DOLAR 8,6919
EURO 10,3865
ALTIN 498,21
BIST 1.404
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 38°C
Sıcak
Diyarbakır
38°C
Sıcak
Cts 38°C
Paz 39°C
Pts 41°C
Sal 40°C

Emin Turhallı Yazdı: Kekû’nun Hikayesi…

20.05.2021
A+
A-

Zazaca Kekû; Kürtçe’de ise Pepûk/Pepûg olaark adlandırılan Gugukgiller Familyasından Guguk Kuşu efsanesini anlatmak isterim size.

Bölgede kaynağı neredeyse aynı olan bir efsanede farklı anlatımlarla dilden döle dolaşır bu kuşun öyküsü. Söylenen ve anlatılanlar yöreden yöreye az da olsa değişkenlik gösterse de, üvey anne zulmüne vurgu yapar.

Sarım Havzası’nda anlatılan hikaye ise şöyledir:

Biri kız biri erkek İki kardeş; Anneleri ölür; bir süre sonra babaları evlenir.

Çocuklar üvey anne yanında yaşamaya mecbur kalırlar. Üvey anneleri onları hiç sevmezmiş; özellikle baba evde olmadığı günler türlü eziyetler eder, sürekli çalıştırıp, yaptıkları hiçbir şeyi de beğenmezmiş. Üstelik döver ve kimseye anlatmamaları için de korkuturmuş.

Çocuklar da yapılan eziyetleri ‘babaları inanmaz diye” anlatamazmış; çaresiz her eziyete katlanarak yaşamlarını sürdürmüşler.

Böyle aylar ayları kovalamış. Baharın başlarında bir gün üvey anne bir gün çocukları kenger toplamaya göndermiş.

Onları hiç sevmeyen üvey anneleri dibi delik bir torba onlara verir, ardından “Akşama dolu torba ile eve  gelmezseniz sizin başınıza ne getiririm” çocukları gönderir.

Allah bilir, sonu tehlike bile olursa ilkbaharda dağlara çıkmak bir başka olur.

İki kardeş, dağların yamaçlarında kendileri için tehlikeli olan yerlerden zor bela kenger toplar evlerine geri gelirler.

Eve vardıklarında bir bakarlar ki torba boş hiç kenger yok.

Kenger eve getirmeden boş torba ile eve dönmek ölümle eş değer.

Yapacak bir şey yoktur, o sırada büyük olan kız kardeş kardeşini suçlar; “Kengelerin hepsi sen yedin” der.

Küçük kardeş, “Ben yemedim” diye ısrar eder.

Her ne derse üvey annesinden korkan kız kardeşini ikna edemez.

Korku kardeşliğe baskın gelmiştir.

“Hançerle karnını deşeceğim, Kengeleri alacağım” der ve kardeşinin karnını deşer.

Birde ne görsün evde beraber yedikleri yeşil soğandan başka bir şey yok kardeşinin midesinde.

Başlar ağlamaya, faydasızdır, dağı taşı inleten ağlayışlar faydasızdır.

Aklını yitirir ve oracıkta bir kuş oluverir. O gün bu gündür, kız bir kuştur artık

Yaşadığı vicdan azabından kurtulmak için  “Kekû kekû min nekûşt xençer kuşt/ Ben öldürmedim hançer öldürdü” der durur.

O gün bu gündür küçük kız, Kekû kuşu olarak dağ dağ dolaşır kardeşini öldürdüğü için herkese kendini ihbar eder durur: Her bahar mevsimi, kengerin yerden bitmesi ile beraber acıklı ötüşüne başlar.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.