Barış Ünal yazdı; Diyarbakır’da sessiz çöküş!
Uzun zamandır kentte, gözde olan ve insan yoğunluğu olan yerlere uğramamıştım. Hem biraz nefes almak hem de gözlemler yapmak için dolaştım.
Gözümün önünde 13-14 yaşındaki çocuklar… Ellerinde bira şişeleri… Yanlarında yine kendi yaşlarında kızlar. İlginç bakışları, giyim tarzları, tavırları; sanki çocukluk çoktan bitmiş.
Ama doğrusu, geri dönüp bakmaya bile içim elvermedi.
İşte insanı asıl sarsan da bu; Bu bir sokak manzarası değil… Bu, bir neslin sessiz çöküşüdür.
Bugün anne babaların çocuklarına bırakabileceği en büyük miras; ne para, ne mal, ne mülktür. En büyük miras ahlaktır.
Çünkü ahlak kaybolduğunda, geriye kurtarılacak bir gelecek kalmaz.
Ancak mesele sadece gözlem değil; Rakamlar da bu tabloyu doğruluyor.
Diyarbakır’da yapılan çalışmalara göre; madde kullanımı Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde seyrediyor. Türkiye genelinde uyuşturucu kullanım oranı yaklaşık %3 civarındayken, Diyarbakır’da bu oran %10 seviyelerine kadar çıkmış durumda.
2015 yılında yapılan bir araştırmada ise kentte yaklaşık 75 bin kişinin uyuşturucu kullandığı, toplamda ise 100 bine yakın insanın en az bir kez uyuşturucu ile temas ettiği ifade ediliyor.
Daha da çarpıcı olan şu:
Uyuşturucu kullanım yaşı giderek düşüyor.
Artık mesele gençlik değil… çocukluk meselesi.
Sivil toplum kuruluşlarının açıklamaları da tabloyu ağırlaştırıyor.
Kentte faaliyet gösteren çok sayıda kurum, son yıllarda; uyuşturucu kullanımının yaygınlaştığını, fuhuşun farklı alanlara yayıldığını, gençlerin tehdit ve bağımlılık üzerinden bu ağlara çekildiğini açıkça dile getiriyor.
Özellikle bazı işletmelerin paravan faaliyetler altında farklı amaçlarla kullanıldığına dair iddialar, meselenin sadece sokakta değil, daha organize bir yapıya evrildiğini düşündürüyor.
Diğer yandan resmi veriler, genel suç oranlarında bir düşüş olduğunu gösterse de tablo tek boyutlu değil.
2025 yılı verilerine göre Diyarbakır’da toplam asayiş olayları azalmış olsa da, bazı ağır suç türlerinde artış dikkat çekiyor.
Yani mesele şu: Rakamlar düşüyor olabilir ama toplumun ruhu aynı hızla toparlanmıyor.
Bugün gördüğüm manzara ile bu verileri yan yana koyduğumda, ortaya çıkan gerçek çok net:
Bu şehirde mesele sadece güvenlik değil…
Mesele bir neslin yönünü kaybetmesidir.
Kumar, uyuşturucu, yozlaşma…
Bunlar sonuçtur. Asıl sebep ise şudur: Çocukların sahipsiz kalmasıdır.
Ailenin zayıflaması, denetimin kaybolması, değerlerin geri çekilmesidir.
Diyarbakır bir zamanlar kültürün, sanatın, edebiytın nefes almanın adresiydi.
Bugün ise bazı çocuklar için kontrolsüz bir alan haline gelmiş durumda.
Bu tabloyu sadece eleştirmek yetmez.
Sormamız gereken soru şudur:
Bu çocukları kim büyütüyor; Aile mi, sokak mı, ekran mı, yalnızlık mı?
Diyarbakır kadim bir şehirdir; Ama bir şehir binalarıyla değil, insanlarıyla ayakta durur.
Eğer insanlığı kaybedersen; geriye sadece duvarlar kalır.
Bugün susarsak, yarın konuşacak bir nesil bulamayabiliriz. Çünkü kaybolan sadece çocukluk değil, yarının ta kendisidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.