DOLAR 8,5703
EURO 10,1393
ALTIN 495,93
BIST 1.360
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 40°C
Sıcak
Diyarbakır
40°C
Sıcak
Çar 39°C
Per 40°C
Cum 40°C
Cts 40°C

Türkiye’de uyuşturucuya başlama yaş ortalaması 20,8

Türkiye’de uyuşturucuya başlama yaş ortalaması 20,8
25.06.2021
A+
A-

Yeşil Yıldız Bağımlılıklarla Mücadele Derneği Genel Başkanı Yahya Öger, Türkiye’de türlerine göre bağımlılık oranları, alınan tedbirler neticesinde gelinen süreç ve bundan sonra takip edilmesi gereken metotlarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

 

YENİGÜN HABER – ​26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü münasebetiyle açıklamalarda bulunan Yeşil Yıldız Bağımlılıklarla Mücadele Derneği Genel Başkanı Yahya Öger, madde kullanımı ya da bağımlılığının toplumu ilgilendiren bir sağlık sorunu olduğunu belirterek bağımlılıkla mücadele alanında daha geniş adımların atılmasının kaçınılmaz olduğuna vurgu yaptı.

Türkiye’deki bağımlıların yüzde 82’sinin 20 ile 35 yaş aralığında olduğunun altını çizen Öger, “Türkiye nüfusunun yüzde 15,8’i 15-25 yaş grubunda. 12 milyon 971 bin 396 çocuğumuz madde bağımlılığı riskine karşı savunmasız durumda. Türkiye’de yaklaşık 10 milyon insan madde ve davranış bağımlısıdır.” dedi.

“Madde kullananların yüzde 94,2’sinin erkek, yüzde 5,8’inin kadın”

Türkiye’de uyuşturucuya başlama yaş ortalamasının 20,8 olduğunun söyleyen Öger, “Uyuşturucu öncesi tütün kullanım oranı yüzde 81, alkol kullanım oranı ise yüzde 38’dir. Yüzde 82’si madde kullanmaya esrar ile başlamıştır. Yüzde 74,4’ü maddeyi ilk kez arkadaş veya yakın çevresinden temin ederken yüzde 36’sı maddeye merak etkisiyle, yüzde 55,3’ü bağımlı olduğunu ifade ediyor, yüzde 55,6’sı uyuşturucu madde kullandığı için sosyal güçlük çekiyor.” ifadelerini kullandı.

2019 yılı verilerine göre, hayatının herhangi bir döneminde madde kullananların yüzde 94,2’sinin erkek, yüzde 5,8’inin kadın olduğunu belirten Öger, “Yüzde 64’ü ortaokul ve ilkokul düzeyinde eğitime sahip, yüzde 89,6’sının annesi ev hanımı. Bağımlı gençlerin, annelerinde ortaokul ve ilkokul eğitim düzeyi yüzde 94,8 iken babalarında ise ortaokul ve ilkokul eğitim düzeyi yüzde 88,8’dir. Maddeyi kendi evinde kullananların oranı yüzde 45,9 iken bunlardan aile fertleriyle birlikte yaşayanların oranı ise yüzde 85,5’tir.” şeklinde konuştu.

Dünya’da son 10 yıl içerisinde madde kullanımı, satışı ve ölüm vakalarında ciddi artışların olduğuna dikkati çeken Öger, Türkiye’de 2016’da 920, 2019’da 342 ve 2020 yılında ise 314 kişi doğrudan uyuşturucu madde bağımlılığı nedeniyle öldüğünü söyledi.

“Riskli şehir ve mahallelerin haritası çıkarılmalı, danışmanlık hizmeti veren birimler oluşturulmalı”

2017 yılında, 211 bin 126 kişinin bağımlılıktan kurtulmak için hastanelere başvurduğunu hatırlatan Öger, madde bağımlılığı ile mücadelede kamu kurumları ve STK arasındaki iş birliği ve koordinasyonda istenilen başarı elde edilemediğini belirtti.

Bağımlılıkla mücadele alanında bundan sonra atılması gereken adımları sıralayan Öger, “Tedavi gören bağımlı sayısı, tedavi sonrasındaki başarı oranı, potansiyel kullanıcı, riskli şehir ve mahallelerin haritası çıkarılmalıdır. Mücadele eden STK sayısı artırılmalı, STK yönetim ve üyelerine eğitimler verilmeli, bir tek STK üzerinden çalışmaların yürütülmesi çalışmalarından vazgeçilmelidir. Medikal tedavi merkezleri sayısı arttırılmasıyla beraber medikal tedavi ile sosyal uyum merkezleri, mesleki kurslar, sportif çalışmalara yönlendirme merkezleri ivedilikle açılmalıdır. Her mahalleye danışmanlık hizmetleri veren birimler oluşturulmalıdır. AMATEM ve ÇEMATEM de çalışan personel sosyal ve ekonomik anlamda desteklenmeli, personelin kalıcılığı sağlanması noktasından olumlu adımlar atılmalıdır.” dedi. (İLKHA)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.