Diyarbakır’da toprağın altındaki "sessiz katliam”

Diyarbakır’da toprağın altındaki "sessiz katliam”
Hasat sonrası kolaylık olsun diye ateşe verilen tarlalar, Diyarbakır ve ilçelerinde ekolojik bir faciaya dönüşüyor. Alevlerin arasında kaçacak yeri olmayan binlerce canlı diri diri can verirken, uzmanlar uyarıyor: Yanan kuru saplar değil; bölgenin biyolojik çeşitliliği ve geleceğimiz!

Ahmet Baran /Özel Haber

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaz aylarının gelmesi ve hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla birlikte, Diyarbakır ve ilçelerinde hemen hemen her gün yaşanan anız yangınları yürekleri ağza getiriyor. Hasat döneminin ardından tarlada kalan sapları temizlemek amacıyla çıkarılan yangınlar, hem doğayı hem de toprağın altındaki binlerce canlıyı yok ediyor.

haber-5.jpg

Ekipler zamanla yarışıyor: Facianın eşiğinden dönülüyor

Diyarbakır'ın Bismil, Çınar, Yenişehir, Sur ve Bağlar başta olmak üzere tarım arazilerinin yoğun olduğu dış ilçelerde son günlerde anız yangını ihbarlarında patlama yaşanıyor. Çiftçilerin "maliyet düşürmek ve toprağı kolay işlemek" amacıyla başvurduğu bu ilkel yöntem, rüzgarın da etkisiyle kontrolden çıkarak yerleşim yerlerine, meyve bahçelerine ve ormanlık alanlara tehdit oluşturuyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri ile Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı personeller, adeta her gün yangından yangına koşuyor. İhbar hatlarına gelen çağrılarla birlikte hızla koordinasyon sağlayan ekipler, paletli araçlar ve arazözlerle alevlerin ortasına dalıyor. Yangınların yerleşim yerlerine sıçramaması için adeta zamanla yarışan itfaiye ekipleri, zamanında müdahalelerle olası büyük faciaların önüne geçiyor. Ancak bir bölgede söndürülen yangının ardından, birkaç saat sonra başka bir ilçeden dumanlar yükselmeye devam ediyor.

sadece-aniz-degil-ekosistem-yaniyor-1.jpg

Yalnızca tarla değil, geleceğimiz yanıyor!

Anız yangınları sadece görerek müdahale edilen alevlerden ibaret değil; ardında bıraktığı ekolojik yıkım çok daha korkunç boyutlarda. Uzmanlar, anız yakmanın toprağın en verimli üst tabakasını tamamen yok ettiğini belirtiyor. Yangın sırasında oluşan yüksek ısı, toprağın nem dengesini bozarak tarım arazilerini çölleşmeye doğru sürüklüyor. İşin en acı boyutu ise canlı ekosisteminde yaşanıyor. Yangınlar esnasında kaçacak yeri olmayan binlerce kaplumbağa, kirpi, tarla faresi, kuş yavruları, sürüngenler ve faydalı mikroorganizmalar diri diri yanarak can veriyor. Yanan sadece kuru saplar değil, bölgenin biyolojik çeşitliliği ve toprağın canlılığı oluyor.

"Hem toprağa ihanet hem canlılara zulüm"

Konuyla ilgili görüş bildiren tarım uzmanları ve çevre aktivistleri, anız yakmanın yasal olarak suç teşkil ettiğini ve ağır cezai yaptırımları olduğunu hatırlatıyor. Çiftçilere çağrıda bulunan yetkililer, "Anız yakmak, kendi ekmeğini kazandığın toprağı kendi ellerinle öldürmektir. Toprağın içindeki organik maddeler yandığında, bir sonraki yıl daha fazla gübre kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Bu hem ekonomik bir zarar hem de içinde yaşayan canlılara karşı büyük bir zulümdür. Modern tarım teknikleriyle anız parçalayıcı makineler kullanılarak bu sorun çözülebilir" diyerek sağduyu çağrısında bulunuyor. Diyarbakır ve ilçelerinde ekipler teyakkuz halini sürdürürken, yetkililer vatandaşları duman gördükleri anda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulunmaları konusunda uyarıyor.

Kaynak:AHMET BARAN

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.