Dolar 17,9626
Euro 18,2693
Altın 1.025,20
BİST 2.856,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 40°C
Açık
Diyarbakır
40°C
Açık
Çar 40°C
Per 38°C
Cum 37°C
Cts 38°C

Yusif Bedîrxan yazdı: Diyarbakır’ın uyuşturucu ve gençlik sorunu

A+
A-
2 Temmuz 2022 00:45

“Geçtiğimiz gün Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerinden birinin duruşma listesine bakınca, o gün görülecek 18 dava dosyasının 14 ünün uyuşturucu suçlarına ilişkin olduğunu gördüm. Bu durum kullanım yaygınlığı konusunda da korkunç bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu gösterir”

Bu sözler, Diyarbakır Barosu eski başkanlarından Avukat Mehmet Emin Aktar’a ait.

Haziran ayı başında gerçekleştirilen “Diyarbakır Sinema Buluşmaları” etkinliğinde konuşan DTSO Yönetim Kurulu Mehmet Kaya’nın kentteki genç nüfusa dikkat çeken “Diyarbakır genç nüfusu yüksek. Ancak bu avantajın zamanla tehdide dönüşebileceği bir kent. Kentte ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin sayısı hızla artıyor. Gençlerin ekonomiye katılımını destekleyecek projeler üretiyoruz” içerikli konuşması da Sayın Aktar’ın işaret ettiğine paralellik gösteren bir uyarı.

Büyük bir fiziki ve sosyal değişimin yaşandığı Diyarbakır’da göz ardı edilen sosyal ve toplumsal bir yozlaşma yaşandığı fikri farklı mecralarda sık sık dile getiriliyor.

Bunu kenti gezdiğinizde de kentin suç haritasına baktığınızda da fark edebiliyorsunuz.

Peki, bunun için yapılabilecekler neler diye bir tartışma açılırsa neler söylenebilir?

Herhalde öncelikle sorunun tespit ve nedenlerine de bakmakta fayda var sanırım.

Kentin son 10 yıllık sürecini mi, yoksa köy boşaltmalarını da içine alan daha uzun bir süreci mi ele almak gerekir?

Bu sürede kentin geldiği duruma sebep olan olaylar silsilesinin yarattığı yıkımların etkisi de çok önemli.

Diyarbakır merkezli Yeşil Yıldız Bağımlılıklarla Mücadele Derneği verilerine göre Türkiye’de genel olarak nüfusun yüzde 3’ü uyuşturucu madde kullanıyor. Diyarbakır’da ise kullananların oranı yüzde 10’u buluyor. Öger, Diyarbakır’da madde kullanımı oranının bölgedeki diğer illerden daha yüksek olduğuna dikkat çekerek nedenlerini şu şekilde sıralıyor: “İnsanlarımız işsiz, iş bulamıyorlar, yine bölgede gelişmiş bir sanayi yok, çocuk sayısı fazla ve aileler onlara bakamıyor. Diğer bir sebep ise bölgemizde gerçekten 40 yıldır bir savaş var, terör var. Bölgemiz yani Kuzey, Afganistan, İran, Irak ve Suriye’den gelen uyuşturucuların nakledildiği bölge oluyor. Uyuşturucu burası üzerinden Akdeniz’e ve oradan da Avrupa’ya taşınmaktadır. Son 5-6 yıldır da Avrupa’dan gelen sentetik uyuşturucu maddelerinin bölgemiz üzerinden Arap bölgelerine taşıması sözkonusu. Yani Irak’a, Suriye’ye, Filistin’e hatta Afganistan’a giden bu maddelerin güzergahı üzerinde bulunuyor. Bu nedenle bölgemizde daha fazla bu maddeler bulunuyor.”

Habere sosyal medyadan gelen tepkilerden birin de aynen şunlar söylenmiş:

Breaking Bad isimli Netflix dizisinde, bir kimya hocasıyla öğrencisinin uyuşturucu serüveni anlatılıyor.

Ben, met denilen maddenin varlığından bu dizide haberdar oldum.

Vikipedi: “Metanfetamin, uyarıcı ve halüsinasyon özelliği olan sentetik bir maddedir.” diyor.

Diyarbakır’da met kullanımının yaygın olduğunu ciddiye almamıştım. Amerika’dan Diyarbakır’a uzanan hikaye pek inandırıcı gelmemişti.

Meğer Met’in şöhreti bonzai, esrar ve eroini çoktan sollamış.

Devletle örgüt arasına sıkışmış eğitimsiz, mesleksiz, işsiz, çaresiz gençlik, Alis’in harikalar diyarında geziniyor.

Devletle örgütün doğu illerinde birlikte yarattığı yeni insan modeli bu. Kalanı da popüler kültüre teslim olmuş.

Devlet, hakimlik sınavında ilk yüze girmiş Kürt çocuğu mülakatta elerse…

Örgüt, Pkk rozeti takan çocuğun ahlak, eğitim, aile gibi alt kimliklerinin sorgulanmasını yasaklarsa…

Genetiğiyle oynanmış ağacın meyvesi de bu olur.

Üstten anlaşılır ilk tespitler ve ortaya çıkan sonuçlar aşağı yukarı bölgede yaşanan sürece vurgu yapıyor.

Bu sürecin tek suçlusu yok. Çatışma sürecinin yarattığı etki kuşkusuz ilk sırayı alır ve devamında lokal sebeplerin yarattığı toplumsal tahribat ve asıl aktör olan devletin ilgi eksikliği gelir.

Tabi tüm sorulara sağlıklı cevaplar için uzmanlardan oluşan kapsamlı bir çalışma gerekiyor.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.