Demokratik Dönüşüm Konferansı; Türmen ve Kışanak’tan 'Tek Adam' ve 'Kürt Meselesi' vurgusu

Demokratik Dönüşüm Konferansı; Türmen ve Kışanak’tan 'Tek Adam' ve 'Kürt Meselesi' vurgusu
Türkiye'nin ikinci yüzyılında demokratik dönüşüm ve toplumsal barış olanaklarını ele alan “İkinci Yüzyılda Cumhuriyet'in Demokratik Dönüşümü Konferansı”, sivil toplum, akademi ve farklı siyasi çevrelerin yoğun katılımıyla İstanbul'da başladı.

Cem Karaca Kültür Merkezi'nde düzenlenen ve iki gün sürecek olan konferansın açılışında konuşan hukukçu Rıza Türmen, Türkiye'nin cumhuriyet tarihinin en derin antidemokratik döneminden geçtiğini belirterek "yeni bir demokrasi hareketi" çağrısı yaptı. Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ise Türkiye'nin içinden geçtiği çoklu kriz ortamında Kürt meselesinin artık bir ayrılık değil, anayasal ve hukuki bir tanınma zeminine dayandığını vurguladı.

13-14 Haziran tarihlerinde iki gün boyunca devam edecek olan konferansın çağrıcılığını Ahmet Türk, Ali Bayramoğlu, Akın Birdal, Gültan Kışanak, Rıza Türmen, Şebnem Korur Fincancı ve İhsan Eliaçık gibi Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı çok sayıda aydın, yazar ve siyasetçi üstlendi. Medyanın da yoğun ilgi gösterdiği ve çok sayıda gazetecinin akredite olduğu etkinliğin ilk gününde açılış konuşmaları, Türmen ve Kışanak tarafından yapıldı.

demokratik-donusum-konferansi-riza-turmen.jpg
Rıza Türmen

Rıza Türmen: 'Tek parti dönemi yeniden başladı, muhalefet kuşatılmış durumda'

Konferansın açılış hitabını gerçekleştiren eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı ve hukukçu Rıza Türmen, 2017 referandumuyla kurumsallaşan mevcut siyasal sistemin ülkeyi daha karanlık bir noktaya taşıdığını savundu. Siyasi partilerin iç işleyişine ve genel başkanlık makamlarına yönelik yargısal müdahalelere değinen Türmen, süreci şu sözlerle eleştirdi:

"Türkiye cumhuriyet tarihinde demokrasiden en çok uzaklaştığı dönemi yaşıyor. Bir siyasi partinin genel başkanı yetkisiz bir mahkeme tarafından değiştirilebiliyor. Bu durum çok partili dönemin fiilen sona erdiğini, tek parti döneminin yeniden başladığını gösterir. Temel çelişki iki başkan arasında değil, demokrasiyi bertaraf edip tek adam rejimi isteyenler ile demokrasiyi savunanlar arasındadır."

Halkın siyasetin aktif bir öznesi haline getirilmesi gerektiğini ve yoksulluk ile demokrasi krizi arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu ifade eden Türmen, muhalefetin bölünmüş ve kuşatılmış olduğu bu süreçte yeni bir demokrasi hareketinin başlatılmasının zorunlu olduğunu kaydetti.

'Kürtler yeni cumhuriyetin kurucu iradesi olmalı'

Son dönemde yürütülen "Terörsüz Türkiye" tartışmalarına da değinen Türmen, Kürt sorununun yalnızca demokratik bir zeminde çözülebileceğini, silahlı mücadeleye yol açan kök nedenler ortadan kaldırılmadıkça kalıcı bir çözümün mümkün olmayacağını belirtti:

"Bugün Türkiye'de Kürt sorunu değil, 'Terörsüz Türkiye' formülü görüşülüyor. Kürt sorunu ile demokrasiyi bütünleştirmek zorundayız. Kürtler demokrasinin motoru haline gelebilmeli ve yeni cumhuriyetin inşasında dışlanan bir unsur olarak değil, kurucu irade olarak görev almalıdır. Demokrasinin olmadığı bir toplumda Kürtler her zaman öteki kalacaktır."

demokratik-donusum-konferansi-gultan-kisanak.jpeg
Gultan Kışanak

Gültan Kışanak: 'Türkiye 4 temel özellikle çoklu bir krizden geçiyor'

Konferansın bir diğer açılış konuşmasını yapan siyasetçi Gültan Kışanak ise iki gün boyunca yüzyıldır ertelenmiş, ötelenmiş ve askeri darbelerle önü kesilmiş demokratikleşme özlemlerini tartışacaklarını ifade etti. Kışanak, sadece teorik analizler yapmayacaklarını, bu kadim coğrafyadaki ortak yaşamı ve geleceği kurma sorumluluğunu hatırlatacaklarını söyleyerek Türkiye’nin mevcut durumunu 4 temel özellik üzerinden özetledi:

1. Çoklu Kriz Yönetimi: Türkiye; hukuk, adalet, otoriter yönetim, ekonomi, siyaset, ekoloji, erkeklik ve kimlikleri kabullenememe gibi çok boyutlu krizlerle karşı karşıya. Bu durum toplumda mutsuzluk ve umutsuzluk yaratsa da, demokratik dönüşümü ekmek ve su kadar yaşamsal bir ihtiyaç haline getiriyor.

2. Dönüşümün Sancıları ve İktidarın Direnci: Kapıya dayanan sistemsel dönüşüm iktidarı derinden etkiliyor. "25 yıllık iktidar değişime direnecek mi? Muhalefetsiz bir rejim mi inşa ediliyor? Kürt sorunu yeni bir oyalama sürecinde mi?" soruları yanıt arıyor. İktidar değişimin arifesinde olduğunu bildiği için bu sürecin sancıları siyasal kaoslara yol açıyor.

3. Kürt Meselesinde Realitenin Hukuk Kapısına Dayanması: Yüzyıllık geçmişi olan Kürt meselesinde büyük bir değişim imkanı doğmuştur. Kürt meselesi artık bir ayrılık meselesi olmaktan çıkmış; bir tanınma, kabul edilme ve hukuk içerisine alınma aşamasına gelmiştir. Yapılması gereken, cumhuriyeti korkuların kalesi olmaktan çıkarıp özgürlüklerin ortak evi haline getirmektir.

4. Barış Fırsatı ile Demokrasi Krizinin Paradoksu: Şu an barış için bir fırsat kapısı aralanırken, diğer yanda demokrasi krizinin derinleşmesi gibi büyük bir paradoks yaşanıyor. Parlamentoda eksikliklere rağmen barış ve çözüme dair ortak bir raporun hazırlanması ve konsensüs yakalanması önemliydi ancak bu süreç ana muhalefet partisine yönelik siyasi operasyonlar, yargı müdahaleleri ve 'mutlak butlan' krizleriyle boşa çıkarılmaya çalışılıyor. Kürt meselesindeki çözümsüzlük, her zaman demokrasi krizinin deneme sahası olmuştur.

Sonuç metni kamuoyuyla paylaşılacak

Cem Karaca Kültür Merkezi'ndeki konferans kapsamında iki gün boyunca; Cumhuriyetin kuruluş süreci, toplumsal hafıza, milliyetçilik, Kürt meselesi, eşit yurttaşlık, yerel demokrasi, kadınların rolü, ekoloji, LGBTİ+ hakları ve gençlik gibi kritik başlıklar altında çok sayıda oturum ve forum düzenlenecek.

Konferansın pazar günü yapılacak kapanış oturumunda, tartışmalardan elde edilen çıktılar doğrultusunda hazırlanan “Yeni Yüzyıla Demokratik Çağrı” başlıklı sonuç bildirgesi kamuoyuna ilan edilecek.

Kaynak:HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.