Sektör temsilcileri: Diyarbakır Tekstilkent’te fabrikaların yarısı kapanma noktasında
Türkiye ekonomisinin ve istihdamının lokomotif sektörlerinden tekstil ve hazır giyim, son yılların en ağır krizlerinden birini yaşıyor. Deprem felaketi, jeopolitik riskler, artan enflasyon ve yükselen üretim maliyetleri, özellikle Güneydoğu Anadolu'daki üretim merkezlerini derinden sarsmış durumda.

Diyarbakır’da bir araya gelen tekstil sektörü temsilcileri ve iş insanları, artan maliyetler ve küresel rekabet baskısı nedeniyle üretimin durma noktasına geldiği uyarısında bulundu. DTSO Başkanı Mehmet Kaya teşvik politikalarının başarısız olduğunu savunurken, sektör temsilcileri "Standart üretim dönemi bitti, yeni bir model şart" diyor.
Diyarbakır’da düzenlenen "Tekstil ve Hazır Giyim Sektöründe Yeni Konumlama Arayışı" çalıştayı, sektörün yereldeki çöküşünü ve küresel pazardaki pozisyon kaybını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

DTSO Başkanı Kaya: Diyarbakır’ın ve bu sektörün gerçekleri çok farklı
Toplantıda konuşan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, Türkiye’nin ekonomi ve sanayi yönetimini yerelin gerçeklerinden kopuk olmakla eleştirdi. Kriz dönemlerinde alınan kararlarda "yön tayininin" yanlış yapıldığını belirten Kaya, durumu bir Kürt deyimiyle özetledi:
"Ankara’dan İstanbul’a gitmek isterken kendinizi Bolu’da buluyorsanız, ne kadar hızlı giderseniz gidin hedeften o kadar uzaklaşırsınız. Önce yönünüzü doğru belirlemeniz gerekir. Yıllardır merkezden formüller hazırlanıyor ve ülkenin her yerine aynı reçete uygulanıyor. Ancak Diyarbakır’ın ve bu sektörün gerçekleri çok farklı."
"22 yıllık teşvik politikası amacına ulaşmadı"
Kaya, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine dayanarak çarpıcı bir tablo paylaştı. Mevcut teşvik sisteminin bölgeler arası gelişmişlik farkını kapatamadığını, aksine büyüttüğünü savundu.
Gelişmiş Bölgelerin Payı: 1. ve 2. bölge teşviklerden %61 pay alıyor
Geri Kalmış Bölgelerin Payı: Aralarında Diyarbakır'ın da bulunduğu 5. ve 6. bölgedeki 29 ilin toplam payı ise yalnızca %10 seviyesinde kalıyor.
Emek yoğun bir sektörün 3 bin 500 liralık küçük destek paketleriyle kurtarılamayacağını söyleyen Kaya, kamunun Varlık Fonu ve TOKİ gibi güçlü araçlarını inşaat yerine üretim odaklı sanayiye yönlendirmesi gerekti çağrısında bulundu.
Büyük umutlardan fabrika kapanışlarına: İstihdamda sert düşüş
Yaklaşık 10 yıl önce büyük umutlarla ve İstanbul gibi metropollerden gelen yatırımcıların katkısıyla kurulan Diyarbakır Tekstil Organize Sanayi Bölgesi bugün ciddi bir sınav veriyor.
Kaya'nın aktardığına göre, bölgeye sadece teşvik için değil, kentin geleceğine inandığı için yatırım yapanların kurduğu 100’e yakın fabrikanın neredeyse yarısı kapanma noktasına gelmiş durumda.
Bu durum istihdam rakamlarına da doğrudan yansımış vaziyette:
Başlangıçtaki İstihdam Hedefi: 20.000 kişi
Zirve Dönemi Çalışan Sayısı: 7.000 kişi
Güncel İstihdam Seviyesi: 4.000 kişi

"Dünya fiyatıyla satıyor, ülke maliyetiyle üretiyoruz"
Moda ve Hazır Giyim Federasyonu Başkanı Hüseyin Öztürk ise krizin küresel boyutuna dikkat çekti. Türkiye'deki yüksek enflasyon ve maliyet artışlarına rağmen, üreticilerin dünya gerçeklerinden kopuk fiyat belirleyemediğini ifade etti.
"Bugün Diyarbakır'da ürettiğimiz bir ürün Vietnam, Kamboçya ya da dünyanın başka bir üretim merkezindeki firmalarla rekabet ediyor. Biz dünya fiyatlarıyla satış yapıyor, ülke maliyetleriyle üretim yapıyoruz. Artık standart ürünlerde üretim yapan bir ülke modeliyle devam etme şansımız kalmadı." Öztürk, federasyon olarak aldıkları stratejik kararla klasik üretim anlayışını terk edeceklerini belirterek, sektörün yeni yol haritasını şu başlıklarla özetledi.
Niş ve butik üretim
Tasarım odaklı yüksek katma değer
Hızlı teslimat ve esnek üretim modelleri
Eksik sipariş tamamlama kapasitesi

Küresel markalar bölgeden üretim bekliyor
GÜNTİAD Başkanı Şeref Gökçe ise karamsar tabloya rağmen tekstilin bölgenin ekonomik geleceği ve bölgesel kalkınmanın en temel dinamiği olduğunu vurguladı [cite: x].
Bölgedeki firmaların artık Avrupalı devlerin radarına girdiğini belirten Gökçe, "Zara’dan H&M’e kadar birçok küresel marka bölgemizden üretim bekliyor. Biz de bu standartları sağlamak için ciddi yatırımlar yapıyoruz" dedi.
Gökçe, sanayicinin devletten sadece hibe ya da destek istemediğini, en çok ihtiyaç duyulan şeyin "ekonomik öngörülebilirlik" olduğunu sözlerine ekledi.
Çalıştaya katılan tüm paydaşların birleştiği ortak dönüşüm mesajı ise oldukça net: Geçici pansuman tedavileri ya da küçük destekler tekstil sektörünü kurtarmaya yetmeyecek; Türkiye'nin küresel rekabet şartlarına uygun acil bir yapısal dönüşüm stratejisine ihtiyacı var

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.