DOLAR 8,5656
EURO 10,1004
ALTIN 496,10
BIST 1.349
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 41°C
Sıcak
Diyarbakır
41°C
Sıcak
Sal 40°C
Çar 39°C
Per 40°C
Cum 40°C

Yusif Bedîrxan Yazdı: Aşı’nın tarihi ve karşıtlığı üzerine – III

09.07.2021
A+
A-

İlk aşı karşıtları ortaya çıkıyor

Jenner’ın deneyi, din adamlarını ve doktorları kızdırmıştı. Bu kişiler, aşılanan kişilerin sığırlara dönüşeceğini ve kadınların büyük baş hayvanlarla aşk yaşayacağını söylüyordu. Ancak tabii ki işin sonunda inek-insanlar ortaya çıkmadı. Bunun ardından da aşının Tanrı’nın iradesini yok saydığı tezine başvuruldu.

1800’e gelindiğinde Avrupa’da 100 binden fazla kişi çiçek hastalığına karşı aşılanmıştı. Ancak aşı karşıtı propagandanın muhtemelen ilk örneği de aynı yıl yayımlandı. Bu, bir grup çocuğun dehşet içinde kaçıştığı bir at arabasının yer aldığı Fransız karikatürüydü. Karikatürdeki at arabasını dev bir şırınga ve iğne tutan iki adam sürüyordu ve onların arkasında da hastalıktan yeşil bir canavara dönüşmüş bir kadın oturuyordu.

1802’de yapılan, “Yeni Aşılamanın İnek Çiçeği veya Harika Etkileri” isimli bir gravürde de vücutlarından inek kafaları çıkan aşılanmış insanlar resmediliyordu.

1806’da bir diğer İngiliz doktor, Benjamin Moseley, önde gelen bir aşı karşıtı olarak adını duyurdu. Moseley, aşının tehlikeleriyle ilgili korkunç bir yazı kaleme almış ve çok tuhaf iddialarda bulunmuştu. En çarpıcı iddiası, çiçek aşısı olan kişilerde daha önce hiç görülmemiş bir dizi hastalığın ortaya çıktığıydı. İddiaya göre Sarah Burley isimli zavallı bir kadının yüzü bozulmuş ve insandan çok sığıra benzemeye başlamıştı. Vücudu yaralarla kaplanan Edward Gee’de ise inek kılları çıkıyordu.

1850’ler; Aşı karşıtlığı kurumsallaşıyor, yapmayanlara cezalar veriliyor

  1. yüzyılın ortalarında çiçek aşısında kullanılan malzeme neredeyse tamamen sığır çiçeğinden oluşuyordu. Aşının yaygın kullanımı, çiçek hastalığından ölüm oranlarını önemli ölçüde azaltmıştı. Bunun sonucunda 1840’larda Almanya ve Birleşik Krallık, devlet destekli aşı kampanyalarını benimsedi.

1853’te Birleşik Krallık, bebeklerin 4 aylık olduklarında aşılanmasını zorunlu kılan Aşı Yasası’nı onayladı. Ebeveynler yasaya uymazsa kovuşturmaya ve para cezalarına maruz kalacaktı. 1867’de çıkan İkinci Aşı Yasası ise itaatsizliğin cezasını hapis cezasına kadar genişletti. Bu esnada ABD de eyalet bazında zorunlu aşılama uygulamaları getiriyordu. Massachusetts, 1855’te okul çocuklarının aşılanmasını zorunlu kılan ilk eyalet oldu. 1890’lara gelindiğinde ise çoğu eyalet benzer zorunlu politikaları benimsemişti.

Zorunlu aşılama çiçek hastalığının neden olduğu ölümleri azaltsa da hem Birleşik Krallık’ta hem de ABD’de büyük bir dirençle karşılaştı. Kurumsallaşan aşı karşıtlığı şimdi sivil özgürlükler söylemine bürünmüş ve hekimlerle din adamlarının ötesine geçmişti. Atlantik’in her iki yakasında bir dizi aşı karşıtı örgüt kuruldu. Bunlar arasında Britanya Aşı Karşıtı Birliği (1853), Zorunlu Aşı Karşıtı Birlik (1867) ve Amerika Aşı Karşıtı Derneği (1879) gibi örgütler bulunuyordu. Sonunda Mart 1885’te Birleşik Krallık’ınLeichester şehrinde büyük bir protesto yapıldı ve 80 ila 100 bin kişi, şehir sakinlerinin yüzde 4’ünün çocuklarını aşılatmadığı gerekçesiyle yargılanmasına karşı yürüdü. Ellerinde Edward Jenner’ın resmi ve çocuk tabutları vardı. Yarın: 20. yüzyıl: Aşı karşıtlığı “hak ve özgürlükler” söylemine bürünüyor

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.