Bakırhan: Bahçeli’nin bu tespitleri, önemli ve değerlidir
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu.
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin konuşmasındaki "bazı şeylere katılmadığını" belirten Bakırhan, "umut hakkının" partisinin de talebi olduğunu söyledi.
Kürtlerin dünyanın dört bir yanında Rojava’ya yönelik sergilediği gösterilerin yüz yıllık statüsüzlüğe karşı olduğuna dikkati çeken Bakırhan, destek eylemlerine yönelik polis saldırılarına tepki gösterdi.
Bakırhan, "Başta Hakkari ilimizde ve ilçelerimizde olmak üzere bölgenin birçok yerinde çok yoğun gözaltı ve tutuklamalar var. Bunlar toplumsal barışı zedeliyor. Rojava ile dayanışmak suç değildir. İnsanlar Rojava'daki kardeşleriyle dayanışıyor. Sonuna kadar da bu dayanışmalar sürecek. Biz de dayanışıyoruz. Dayanışmamız sürecek diyoruz" dedi.
Bakırhan, yardım kampanyası kapsamında TIR’lara yüklenen yardımların Urfa’nın Suruç ilçesinde bekletilmesine de tepki göstererek "TIR’lar günlerdir Mürşitpınar Sınır Kapısı’nda bekletiliyor. Niye bekliyor?” diye sordu.
Halen statüsüz olan Kürtlerin tarihsel olarak yaşadıklarını anlatan Bakırhan özetle şöyle konuştu:
“2026 yılında dünyanın birçok yerinde çok sarsıcı gelişmelere şahitlik ediyoruz. Özellikle Rojava'da Kürtleri ve bölgeyi ilgilendiren çok önemli günler yaşıyoruz. Halep'te Kürtlerin yaşadığı iki mahalleye yönelik saldırılar katliama, zorla göçe ve kuşatmaya dönüştü. Bu saldırı dalgısına karşı dünyanın 4 bir yanında Rojava'yla dayanışma eylemleri yapıldı ve hala devam ediyor. Bu eylemler beraberinde Kürtler neden itiraz ediyor, Kürtler ne istiyor sorularını da getirdi. Bu soruların yanıtı son yüz yılda Kürtlerin inkarı üzerine kurulan siyasi düzende saklıdır. Kürtlerin itirazı yüz yıldır dayatılan yok saymaya ve statüsüzlüğe yöneliktir. Kürtler bugüne kadar bulundukları ülkelerin tarihinde savaş, kriz, güvenlik tehdidi olduğunda yaşadıkları halklarla birlikte sahada omuz omuza durdular. Büyük bedeller ödediler. Direndiler ve sürekli dengeyi birlikte yaşadıkları halkların lehine değiştirdiler. Ama yeni bir düzen kurma vakti geldiğinde aynı Kürt varlığı bir anda stratejik tehdit ve siyasi yük olarak görüldü ve ilan edildi.
“Kürtler 1923'de hukuk dışına itildi”
Dün can simidi denilen Kürt halkı, ertesi gün tehdit odağı haline getirildi. Bunu biz de son 40-50 yılda yoğun yaşadık ve gördük. Bu nasıl mı oldu? Gelin biraz zamanı geriye doğru saralım. O tarihsel kavşaklarda biraz dolaşalım. Bu dediklerimi açık bir şekilde örnekleriyle siz de göreceksiniz. 1919 ve 1922'de kurtuluş gücü olan Kürtler, 1923'de hukuk dışına itildi. Hukukları tanınmadı. 1937'de Sadabat Paktı, 1955 Bağdat Paktı'nda kendi aralarında büyük çelişkiler olan devletler dahi mesele Kürtler olunca uzlaşarak Kürt karşıtlığında birleşti. 1946'da Mahabat Cumhuriyeti deneyimi olsun, 1975 Cezayir Antlaşması olsun, bir halkın kaderini nasıl pazarlık masalarına kurban edildiğini hep birlikte gördük. 1988 Enfal soykırımına, Halepçe'ye giden yolun taşlarının diplomatik sessizlikle nasıl döşendiğini acı bir şekilde hep birlikte tecrübe ettik. 15 Şubat Uluslararası Komplosu'nun Kürt tasfiyesini nasıl hedeflediği hala hafızalarımızdadır. 2015 sonrası Suriye'de IŞİD çetelerine karşı insanlığı savunanların yaşadığı yerler işgal edilirken, dünyanın nasıl Kürtleri yalnızlaştırdığını hep beraber Suriye'de bir kez daha gördük.
“Tarihsel gerçeklerin son halkası 10 Ocak 2026'da Paris mutabakatı oldu”
İşte bu tarihsel gerçeklerin en son halkası 10 Ocak 2026'da Paris mutabakatı oldu. Paris mutabakatı 100 yıllık diplomatik terk edişin tekerrürüdür. Paris mutabakatı tekerrür etti ama bir şey tekerrür etmedi. Kürtlerin ulusal bilinci ve direnişi de büyüyerek devam etti. Kürtler bu riyakar döngüye 'hayır’ diyerek her yerde ayağa kalktı. Sahada hayatını riske atıp masada yok sayılmaya itiraz ediyor. Komplolar ve hileler artık bitsin diyor. Kürtler yaşadıkları devletlerde komplo kurbanları olarak değil eşit yurttaşları olarak yaşamak istiyor. Dilini konuşmak, kimliğini yaşamak, kültürünü korumak, varlığının tanınmasını görmek istiyor. Gerçekten bunlardan daha doğal bir şey olabilir mi? Maalesef hala doğal olarak görülmüyor bunlar.
“Çözüm bastırmada değil, idam sehpalarında değil”
İki dersle karşı karşıyayız. Birincisi: Kürtlerin diplomasi masalarında dışlanmasının ne Kürtlere ne de bölgeye hakiki bir barış getirmediği dersidir. İkincisi ise şudur; hangi halk olursa olsun; bir halkın meşru taleplerini sürekli bastırmak veya görmezden gelmek sorunu ortadan kaldırmıyor. Tam tersine kuşaklar boyu süren bir çatışma sarmalığı üretiyor. İşte bu yüzden Suriye'de yok sayma, İran'da bastırma, Irak'ta boğma, Türkiye'de inkar 100 yıllık paradigmanın güncel suretleridir. Dolayısıyla bugün hep birlikte tarihten dersler çıkarmalıyız. Kürt halkının ve ezilen bütün halkların meşru taleplerini artık görmek ve tanımak durumundayız. Bunun için çözüm bastırmada değil, idam sehpalarında değil, diyalogla müzakerede karşılıklı saygı ve diyalog zeminindedir diyoruz.”
Bahçeli’ye Öcalan cevabı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bugünkü grup toplantısında yaptığı açıklamalara da cevap veren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Sayın Bahçeli'nin sözünü ettiği "umut hakkı", kayyım utancından kurtulmuş ve siyasi tutsakların kurtulduğu bir Türkiye bizim için de değerlidir. Bahçeli'nin muhatabı iktidardır; iktidar, Sayın Bahçeli'nin bu değerli tespitleri için gecikmeden adım atmalıdır" diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.