Dolar 13,7194
Euro 15,5684
Altın 786,58
BİST 1.910
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 12°C
Çok Bulutlu
Diyarbakır
12°C
Çok Bulutlu
Paz 13°C
Pts 14°C
Sal 15°C
Çar 15°C

Yaşanmışlıklar

26.09.2020
A+
A-

Hayata dair yaşanmışlıklar birer derstir.

Bazen kıssadan hisseye bazen de küçük bir hikayeye tekabül eder o yaşanmışlıklar.

Birçoğumuzun başından geçen bu yaşanmışlıkları hafızasına not alanlar bir ders çıkarsın diye gelecek nesillere aktarırlar.

Onları derlemek istedim.

İlkini Faysal Özdemir’in paylaşımından/kendi kaleminden aktarıyorum.

İki yıl önceydi aylardan Haziran…

Süphan Dağının eteklerinde dolaşıyorduk. Fotoğraf çekiyor doyumsuz manzaranın, kekik kokusunun tadını çıkarıyorduk.

Güneydoğudan yaz aylarında gelerek bölgede hayvancılık yapan ve Süphan Dağı yamaçlarında konaklayan yerel tabirle “göçerler/koçer” dediğimiz vatandaşlarımızın çadırlarının bulunduğu mıntıkada onlara konuk olduk. Tüm kısıtlı imkânlarıyla bize ikramda bulunmak isteyen, konukseverliklerini gösteren bu dostlar bize çay ikramında bulundular. Süphan Dağı’nın yamaçlarının yaz ayazını bilenler çayın ne derece önemli bir ikram olduğunu da bilirler.

Sohbetle tatlanan çaylarımızı yudumlarken, görünüşüyle 80- 85 yaşlarında bir kadıncağızın yaşının kaldıramayacağı bir büyüklükte bidonla su taşımaya çalıştığını gördüm. Yardım etmek için hamle yaptığımda, yanımda oturan 50-55 yaşlarındaki ismini bilmediğim göçer bileğimi sıkıca kavrayarak durdurdu beni.

– Bana ‘yardım etme’ dedi.

Şaşırarak yüzüne baktığımda halden anlayan bir edayla, “yarında gelip yardım edecek misin” dedi.

Doğal olarak “hayır” diye cevap verdim.

Bilgece bir tavırla bana şunları söyledi:

– O bizim en yaşlımız annemiz, burada yaptığı tek iş günde birkaç kez su taşımak, burada gördüğün herkesin su taşıyacak zamanı mutlaka var. Ama biz suyu ona taşıtıyoruz. Böylece işe yaradığına inanarak mutlu oluyor ve hayata tutunuyor. Şimdi sen o suyu taşırsan onu bekli de rüyasından uyandıracaksın. Yaşama şevkini kıracak ona sen yaşlandın çekil diyeceksin.

Düşününce hak vermiştim amaçsız olmuyordu bir amaç bağlıyordu insanı hayata. Yaşlı kadıncağız kendi hikâyesini yaşıyordu, Mutlu bir teslimiyetle.

Ben bir kez daha yazılı olmayan, kuralları hayatta şekillenen kitaptan güzel bir sayfa okumuş oldum.

Herkes kendi hikayesini yaşıyordu. Bizlerd e oradan ayrılmış kendi hikayemize doğru yola çıkmıştık.

Bazen sizin için görünüşte küçük ve önemsiz ve hatta bu kıssadan hissede olduğu anlamsız ve hoyratça görünen bir olayın nasıl bir anlam taşıdığını anlamanız için yaşamanız, dinlemeniz gerekir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.