130 yıllık bir işçi azığının hikayesi: İstanbul'da Kürt Böreği Festivali

130 yıllık bir işçi azığının hikayesi: İstanbul'da Kürt Böreği Festivali
İstanbul'da düzenlenen 9. Kürt Böreği Festivali, bu köklü sokak lezzetinin Bingöl'den İstanbul tersanelerine uzanan 130 yıllık göç, emek ve dayanışma tarihini yeniden gündeme getirdi. 1890'larda hamallar için üretilen, 1990'larda ise adı siyasi tartışmalara konu olan böreğin hikayesi, bugün hem bir lezzet mirası hem de kültürel bir kimlik olarak yaşatılıyor.

İstanbul Pendik’teki Yenişehir Mesire Alanı, hafta sonu binlerce kişinin katıldığı renkli ve bir o kadar da tarih kokan bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere-Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER) tarafından organize edilen "9. Kürt Böreği Festivali", bu ünlü sokak lezzetinin kökenlerini ve tarihsel yolculuğunu yeniden hafızalara kazıdı.

Tersanelerden doğan lezzet: 'Hamal Böreği'

Festivalde en çok öne çıkan unsur, Kürt böreğinin sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda bir hayatta kalma ve dayanışma sembolü olmasıydı.

Tarihsel kayıtlara göre bu lezzet, 1890’lı yıllarda Bingöl’ün Kiğı ilçesine bağlı Bilice köyünden İstanbul’a göç eden "Biliceli Mehmet Efendi" tarafından icat edildi. O dönem Kasımpaşa’daki tersanelerde çok zor şartlar altında ve düşük ücretlerle çalışan Kürt işçiler (hamallar) için hem son derece doyurucu hem de bütçe dostu bir yemek arayışına giren Mehmet Efendi; un, yağ ve pudra şekerini birleştirerek kat kat bir börek hazırladı.

Kısa sürede işçilerin vazgeçilmez azığı haline gelen bu yiyecek, kent hafızasına önce "Hamal Böreği", ardından da "Kürt Böreği" olarak kazındı.

'Kürt' mü, 'Küt' mü? İsim tartışmasının perde arkası

Rudaw’da yer alan habere göre, araştırmacıların dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise böreğin isminin geçirdiği politik dönüşümdü. Özellikle 1990’lı yıllardaki siyasi iklim ve baskılar nedeniyle, pastane vitrinlerinde ve menülerde "Kürt" kelimesinin kullanılması sakıncalı bulunmuş ve lezzetin adı "Küt böreği" olarak değiştirilmeye çalışılmıştı.

KAYY-DER yetkilileri ve festival katılımcıları, bu etkinliğin aynı zamanda bu kültürel lezzetin asıl kimliğini, adını ve arkasındaki emeğin tarihini koruma amacı taşıdığını vurguluyor.

Halaylar, tiyatro ve tonlarca börek

Sabahın erken saatlerinde başlayan festival, sadece gastronomiyle sınırlı kalmadı. KAYY-DER bünyesindeki müzik ve erbane grupları sahne alırken, çocuklar için Kürtçe çocuk tiyatrosu (Şanoya Zarok) gösteriler sundu.

Davul zurna eşliğinde çekilen büyük halayların gölgesinde, festival alanına kurulan dev stantlarda katılımcılara tonlarca taze Kürt böreği ikram edildi. Dernek yetkilileri yaptıkları kapanış açıklamasında, "Kürt böreği Bingöl’den İstanbul’a uzanan bir göç ve emek köprüsüdür, bu geleneği ve tarihi gelecek nesillere aktarmaya kararlıyız" mesajını verdi.

Kaynak:HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.