:10Acısını suya akıtan belgesel; Herkes Toprağa Gömülür Ben Suya
28 Kasım 2023 Salı 00:01




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.