DOLAR 8,5492
EURO 10,0853
ALTIN 495,44
BIST 1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 40°C
Sıcak
Diyarbakır
40°C
Sıcak
Paz 39°C
Pts 41°C
Sal 40°C
Çar 39°C

Şirvan Oktay GÖRER Yazdı: Görünmez kılınan ölümler

26.10.2019
A+
A-

Resmi rakamlara göre; 2011 yılından beri Suriye’de süren iç savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan insanların sayısı 4 milyon 800 bini aşmış durumda ve bu kişilerin yüzde 50,3’ü erkek yüzde 49,7’si kadınlar.

Mülteci resmi tanımlara göre, ülkesinde ırk, din, sosyal konum, siyasal düşünce ya da ulusal kimliği nedeniyle kendisini baskı altında hissederek kendi devletine olan güvenini kaybeden, kendi devletinin ona tarafsız davranmayacağını düşüncesi ile ülkesini terkedip, başka bir ülkeye sığınma talebinde bulunan ve bu talebi o ülke tarafından ‘kabul’ edilen kişi/ler anlamına geliyor.

Yukarıdaki nedenlerden dolayı ülkesini terk eden ve henüz sığınma talebi, kaçtığı ülkenin yetkilileri tarafından ‘soruşturma’ safhasında olan kişidir. İskan Kanunu Madde 3/3’e göre “Türkiye’de yerleşmek maksadıyla olmayıp bir zaruret ilcasıyla muvakkat oturmak üzere sığınanlara sığınmacı denir”.

Mülteci ya da sığınmacı kavramların bir birine karıştığı bu ortamda aslında aynı soruna işaret ediyor.

Sonuçta, zulüm vatan, ırk, din farkı tanımıyor.

İnsanlığın aymazlığında her yerde aynı oranda işliyor zulüm mekanizması.

Ege kıyılarında cansız bedeni kıyıya vuran minik Aylan, Rio Bravo nehrinde boğulan AlbertoMartinez ve kızı AngieValeria, İngiltere’de 39 isimsiz mülteci ya da Kocaeli’deVail Es Suud oluyor bu yolculuğun kurbanları.

Yine resmi rakamlara göre, sığınmacılar içinde en büyük grubu 0-17 yaş grubundaki çocuklar.Çocukların sığınmacılar içindeki oranı yüzde 52,8.  Bu;  2,5 milyondan fazla Suriyeli çocuğun ülkesi dışında sağlık, eğitim, barınma ve gelişme hakkına kısıtlı erişim ya da hiç erişemediği koşullarda yaşaması anlamına geliyor.

İnsanların aymazlığında mültecilerin yaşadıkları neredeyse her gün rutine binen bir sıklıkla haber bültenlerinde işleniyor.

Son olarak İngiltere’nin Essex bölgesinde bir kamyonun içinde 39 kişinin cesedi bulunması bir kurtuluş çabasının trajediyle son bulan yolculuğundan çok insani bir sorun olarak neden ele alınmadığını sorgulamamıza neden oluyor.

Kocaeli’nin Kartepe ilçesine bağlı Acısu Mahallesi’nde dokuz yaşındaki Vail Es Suud’un kendisini mezarlık kapısına asıyor.

Bu ve benzeri mültecilerin varlığından çoğu kez öldüklerinde ya daVail Es Suud gibi yaşamına son verdiğinde varlığından haberdar oluyoruz.

Her biri insanlığın utanç abidesi ölümler ne hikmetse bitmiyor.

Kendi ülkelerinden kaçışlarına sebep olan baskı koşullarına rağmen varmaya çalıştıkları yerlerde farklı baskılar bekliyor onları ve bu baskılar içselleştirilerek toplumda karşılık bulduğu kadar da ölüme rağmen görünmez kılıyor onları.

Şirvan Oktay GÖRER/sirvanoktay.35@gmail.com

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.