‘Dijital ekonomi gelir ve servet eşitsizliğine yol açıyor’

‘Dijital ekonomi gelir ve servet eşitsizliğine yol açıyor’
Dijital ekonomi ve finansal kapitalizmin gidişatını değerlendiren Ekonomist Prof. Dr. Haluk Levent, sistemin artık bir iş fikriyle sermayeyi buluşturmaktan çıkıp tamamen doğrudan bir servet aktarım mekanizması olarak çalıştığını ve dünya halkları arasında devasa uçurumlar yarattığını vurguladı.

Dijital ekonominin gidişatını belirleyen etmenlerin başında savaşlar geliyor. Savaş söylemleri ya da savaşın devreye girmesinden kaynaklı bir gecede milyarlarca dolar yer değiştiriyor. ABD Başkanı Donald Trump'in İran ve Hürmüz Boğazı’na dönük açıklamalarından kaynaklı piyasalarda sürekli bir dalgalanma yaşanıyor. Dijital ekonomiye ilişkin Mezopotamya Ajans’a değerlendirmelerde bulunan Ekonomist Prof. Dr. Haluk Levent, Trump'un yaptığı açıklamalarla bir gecede milyonlarca dolar kazandığını söyledi. Türkiye ekonomisinin de dijital ekonomiden etkilendiğini kaydeden Levent, “Her şeyden önemlisi çok ciddi bir enflasyon problemiyle karşı karşıyayız. Ancak bu enflasyonla gerçek anlamda mücadele edilip edilmediği soru işaretleri yaratıyor. Üç yıldır uygulanan son programlar ve ondan önce defalarca uygulananlar, hedeflere ulaşma konusunda sürekli uzak kalıyor ve başarısız oluyor. Hedeflere ulaşılamadığında da önce deprem şimdi ise savaş bahane ediliyor. Türkiye'de tarımda, sanayide veya hizmetlerin belli sektörlerinde üretim yapmaya yeltenen her kim olursa olsun onları cezalandıran bir yaklaşım içinde” dedi.

dijital-ekonomi-gelir-ve-servet-esitsizligine-yol-aciyor.jpgFinans sektörü

Levent, “Finans sektörü, neoliberal çağın küresel düzeyde en sorunlu, insan vicdanına sığmayan, parazittik bir zihniyete sahip sektörü haline geldi. Bitcoin ve binlerce farklı coin piyasaya çıktı. Burada ‘artı değer’ diye bir kavram kalmadı. Anlam ifade etmeyen sadece bir ‘fiyat’ var. İnsan vicdanını kanatan PolyMarket ve benzeri platformlar oluşmuş durumda. Türev piyasa yaklaşımının iyice çığırından çıktığı bu sistemlerde, tamamen ranta dayalı finansal işlemler yapılıyor. Finans sektörü artık insan vicdanını tamamen ortadan kaldıran, parazittik bir zihniyetin ve rant üretme mekanizmasının temeline dönüşmüş durumda. Bu parazittik yapının yakıtı, küresel emisyon artışlarından geliyor. 2001 yılında Küresel Gayrisafi Hasıla 45-50 trilyon dolar civarındayken, en büyük beş merkez bankasının emisyon hacmi 2.5 - 3 trilyon dolar düzeyindeydi. 2024 yılına geldiğimizde Küresel Hasıla yaklaşık 150 trilyon dolara ulaştı, ancak emisyon hacmi 38 trilyon dolara fırladı. Biri 3 kat artarken diğeri yaklaşık 13 kat arttı. Ortada gereksiz yere yaratılmış devasa bir emisyon hacmi var. Bunun büyük bir küresel enflasyon dalgasına dönüşmesi gerekiyordu ancak dönüşmedi; çünkü finans şemsiyesi altındaki parazittik araçlar bu emisyonu emdi” diye konuştu.

Trump piyasaya etkisi

Bu durumun dünya halklarının hayatını etkileyen devasa bir gelir ve servet eşitsizliğine yol açtığını kaydeden Levent, “Artık finans; iş fikri ile sermayedarı buluşturan bir aracılık vasfını tamamen yitirmiş, doğrudan doğruya bir servet aktarım mekanizması olarak çalışmaktadır. Bu manipülatif yapı en üst düzey siyasete dahi sirayet etmiştir. Donald Trump, kendi başına bir istikrarsızlık kaynağı olmasının yanı sıra, piyasalarda da ciddi manipülasyonlara yol açmaktadır. Sabah söylediğinin akşam tam tersini söyleyerek piyasalarda büyük iniş çıkışlar yaratmaktadır. Yapılan araştırmalar, bu iniş çıkışların öncesinde hep benzer bir grubun doğru pozisyon alarak büyük rantlar devşirdiğini gösteriyor. Ayrıca Trump'ın yayımladığı servet beyanında; pek çok şirketin hisse senedine sahip olduğu, Meme Coin (internet geyiği) piyasalarında tamamen denetimsiz olarak alım-satım yaptığı ve kendi adını taşıyan bir kripto paradan milyarlarca dolar kazandığı görülmektedir. Ekonominin ekonomi olmaktan çıktığı, rant üretim mekanizması olarak çalışan pek çok aracın var olduğu bir dünyada yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Rant toplumu

Finansal kapitalizmin tasfiye olduğu ve rant toplumuna doğru gidilen bir sınıflaşma döneminde olunduğunu belirten Levent, “Bu, küresel düzeyde insanlığın önünde duran tam bir yol ayrımıdır. İnsanlık ya cehennemi bir rant toplumuna sürüklenecek ya da daha özgürlükçü bir topluma geçiş yapacaktır. Savaşlar bu geçişte belki hızlandırıcı bir katalizör etkisi yapabilir ancak ekonomik sistemin doğrudan bir savaş çıkarmaya mecbur olduğunu söyleyemeyiz. Sadece siyasi bir program olarak buna mecbur kalabilirler” dedi.

Kaynak:HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.