Dolar 16,7069
Euro 17,5124
Altın 969,42
BİST 2.405,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 37°C
Açık
Diyarbakır
37°C
Açık
Cum 37°C
Cts 36°C
Paz 36°C
Pts 37°C

Yusif Bedîrxan yazdı: Tedbirler, kime yarayacak?

15.06.2022
A+
A-

Faiz artırımını şiddetle reddedenler aksini söyleyenleri faiz sevicilikle suçluyor.

Bu suçlamadan sonra açıklanan tedbirlere bakalım.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) ve Gelire Endeksli Devlet İç Borçlanma Senedi (GES)…

İkisi de göründüğü kadarıyla aynı amaca hizmet ediyor. Birincisi artan dolar talebini sınırlamak, ikincisi enflasyonu frenlemek ve kısa vadede devlet için gelir oluşturmak.

Peki, bunlar çözüm mü?

İşin erbabları ekonomist dediğimiz insanların cevabı net; Hayır.

Neden hayır? Anlamaya çalışalım.

Bir kere bu yönde tedbirler tasarrufu olan, parası olanlara hitap ediyor ve bunun para getirisi de Hazine garantisinde. Bu da Hazineden ciddi bir tutar daha çıkacağı anlamına geliyor. Gelecekte ne olacak?

Bu çok net servet transferi. Bunun doğal sonucu gelir dağılımı daha da adaletsiz hale gelecek. Zengin daha fazla zengin hale gelecek. İkincisi, bu paradan para kazanma işi. Liberaller ‘her bir üretim faktörü kendi marjinal getirisine göre piyasadan gelir elde etsin’ der. Ama bu üretim faktörü değil. Bu paranın götürülüp oraya yatırılması, karşılığında senedin alınması ve karşılığında bir kaynak transferi. Üçüncüsü kamu maliyesi krizine doğru gidiş. Bir yandan KKM, diğer yanda bütçe açıkları. Diğer taraftan GES ile hazineden daha fazla kaynak çıkmasına neden olacak. Bu ciddi bir kamu maliyesi krizi ile sonuçlanabilir. Bir başka boyutu var. Konu dönüp dolaşıyor emek-sermaye ilişkilerine geliyor. O da böyle bir kaynağın vergi gelirleriyle karşılanacak olması. Vergiler de halkların gelir ve ÖTV-KDV biçiminde ödediği vergiler. Bunun da mevcut vergi adaletsizliğini daha da derinleştireceğinin altını çizmek lazım.

Krizin bu anlatımlarla aşılmayacağı aşikar. Peki enflasyonu çözer mi bu tedbirler?

Şöyle diyor iş erbabları:

GES ile ticari ve tüketici kredilerinde sıkılaşma hamleleri enflasyon sorununu çözmez. Zorunlu karşılık oranları ve vade oranlarında yapılan değişiklikler, bildiğimiz klasik para politikasının minör araçları. Bu da enflasyonu aşağıya çeker mi, çok zor görünüyor. Türkiye’deki enflasyon sadece talep enflasyonu değil. Enflasyonun asıl kaynağı maliyet enflasyonu. Özellikle de ithalata bağlı, yüksek kurdan kaynaklı enflasyon. Bu kadar yüksek maliyetin varsa kaçınılmaz olarak enflasyon bu seviyede olacak.

Piyasada şöyle bir gerçeklik var.

Parası olanlar bugün alabildiğimi yarın aynı fiyata alamıyor ve kimi harcamalar öne çekiliyor. Tüketimi yapamayacak olan yoksul kesimin talep enflasyonu ile ilgili hiçbir rolü yok. Asıl orta gelirli grupları etkiliyor. Enflasyonun çözümü bununla imkânsız görünüyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.