Dolar 8,6580
Euro 10,1795
Altın 488,66
BİST 1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 32°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
32°C
Az Bulutlu
Pts 34°C
Sal 35°C
Çar 35°C
Per 31°C

Sosyal Medya Günlüğü

18.01.2020
A+
A-

Neler yok ki, saçmalayanlar, savurulanlar, anı yaşadığını zannedenler, o yüzden pek bakmam sosyal medya.

Ama kimileri var ki; bir şairde, yazarda ancak bulacağınız güzellik ve disiplinle yazar düşüncelerini.

Onlardan birini paylaşmak istedim. Beğenirsiniz umarım.

Profilinde serbest çalışan yazsa da kendini emekliye ayıran bir gazeteci,Cevat Korkmaz’dan:

Annemin ölümüyle yüzleşmeye bugüne kadar cesaret edemedim. Yok saydım. Anıları bilinçaltımdaki en karanlık hücreye kilitledim. Eşyalarına dokunmadım. Resimlerine bakmadım. Bahsi edilince kaçtım.
Serseriydim, arkamı bıkmadan yorulmadan kolladı. Bazı geceler sokaktan topladı beni. Karakol kapısında sabahladı. Yatağım, elbiselerim sabun kokardı. Öyle ki özenirdi oğluna.
Sesini duymayalı dört yıl olmuş. Son günleri acıyla kavruldu. Hiç hak etmemişti. Kanserdi çaresizliğinin adı. Onu son kez görmeyi de red ettim. Beyaz tülbentinin içinden ay gibi parlayan yüzünde donmuştu hikayem.
Bana dair ne varsa özenle derlemiş bir kutuya saklamıştı. İşte o kutuyu bugün açtım. Çocukluğumdan siyah-beyaz resimler. Amcalar, halamlar, yeğenlerim. Foto Şahin’de çekilmiş haftalık pozlar. Komşular. İlkokul vesikalıkları. Dedem. Ninem ki, ona da anne derdim. Babamın tek kare fotoğrafı yoktu. Annem erken gidişini yok saymıştı; tıpkı benim onu yok saydığım gibi…
Kalbimi sakin bir derenin akışına bıraktım. Korkularımı serin sulara saldım. Saatlerce aktım. Ağladım, ağladım…
Nedametin suça dönüştüğü nöbetler.
Daha çok zaman geçirseydim. Uzağında olmasaydım. Kızıp evden kaçmasaydım. Bağırmasaydım. Kırmasaydım. Üzmeseydim…
….
Sanma geçer bu karanlıklar/ Gecenin ardından gene gece var…
Annesiz gecelerin sabahı soğuktur. Çocukluk anne ölünce bitermiş.
….
Acılarınızla yüzleşin. Fırtınaya yakalanırsınız yoksa. Tutunduğunuz dallar kırılır.
Fena savrulursunuz.

Bir çelişki: Kahvaltı gereksiz mi?

Dr Mehmet Öz bir gazetede kahvaltı için şöyle demiş: Kahvaaltıvücdumuz için tam anlamıyla bir uyandırma servisi. O yüzden güne her zaman kahvaltıyla başlamanızı tavsiye ederim.

Bir başka yayın organına ise verdiği mülakatta şunları demiş dünyaca ünlü doktor: Kahvaltı gereksiz ve yasaklanmalı. Kahvaltının günün en önemli öğünü olduğu yönünde çıkan dayatmalar tam bir reklam aldatmacası.

Şimdi ne yapmalıyız? Öğün mü atlatalım hocam!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.