Diyarbakır’ın vazgeçilmeyen 600 Yıllık 'Güvercin' Kültürü
Diyarbakır surlarının üzerinde asırlardır kanat çırpan, manilere, türkülere ve kapı tokmaklarına ilham olan güvercinler, zengin bir kültürel miras olarak yaşatılmaya devam ediyor.
Hızlı kentleşme, avlulu evlerin yerini apartman dairelerine bırakmasına neden olsa da Diyarbakırlıların güvercin sevgisi bu değişime direnerek kendi ekonomisini ve sosyal alanını yarattı. Kentte bu amaçla hizmet veren güvercin otelleri bulunuyor.

Yerli güvercin türlerinin fazla olması şehirdeki köklü güvercin kültürüne ve yoğun ilgiye dayanıyor.
Bir nevi doğanın ana renkleri güvercinlere atfedilirken, Diyarbakır halaylarında güvercinlerin hareketini anımsatan figürleri, beyaz gömlek, omuza atılmış yarı sarkık ceket ve hafif yamuk takılan kasketler ve arkası kırılarak giyilen ayakkabılarl dikkat çeken ve "Diyarbakır kırıkları" ya da “şehir çocuğu” olarak tabir edilenlerin de Diyarbakır'a has güvercinlerinden esinlendiği düşünülüyor.
Independent Türkçe’den Gülbahar Altaş’ın haberine göre, Diyarbakır'a özgü güvercin türleri 18 çeşitle dört gurupta toplanıyor, bunlar;
Göğsüak Gurubu: Küreng, Atlas, Zeytuni, Gugala, Narinci ciğeri
Kekme gurubu: Bozak, Kekme ciğeri, Kekme Atlas
Uçaklı gurubu: Zengu, Yusufi, Kara, Niski
Göğsü açık gurubu: Parçalı, Siyah Parçalı, Mısırı, Beyaz, Kurugök, Kurukara
Ayrıca Habeş olarak adlandırılan ve cinslerin herhangi bir gurubun özelliğini taşımayan kuşlar da mevcut.

Diyarbakır’daki güvercin kültürü sadece bir hobi değil, aynı zamanda kentin tarihsel kimliğinin bir parçası. Kayıtlar, dünyadaki ilk güvercin festivalinin 1516 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde düzenlendiğine işaret ediyor.
Diyarbakır Güvercinleri ve Posta Güvercinleri Derneği Başkanı Hasan Hüseyin Tuğcu, bu kuşların "saray mirası" olduğunu vurguluyor:
"Diyarbakır güvercini, 13 farklı varyant üzerinden incelendiğinde dünyada eşi benzeri olmayan kriterlere sahip. Kafa yapıları, duruşları ve renkleri tamamen buraya özgü. Biz bu değerin patentini almak ve 'evcil hayvan' statüsüne kavuşturmak için yıllardır mücadele veriyoruz."

Sınıfsız bir topluluk: Doktordan işçiye her kesim burada
Güvercin otelleri, kentin sosyolojik yapısının da bir aynası niteliğinde. Kuşçuluğun "aylak işi" olduğu yönündeki toplumsal algıya karşı çıkan güvercin severler, bu camianın her meslek grubundan insanı buluşturduğunu söylüyor.
Güvercinlerini otelde barındıran öğretmen S.A., bu tutkunun bir çeşit "sırdaşlık" olduğunu ifade ederek, "Bir insanla 10 saat oturup zaman geçiremezsiniz ama güvercinler huzur verir. Onlar sizin sırrınızı saklayan tek canlılardır. Akademisyen bir arkadaşımızın otizm tanısı konulmuş çocuğu, güvercinlerle ilgilenmeye başladıktan sonra hiçbir pedagogun başaramadığı bir gelişim gösterdi." diyor.
Ekonomik boyut: 50 bin TL’ye kadar alıcı buluyor
Diyarbakır’da güvercin beslemek, aynı zamanda ciddi bir ekonomik döngü anlamına geliyor. Güvercin gübresi, meşhur Diyarbakır karpuzlarının yetiştirilmesinde vazgeçilmez bir unsur olmaya devam ederken, kuş fiyatları da kalitesine göre 50 TL’den başlayıp 50 bin TL’ye kadar yükselebiliyor.
Ancak Diyarbakırlı kuşbazlar için bu işin ticari yönü her zaman ikinci planda. Onlar için asıl mesele, "Diyarbakır kırıkları" denilen yerel figürlere, halaylara ve gündelik yaşamın estetiğine sinmiş bu kanatlı mirası gelecek kuşaklara aktarabilmek.
Şimdilik 18 ana ırk ve yüzlerce çeşit kuşla bu kadim şehir, gökyüzündeki "yıldızlarını" otellerde ya da kendilerine ait pin diye tabir edilen büyük kafeslerde korumaya devam ediyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.