Anadilde eğitim için acil adımlar atılmalı

Anadilde eğitim için acil adımlar atılmalı
HÜDA PAR’ın Diyarbakır'da düzenlediği "Ana Dilimi Seçiyorum" programında konuşan panelistler, ana dilin yasaklanmasının bireyde derin bir yabancılaşmaya yol açtığını, Kürtçe derslerin önündeki engellerin kaldırılması ve öğretmen sayısının artırılması gerektiğini dile getirdi.

YENİGÜN HABER – HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanlığı tarafından Diyarbakır’da "Zimanê Xwe Dibijêrim / Ana Dilimi Seçiyorum" başlıklı panel düzenlendi. Diyarbakır Öğretmenevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda konuşan panelistler, Kürtçe dilinin eğitim alanında kat ettiği engellerden söz ederken gelinen süreçte halen aşılamamış eksikliklere dikkat çekti.

Kimlik hem bir nitelik hem de bir özelliktir

Eğitimci Fatih Taş'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde ilk olarak sunumunu gerçekleştiren Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Tekdemir, dil ile kimlik arasındaki ilişkinin toplumların geleceğinde belirleyici rol oynadığını belirterek, "Bütün kimlikler dil içinde doğar, gelişir, anlam kazanır ve bir döngü-dönüşüm yaşar. Kimlik hem bir nitelik hem de bir özellik belirtisidir. Millet duygusunun oluşumunda dil faktörü merkezi bir öneme sahiptir. Dil, kültürel değerleri ifade etmede, mirası korumada ve kolektif bir bilinç oluşturmada güçlü bir araç görevi görür. Bu açıdan dil, kimliği şekillendiren, dönüştüren ve yansıtan çok önemli bir esastır. Aynı zamanda toplumun millî hafızasıdır. Dil, ortak yaşama katılımı ifade eden en önemli araçlardan biridir." dedi.

anadilimi-seciyorum-panel2.jpg

Tekdemir, "Öz olarak 'Biz kimiz?' sorusuna verilen cevap kimlik ise, bunu yazan kalem de dildir. Bu açıdan dili kimlikten, kimliği de dilden bağımsız okumak mümkün değildir. Bir kültürün nesilden nesile aktarılan bütün birikimi, kazanımı, deneyimleri, anlatıları ve başarıları; gurur vesilesi olabilecek her şeyi dil aracılığıyla gelecek nesillere ulaştırılır. Bu nedenle dili son derece önemli görmek gerekir. Dil, kimlikle o kadar ilişkilidir ki; evet, kimlik hem tanıma hem tanıtma hem de tanımlama aracıdır. Ancak bütün bu işlevler dil vasıtasıyla yerine getirilir. Günlük hayatımızda birçok kimlik taşırız fakat bunların en önemlisi kültürel kimliğimizdir." ifadelerini kullandı.

Kuşaklar arası yabancılaşmada dil faktörü

Panelde "Kuşaklar arası yabancılaşmada dil faktörü" başlıklı bir sunum gerçekleştiren Doç. Dr. Mehmet Mekin Meçin, dünyanın kalıcı bir mekân olmadığını; tüm insanların ve varlıkların gelip geçici olduğunu dile getirerek dilin yasaklanmasının derin bir yabancılaşma ve hak ihlali olduğunu söyledi.

İnsanın dünyada bir "gurbet" bilinciyle yaşadığını vurgulayan Meçin, "Bizim dünyaya yabancılaşmamız, dilden önce ontolojik olarak nereli olduğumuzu unutmamızdır. Bunun için, bu karanlık ve soğuk gezegende ruhumuzu bir türlü tatmin etmeyen; maddi imkânların asla doyuramadığı bir varoluş bilincine varmamız gerekir. Bu farkındalık aslında bize acı veriyor. İlk gurbetimiz budur. İslam düşünce tarihinde, hatta dini metinlerde de bu acı ve sembolik trajedileri görürüz. Bir gurbet diyarında, bize ait olmayan yabancı bir gezegende yaşadığımızı; dünyanın cazibeleriyle kandırıldığımızı, onlara alıştığımızı ve bu alışkanlıkların zindanında bir ömür tükettiğimizi fark ederiz. Kaş ile göz arasında geçip giden bu ömrün sonunda yeniden dönüşümüz ise daha büyük bir acıdır, daha büyük bir yabancılaşmadır. Çünkü bu yabancılaşma ve bu gurbet, bütün insanlığın ortak derdidir." dedi.

Panelde son olarak "Mevcut sistemde seçmeli ders uygulamasındaki problemler" başlıklı sunum gerçekleştiren Eğitimci Hüdai Morsümbül, Kürtçenin okullarda seçmeli ders olarak yaygınlaştırılması için yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Morsümbül, 1923 sonrası dönemde ilk kez Kürtçe adına resmi bir kazanım elde edildiğini belirterek, "1923’ten sonra ilk defa Kürdistan medreselerinden sonra, resmi olarak iki saatlik seçmeli ders yönetmeliği elde etmiş bir durum var. Bakın; resmi olarak ilk defa, medreselerimizden Zazaca'nın ve Kurmanca’nın alınmış olmasına rağmen devam eden hâli, ulusal ve uluslararası nezdinde bir resmiyet kazanmıştır. " dedi.

Türkiye’de Kürtçe seçmeli derslerin yaygınlaştırılması için yürütülen çalışmaların temelinin YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı düzeyindeki iki kritik maddeye dayandığını belirten Morsümbül, özellikle "Yaşayan Diller ve Lehçeler" kapsamındaki derslerin sahada daha etkin uygulanması gerektiğini söyledi.

Morsümbül, söz konusu yönetmeliğin hazırlanmasında Mardin Artuklu Üniversitesi başta olmak üzere Bingöl Üniversitesi, Munzur Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi ve Dicle Üniversitesi’nde görev yapan yaklaşık 70 Kürt Dili ve Edebiyatı akademisyeninin ortak çalışma yürüttüğünü ifade etti. Bu çalışmanın hem Zazaca hem de Kurmancî için temel oluşturduğunu belirten Morsümbül, "YÖK’ün yaptığı işin temeli budur. O temel Artuklu’da Kürtçe için dağıtıldı; hem Zazaca için hem Kurmanca için" dedi.

"Türkiye’de 5 ilde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü var"

Türkiye’de şu anda 5 ilde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü bulunduğunu aktaran Morsümbül, aynı dönemde farklı diller için de müfredat ve ders kitaplarının hazırlandığını söyledi. Morsümbül, "Arnavutça için Arnavut hükümetinden, Çerkezce için, Osetçe için Osetya’dan, Lazca için Laz Derneği’nden de çalışma yapıldı. Müfredat çalışıldı, ders kitapları hazırlandı ve 2012 yılında hayata geçti" ifadelerini kullandı.

Devletin Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü kurulabilecek yeni merkezler için yeterli altyapıya sahip olduğunu belirten Morsümbül, Ağrı’da Ahmed-i Hânî Enstitüsü, Van’da yüksek lisans ve doktora düzeyinde bir enstitü bulunduğunu, ayrıca Şırnak, Hakkâri, Siirt ve Batman’da da benzer nüvelerin oluştuğunu kaydetti.

"Seçmeli ders yönetmeliğinde iki madde öne çıkıyor"

YÖK ayağındaki gelişmelerin yanı sıra asıl önemli başlığın Milli Eğitim tarafında "seçmeli ders yönetmeliği" olduğunu vurgulayan Morsümbül, sahada çalışmanın bu yönetmeliğin iki maddesi üzerinden yürütüldüğünü dile getirdi.

Morsümbül, yönetmeliğin birinci maddesinin okullarda seçmeli ders formlarının dağıtılması ve ilgili bölgelere uygun dil seçeneğinin yazdırılması gerektiğini belirterek, "Dicle ilçesinde Zazaca yaz. Talaytepe Ortaokulu’nda Kurmancî konuşan çocuk varsa Kurmanca yaz. Rize’de Lazca yaz. Kayseri Pınarbaşı’nda Adigece yaz. Toplam 21 ders var, yaşayan diller ve lehçelerinin yanına Kürtçesini yazdırmak gerekiyor" dedi.

İkinci maddenin ise seçmeli derslerin tanıtımını zorunlu kıldığını ifade eden Morsümbül, okul müdürü, rehber öğretmen ve varsa Kürtçe öğretmeninin birlikte sınıflara girerek dersi anlatması gerektiğini söyledi.

Kürtçe seçmeli derslerin mesleki ve akademik avantajlar sunduğunu dile getiren Morsümbül, bu sürecin Kürtçe öğretmenliği ve akademisyenlik gibi alanlara kapı açtığını, TRT Kurdî gibi kurumlarda da çok sayıda meslek dalının bulunduğunu ifade etti.

"Vaştürüyü bilene orak öğretmek pedagojik bir katliamdır"

26 yıllık Türkçe öğretmeni olduğunu belirten Morsümbül, Kürt öğrencilerin ana dillerindeki kelimeler yok sayılarak eğitim verilmesinin ciddi sorunlara yol açtığını belirtti. Solhan’da görev yaptığı döneme ilişkin örnek veren Morsümbül, öğrencilerin "orak" kelimesini bilmediğini, ancak aynı öğrencilerin Kürtçe karşılığı olan "vaştürü" kelimesini çok iyi bildiğini anlattı. Morsümbül, "Vaştürüyü bilen çocuktan sen vaştürüyü alıyorsun; bu pedagojik olarak da hukuki olarak da büyük bir katliamdır" dedi.

"Hedef Kürtçe derslerin yaygınlaşması ve öğretmen sayısının artması"

Sahada verilen mücadelenin Kürtçe derslerin yaygınlaşması ve Kürtçe öğretmenlerinin artması olduğunu belirten Morsümbül, seçmeli derslerin zorunlu olması gerektiğini savundu. Morsümbül, "Türkçe ne kadar mühim ve kutsalsa, bizim için Kürtçe de o kadar mühim ve kutsaldır" ifadelerini kullandı.

Kürtçe seçmeli derslerin yaygınlaştırılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Morsümbü, "Nasıl Türk Dil Kurumu Türkçe için 1928’den beri çalışıyorsa, bugünden sonra Kürt dili için de aynı şekilde çalışılsın. Yani 2012’de Türk Dil Kurumu 13 bin kelimelik bir Kurmanca sözlük basmıştı. Onu dağıttık hamdolsun ama bunun ötesini getirmesi gerekiyor. Bu potansiyel var. Peki engeller ne? Her okulun belli bir ek ders havuzu var. Diyelim 40 saat havuzumuz var. Okul müdürü… Ben de öğretmenim. Türkçe, matematik, fen öğretmenim o dersten 6 saat, 8 saat, 4 saat alıyor ve bir şekilde fazla para kazanmış oluyor; bir iki okulda kalmış oluyor." dedi.

"Büyük engellere rağmen başarı elde etmiş durumdayız"

Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünün daha çok üniversitede olması için çalışmalarını dürdürdüklerini söyleyen Morsümbül, "Biz bunu artırmak için elimizden geleni yapacağız. Nedir o? Özellikle 5 tane Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünün bulunduğu yerlerde; üniversitenin, valiliğin ve Milli Eğitim Müdürlüğü’nün koordinasyonunda okulları bilgilendirme ağı kuracağız. Bunun Bingöl versiyonu, Mardin versiyonu, Diyarbakır versiyonu hamdolsun kuruldu. Bunu daha da artırıp, olmayan yerlerde de bu organizasyonu sağlamaya çalışıyoruz." dedi.

Morsümbül son olarak şunları kaydetti:

"Çok ciddi STK desteği var. Bu anlamda Kürtlerin büyük bir kısmı teyakkuz hâlinde aslında. Öyle sayıların küçüklüğüne bakmayın. Biz büyük o engele rağmen bu işleri başarmış durumdayız. İlk 2012 yılında bin 700 öğrenci seçmişken hamdolsun şimdi bunu 60 bine getirdik. 60.000’e getirdik. Bu hepinizin başarısı. Özellikle son 2-3 yıldır HÜDA PAR’ın düzenli takibi, Memur-Sen’in yıllara yayılan düzenli takibiyle gerçekleşti."

Kaynak:HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.