Savaştan sonra - 2

Her şeyi izleyen yıldızların ışığı altındaki yazılarım bu duyguların oluştuğu acı tabloları anlatmamazlık edemez.

Kendinden emin insanların bir araya gelerek direndiği, fedakârlık ettiği, çıkış sebebini bilmediği savaşın sonuç tablosundan söz ediyoruz.

Anlatmaya dili olmayanların bile kurban edildiği savaştan söz ediyoruz, bilinmezden gelip bilinmeze giden boşluğa söylenen seslerin yine insanlara cin sesi gibi dönen sesler olur haykırışlara döner arayışlarım.

Kayıpların yaşandığı karşılaşmalardan kadın manzaraları, çocuk manzaraları ve sivil ölüm manzaraları bize ne görev veriyor.

Bizim biraz daha insan olmamızı salık veriyor ve bu kör savaşlardan vazgeçmemizi söylüyor

Biz vazgeçmeyi denersek ve bu vazgeçişi ümit diye beslerse neden bir gün başarılı olmayalım ki; Bugüne değin bitmeyecekmiş görünen nice savaşları geride bırakmadık mı, sonra bu kadar kayıplara sebep olan savaşları lanetlemedik mi?

Neden şimdi olmasın ve bu savaşların tümünün kanalına tıkaç koyup sonsuza kadar sessizliğe gömmeyelim.

Savaş kolay beslenecek bir vuruşma değildir, kendince besin kaynağı vardır ve bu besin kaynağı emek ile biriktirilenleri alır.

Savaş ülke kaynaklarını canavar gibi emen ve sonrası oluşan tahribatlarda baş gösteren açlık ve yoksulluğa ne demeli.

Savaş sonrası insanları yaraları sarmaya çalışırlar ama savaş bir kere birikimleri tüketmiş ve insanlar bir film seyreder gibi seyredemiyor

Yaşamın döngüsünü çok geriden ve kıt imkânlarla döndürmeye başlar, artık kimin oltasına ne acı ve imkânsızlıklar takılır bilinmez.

Kimsenin anlatmaya dili varmazsa da insanların birbirlerinin canına malına göz diken eski barışık komşulara ne demeli.

İşte savaşı besleyen veya oluşum evresini hazırlayan etkenlerden bir tanesi, eğer insanlar bu duygular hortladığında önüne set çekebilse, yaşamın gerisi daha sorunsuz olabilir

Daha düne kadar böyle bir sorunumuz yoktu ne odluda bir lafla düşman kesilmiştik ve hangi komşuluk didişmesinde bu kadar zalimlik oluşmasına müsebbip davranışı ortaya çıkarmıştık?

Yani birbirine uymayan bir laf veya bir anlaşmazlıktan bu kadar zalimlik çıkarmak için özel beceri sahibi olmak lazım.

Savaş bir talihsizlik değildir, insanların kapısına bir anda konulan bir zorlu koşul değildir, bir tercih ve bu tercih için ciddi hazırlıkları yapılır.

Çıkarı vardır ve bu çıkar başka insanların haklarına saldırıyı içinde barındırır ki toprak işgalleri, kaynakların aktarılması gibi.

Köle dönemindeki savaşlardan ne farkı var ki? Mantık olarak aynı ama araçlar değişmiştir

Önce insan ticareti, sonra toprak ele geçirme ve kaynakların sömürülmesi hepsinin mantığı güçlülerin güçsüzlere gücünü ispat etmeleri ve kaynaklarını sömürmesi.

Savaş sonrası kurumlar yenide oluşturulur, okullar yeninden açılır ama normal duyguların yüreğinde nasıl bir yara açıldığı ve ne kadar sürede onarılacağı kestirilemez ve ya asırlar alır

Öyle onarılmaz yaralara sebep olur ve öyle yüksek tahribatlıdır; birlik olunmadan kişilerin tek başına bununla mücadele etmesi ve üstün gelmesi mümkün değildir.

Ne kadar unutturulmaya çalışılsa bile savaş sonrası jenerasyon savaşın depresyonunu yaşar kâbuslarını görür.

Psikolojileri savaştaymış gibi gelgitleri yaşar, dünyaya soğumuş duygularla bakarlar, bu duyguların değişmesi çok zamana ihtiyaç duyarlar.

Asırlara yayılan bu acı; yaşayanların kötü rüyası olsa keşke ama reel yaşadıkları acı tablo, bedeli olan tablo.

Savaşı yaşayanlar bir daha savaş olmasın diye o kadar iç geçirirler ama zalimlerin işi zulüm etmektir ve zulüm etmeden durmazlar; Aç gözlülerin işi daha fazla kaynak biriktirmektir ve biriktirmeden duramazlar. Bitti

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Vahap Kaya Arşivi