Dolar 8,6580
Euro 10,1795
Altın 488,66
BİST 1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 31°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
31°C
Az Bulutlu
Paz 32°C
Pts 34°C
Sal 35°C
Çar 34°C

Yusif Bedîrhan Yazdı: Kim bu felaketlerin sorumlusu; Doğa mı, insanlık mı?

16.08.2021
A+
A-

Felaketler bu kadar mı arda arda gelir!

Korona virüs başlı başına global bir felaket.

Ya sonrası?

Kuraklık, orman yangınları, ardından sel.

Şöyle bir düşünün; yağış, olması gerektiği zamanda yağmıyor ya da az yağıyor. Tarımsal ürünlerdeki rekolte düşüşüne üzülüyoruz; olur normaldir diyoruz.

Sonrasında mevsim normalleri üzerindeki aşırı sıcaklar…

Suya doymayan ormanlardaki üst üste yangınlar.

Fail arıyoruz habire…

Bir yandan da felaketten fayda sağlamak adına kanısı uyandıran genelgeler çıkıyor durduk yere!

Zamansız yağan yağmurlar ve doğal saydığımız felaketler vuruyor habire.

Bu kadar üst üste gelir mi bunca felaket?

Çoklu düşünelim…

Doğal afet sayıyoruz hepsini.

Başına doğalı koymak suçu doğaya yani olağan akışa yıkma kolaylığına kaçan köylü kurnazlığı.

Sesini çıkaranı tekmeleyen Soma faciası ve “en ufak mahcubiyet yaşamadık” diyen akıl tutulması!

Bunca felaketin içinde “siyaset olarak zarar görmeyeyim” telaşındaki akıl tutulması.

Dere yatağında yapılaşma, erken uyarı sistemi, kemersiz düz köprüler yapılmış olması pek de önemli değil!

Biz her yere TOKİ’yle yetişiriz telaşı.

Ezine Çayı’nın kenarındaki parkta oyun oynayan çocukların olduğu, sular altında kalan çarşıda da günlük rutin haraketliliğin sürdüğünü belirten yöre halkına göre ne polis ne de belediye ekipleri “arabalarınızı alın” dışında bir uyarıda bulunmamış.

“Bu boyutta olacağını beklemiyorduk”, “İnsanlar evlerinden çıkmalarını gerektirecek bir şey olduğunu düşünmedi” ve “Suyun geldiğini görüyoruz ama ne kadar gelecek uyarılmadığımız için bu kadar olacağını düşünmedik” diyor insanlar.

Yani bir öngörü yok.

Doğayla oynayan insanlık, başına “doğal” sıfatını ekleyerek; suçu yine doğaya atman rahatlığında.

Birleşmiş Milletler’in geçtiğimiz haftalarda yaptığı kapsamlı bir çalışma, küresel ısınma ve insan faktöründeki gerçekleri bir kez daha sokuyor gözümüze.

Aç gözlü insanlığı uyaran çalışma iklim felaketinin olduğunu bağıra bağıra anlatıyor.

Peki, insanlık ne yapıyor?

Sistemi ayakta tutma adına günü kurtarma telaşıyla battıkça batıran adımlar atıyor.

Şöyle diyor; dünya yüzeyinde sıcaklık, son on yılda 1850-1900 arasındakinden 1,09 °C daha yüksek. Son beş yıl, son 170 yıldaki en sıcak dönem,  deniz seviyesindeki yükselme oranı, 1901-1971 ile karşılaştırıldığında neredeyse üç katına çıkmış. Buzulların küresel olarak erimesin ve Arktik deniz buzundaki küçülmenin en önemli itici gücü ve büyük olasılık olarak “sermayedarların” etkisi demek yerine insanlığın etkisi diyor.

Gezegeni, İnsanlığı yok eden bir avuç insanın kararlarının dönüşümünü yaşıyoruz.

Bundan nasıl kurtuluruz peki?

Kuşkusuz doğaya yani doğal akışa dönerek…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.