Süleyman Acar yazdı: Gönül Abla - I

Merhaba! Önce kendimi tanıtayım; Ben Diyarbakır’dan görme engelli kitapçı Süleyman Acar.

Pandemi sürecinde korona virüs ile imtihanımdan ve karantina sürecimden bahsedeceğim.

8 Ağustos 2020 günü korona testi verdim ve 9 Ağustos günü de test sonucum pozitif çıktı!

Yakından tanıyanlar iyi bilir, bizim köyde de bağlı bahçeli ve çeşit çeşit ağaçlı, sebzeli meyveli bir evimiz vardır!

Ve ailem ilkbahardan kasım ayına kadar orada kalır!

Testim pozitif çıktığında da ailem köydeydi; ben de mecburen karantina sürecini evde yalnız geçirmek zorundaydım.

Testim pozitif çıkmış ama 4 gün geçmesine rağmen ilaç getirecekler diye bekledim. Bu 4 gün boyunca Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü’nü aradım, “sıranı bekle” dediler. Bağlar İlçe Sağlık Müdürlüğü’nü aradım “yapabileceğimiz bir şey yok beklemeye devam edin” dediler!

Merhabalaştığım 2 doktor vardı, ikisi de sen olayı büyütüyorsun, bekle getirirler, biz kimse ile iletişime geçemiyoruz dediler!

Bina görevlisini aradım, “Abi sana zahmet bağlı olduğumuz aile hekimliği hemen karşıda, onları durumumdan haberdar et, bari onlar ilgilensinler” dedim.

Adam gitmek şöyle dursun, telefonla abimi aramış, “Yaw Hüseyin hoca, bu kardeşin beni bıktırmış yaw, ben bilmiyem onun derdinden nereye gideyim?” demiş.

Tam da o gün üst komşulardan biri bana yemek yapıp kapı önüne bırakmıştı, onu da görmüş, bir de ‘filancanın karısından yemek istemiş’ diye üstüne kattıkça katmış.

Abim telefonla aradı beni, ne küfür kaldı bana etmediği, ne de hakaret.

Neyse aynı görevli, ilaçları alabilmem için ambulans çağırıp beni hastaneye gönderdi sağolasıca!

Hastanede bana 2 hap, (adedinin tam hatırlamıyorum), kan sulandırıcı iğne verdi! Eve geldim,  bu defa iğnemi yaptırmak için birini bulmam gerek, 2 gün de onunla uğraştım, telefon trafiğinden hastalık çekecek vaktim kalmadı tabi.

En son adını bilmiyorum bir yere ulaştı İzmir’deki manevi ablam, oradan da rabbim bin kere razı olsun, her gün sonradan arkadaşım olan Mesut Bekdarım ile Ethem adındaki diğer bir abi gelip iğnemi yaptılar her gün.

Ama yan komşum gerçekten bela olmuştu başıma.

Oturduğumuz binada evler iki kapılıdır! Biri evin ana kapısıdır, diğeri de mazgallı çelik panjurlu kapı. Ben de içeri havalansın, ana kapıyı açık bırakıp mazgallı kapıyı kapalı tutuyordum.

Yan komşum her defasında kapıma bir şeylerle vurarak beni rahatsız ediyordu; bu da hastalığı daha katlanılmaz bir hâle getiriyordu!

Ben test sonucum ilk çıktığı gün evin ilerisinde bulunan abur cubur isimli döner salonunda çalışan arkadaşım Bayram’ı aramış ve aynen şöyle demiştim!

‘Bayram abi! 14 günlük karantina, 4 günlük de tedbir amaçlı kısıtım var, bana 18 gün boyunca döner gönder, sağlık açısından sakıncalı olduğu için parayı elden vermem olmaz, çocuk her gün döneri getirip kapının dışındaki kulpuna bıraksın, eğer iyileşirsem, borcum borçtur! İyileşemesem de ya hakkını helal edersin yahut da babamı arar ondan istersin olur mu?’ diyerek babamın numarasını verdim! Devam Edecek

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi